Ülke yönetimi tek kişiye bırakılamaz, ama Kemalizme bırakılır!

Ülke yönetimi tek kişiye bırakılamaz, ama Kemalizme bırakılır!


Ülke yönetimi tek kişiye bırakılamaz, ama Kemalizme bırakılır!

 

 

CHP’li Mezitli Belediye Başkanlığı davet etmiş..

Tiyatroculuğu bırakıp, siyasetçiliğe merak salan Metin Akpınar konuşmuş..

Önce “Yaşanılan tüm sıkıntıların çözümünün Kemalist anlayışta olduğu”nu müjdelemiş..

Ardından da..

“Şu an Türkiye’de yaşadığımız akıl tutulmasından kurtulmanın tek yolu, irdeleyen, eleştiren ve işleyen akla sahip olmaktan geçmektedir. Ortak akıl bir yere kadar. Ama mutlak akıl diye bir şey yoktur. O yüzden tüm ülke yönetimini bir kişinin inisiyatifine bırakmak çöküşe götürür!” diyerek, golü attığını zannetmiş..

Gol kime atılmak isteniyor?

Tabii ki AK Parti’ye..

Tabii ki Tayyip Erdoğan’a..

 “Tüm ülke yönetimi bir kişinin insiyatifine bırakılamaz” diyor..

Top doksandan ağlara takılıyor..

Ama aynı Metin Akpınar..

Aynı konuşmasında..

Bir başka isim söz konusu olunca..

Tüm ülke yönetimini ona bırakmayı boşverin..

O kişi hayatta iken ülke yönetimini kendisine bırakmayı boşverin..

O öldükten sonra da..

O hayatta değil iken bile..

“tek bir kişinin insiyatifi ile ülkenin yönetilmesi” gerektiğini söylüyor..

“Böyle yapmazsak, halimiz harap” diyor..

“tek kişi” kim?

Tabii ki Mustafa Kemal..

Akpınar’ın sözleri, aynen şöyle:

“Yaşadığımız tüm sıkıntıların çözümü Kemalist anlayıştadır.”

Yani “Sadece 1938’e kadar değil..

Bugün de, Mustafa Kemal’in sözleri ile ülke yönetilmeli” diyor..

Daha iki hafta önce halktan % 52 oy alan Tayyip Erdoğan için, “Tek kişinin insiyatifi ile ülke yönetilemez” diyor ama..

1938’de ölen Mustafa Kemal’in o yıllarda kalmış sözleri ile bugünkü Türkiye’yi yönetmeye kalkıyor..

Mustafa Kemal’in sözleri ile, yani Metin Akpınar’ın tanımlaması ile Kemalizmleülke yönetilirse, “tüm sorunlara çözüm” bulunur!

Ama Mustafa Kemal yerine, kim olursa olsun, bir başka tek kişinin insiyatifi ileülke yönetilmek istenilirse, o zaman “çöküş” yaşanır..

Aklı olan bir CHP’li var ise..

Bunu bir izah etsin..

Mantıklı bir açıklamasını yapıversin..

Biz de anlayalım..

Aynı Metin Akpınar..

Aynı konuşmasında..

“Aklınızı hiç kimsenin ipoteğine bırakmayın. Kimseden ümit beklemeyin”diyor..

Aslında tutarlı olmak için, bu cümlesindeki “hiç kimse”nin içinde..

Mustafa Kemal’in olmadığını..

Onun dışındaki herkesin, “hiç kimse” tanımlamasının içinde yer aldığını söylemesi gerekirdi..

Öyle ya..

Kurtuluş Kemalizmde olduğuna göre..

Mustafa Kemal’den ümit beklememiz zorunlu.. 

Akpınar, “Hiç kimseden ümit beklemeyin” dese de..

Ama ne yaparsınız..

Akpınar, ya akşamdan kalmıştı.

Ya da, erkenden “akşamcılığın gereği”ni yerine getirmişti..

Ki..

Tiyatroculuktan siyasete geçerken..

İzleyenleri güldürmeye devam ediyordu..

“Tek adam insiyatifi ile ülke yönetmenin, çöküşe götüreceği”ni savunan Metin Akpınar..

Bakın Mustafa Kemal için, daha somut anlatımlar da yapıyor:

“Atatürk’ün yaşam öyküsüne bakıldığı zaman, iyi bir lider, iyi bir asker, iyi bir devlet adamı olmasından daha önemli şey, iyi bir bilim adamı olduğudur.. Mustafa Kemal’in söylediği her şey bilime ve akla dayalıdır.”

Haydaaa..

“İyi bir lider” diyebilirsiniz.. 

“İyi bir asker” diyebilirsiniz..

“İyi bir devlet adamı” diyebilirsiniz..

Ülke yönetimlerinin, tek adam insiyatifine bırakılmamasını gerektiğine ilişkin sözlerinizle, çelişseniz de..

Mustafa Kemal’e yaptığınız bu övgüler için..

“Subjektif yorumlar” der, “Kimse, kimsenin kanaatine karışamaz.. Herkes kendi düşüncesini özgürce ifade eder” diyerek, saygı ile karşılayabiliriz..

Ama..

“Mustafa Kemal iyi bir bilim adamıdır” derseniz..

“Bir tane somut örnek” diye, sorarlar adama..

Mezarları açtırıp, kafa ölçülerini aldırması mı bilim adamlığını gösterir?

Yoksa..

Şapka takmayana verilecek ceza ile ilgili kanunu çıkarttırması mı, bilim adamlığını gösterir?

Yoksa yoksa..

Latin harflerine geçmenin, okur yazar oranlarını artıracağı yönündeki söylemi mi, bilim adamlığını gösterir?

(Japonya’ya bakınız.. Çin’e bakınız.. Hangi harflerle.. Hangi oranlarda okur yazarlıkları var, görünüz!)

Örnekleri çoğaltmaya gerek yok..

Burada bırakalım..

Metin Akpınar’ın, siyasetteki tiyatroculuğunu noktalayalım..

Baktım, Metin Akpınar’ı Mezitli’ye davet eden belediye başkanının açıklamalarına..

Tahmin ettiğiniz gibi..

Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te yaşanılan olayları kınayan..

Ama  5 Temmuz 1993’te Başbağlar’da yaşanılanları görmezden gelen uyanıklardan..

PKK’lılar hangi eylemi yaparsa yapsın..

Onu önemsizleştirenlerden.. Unutturmaya çalışanlardan.. 

Dindar insanları suçlayabilecekleri bir fırsat ellerine geçti ise..

Dindar insanların kasti bir eylemleri olmasa bile.. Sonuna kadar hakaret eden tiplerden..

24 Haziran öncesinde..

“Ha gayret.. Geldik, geliyoruz” diye halka gaz verenlerden..

24 Haziran sonrasında ise..

Ortalıktan toz olanlardan..

Muharrem İnce’nin, Diyarbakır’da yaptığı mitingin fotoğrafı ile yaptığı, “Tayyip Erdoğan, seni kandırmışlar. Bak Türk bayrakları ile yaptığımız miting.. Seni kandırmışlar. Ya da bir göz doktoruna gitsen” paylaşımı destekleyen.. 

Haziran seçimlerinden sonra..

CHP’nin Diyarbakır’da, o miting alanında olanlar kadar oy alamadığı sonuçlar geldikten sonra..

“Göz doktoruna gitmesi gereken.. Veya psikoloğa gitmesi gereken, bizim partinin yöneticileriymiş” diyemeyenlerden..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp