Ucuz ispiyoncu!

Ucuz ispiyoncu!


 

Ucuz ispiyoncu!

 

Doğan Medya Grubu’nun “sonradan olma” Kemalist’i şöyle bir cümle kurmuş: "Atatürk’e hakaretler yağdırmanın hiçbir bedelinin olmadığı böyle bir dönemde..."

Emin misin tosun?            

Gerçekten de Atatürk’e hakaretler yağdırmanın hiçbir bedeli yok mu? 

Bilebildiğimiz kadar, bir “marazi karşıt”, hakaret ihtiva eden sözleri nedeniyle yargılanıyor... 

Bizzat sen ispiyon etmiştin... 

Hakaret edene “Niçin hakaret ediyorsun?” diye sormak gerekir elbette. 

Sen bu sorgulamayla yetinmedin, bir de savcıları harekete geçmeye çağırdın. 

İyi ettin de, Atatürk’e yönelik eleştirel beyanda bulunan tarihçiler için de aynı tarifeyi uyguluyorsun, “Savcılar nerede?” diye zırlayıp duruyorsun. 

Ki, iki tarihçi (sadece eleştirel beyanda bulunan iki tarihçi), senin zırlamaların ve hedef göstermelerin nedeniyle aylardır mahkeme kapılarında sürünüyor. 

Ceza alırlarsa, vebali senin boynunadır! 

Şimdi söyle bakalım ucuz ispiyoncu! Atatürk’e hakaret etmenin bedeli var mıymış, yok muymuş? 

Bırakalım hakareti, eleştirel beyanda bulunmanın ceza-i müeyyidesi var mıymış, yok muymuş? 

 

Kalıpsız Mehmet’e kötü haber

Kalıpsız Mehmet yeni bir atakta bulunmuş: “Yakamı bırak” diyor, “Yakamı bırakmazsan, benim sırtımdan reyting elde ettiğine inanacağım.”

Daha önce bin kere yazdım: 

Ben durup dururken sataşmış değilim bu kalıpsıza... 

Sadece onun sataşmalarına ve sağda solda ettiği dedikodulara cevap verdim: “İki dakika delikanlı ol, bir gazeteye transferimde tespit ettiğin şaibeyi açıkla... Beni zor duruma düşür, insan içine çıkamaz hale geleyim... Açıkla ki, sosyal medya hesabında paylaştığın dost beyanlarını kamuoyu da bilsin...”

Kalıpsız bunu yapmadı. 

Durduk yerde saldırıya uğrayan mağdur rolü oynadı. 

Buna izin vermeyeceğimi, (mağdur rolü oynama düşüklüğünü gösterdiği için) yakasından düşmeyeceğimi söylemiştim: Ya çıkıp insan gibi özür dileyecekti, ya da tespit ettiği “şaibe” neyse, onu açıklayacaktı. 

İnsan olmadığı için, ikisini de yapmadı, yapmıyor. 

O halde (gereğini yapmayacağı) bir hususiyetini daha anlatayım; bakalım kendini nasıl savunacak! 

Kalıpsız Mehmet, Yakup Köse’nin bedelli askerlik işini hallettiğini söylemişti... 

Güya kampanya açmış, para toplamış... 

Bazı insanlar (düşük karakterli ve gevşek ağızlı olanlarından söz ediyorum) yaptıkları iyilikleri anlatırlar, buradan paye elde etmeye çalışırlar. 

Pozisyonları itibariyle, sevimsizdirler. 

Çünkü normal ve sağlıklı bir insan, yaptığı iyiliği anlatmaz, buradan paye elde etmeye çalışmaz. Ayıptır! 

Bir de Mehmet Bekaroğlu gibi, “yapmadığı” iyiliği anlatıp muhataplarının başına kakanlar var. 

Bu tür insanları hangi sıfatla anmalı? 

Kalıpsız hiçbir zaman Yakup Köse’nin bedelli askerlik işi için kampanya açmadı, bugüne kadar tek kuruş para toplamadı... Ama utanmadan, böyle işler yapmış gibi hava attı, sağda solda “yapmadığı” iyiliği anlatıp durdu. (Yakup Köse, askerlik sorununu kendi imkânlarıyla halletmiştir, bunu da ek olarak belirtelim!)

İşte bu kalıpsız diyor ki, “Yakamı bırakmazsan, benim sırtımdan reyting elde ettiğine inanacağım.”

Kötü haberi sona sakladım: 

Ne yazık ki, elverişli bir reyting malzemesi de değilsin Mehmet Bekaroğlu! 

Ne zaman seni yazsam, okunma oranım düşüyor. 

Zaten “düşük” bir profil çiziyorsun. 

Reytingin de düşükmüş! 

 

star

Google+ WhatsApp