Üçlü konfederasyon

Üçlü konfederasyon

Son günlerde Filistin Lideri Mahmut Abbas’ın geçici olarak hafıza kaybı yaşadığı ve yanına gelenleri tanıyamadığı belirtiliyor. Esasında Mahmut asıl hafıza kaybını Filistin davasında yaşıyor. Filistin davasının sabitelerini unutmuş görünüyor. Gazze ile yeniden buluşma ve bütünleşmeye ağırlık vereceği ve Hamas ile uzlaşma sağlayacağı yerde

Üçlü konfederasyon

 

Son günlerde Filistin Lideri Mahmut Abbas’ın geçici olarak hafıza kaybı yaşadığı ve yanına gelenleri tanıyamadığı belirtiliyor. Esasında Mahmut asıl hafıza kaybını Filistin davasında yaşıyor. Filistin davasının sabitelerini unutmuş görünüyor. Gazze ile yeniden buluşma ve bütünleşmeye ağırlık vereceği ve Hamas ile uzlaşma sağlayacağı yerde olmayacak formüller peşinde koşuyor. Bu yönüyle Filistin halkını temsil etmekten ziyade maalesef Filistin davasının düşmanlarını temsil ediyor ya da açık bir surette onlara boyun büküyor. Son sıralarda eski formülü yeniden ortaya attı. İsrail, Ürdün ile Filistin arasında üçlü bir konfederasyonu kabul etmeye hazır olduğunu söyledi. Gazze ile Batı Şeria arasında Filistinlilerin birbiriyle buluşması sağlanamazken Mahmut Abbas üç farklı kitleyi veya tarafı bir araya getirmeyi tasarlıyor. Fantastik arayışlar içine giriyor. Hafıza kaybı bu olsa gerek. Filistin Otoritesi Lideri Mahmut Abbas bunun bir Amerikan teklifi olduğunu kendisinin de buna onay verdiğini saklamıyor. Onların namına vekaletle hareket ediyor. Kendinden kaynaklı bir fikir değil. Ürdünlü İslami Çalışma Cephesi sözcülerinden Murat El Adayile bunun saçma bir tutum olduğunu ve onun yerine Mahmut Abbas’ın Gazze’ye yönelik ablukayı kaldırmasını ve Batı Şeria’da da direnişe izin vermesini istedi. Adayile Ramallah yönetiminin 25 yıldan beri bir serabın peşinde koştuğunu ve hala da istikametini düzeltemediğini, değiştirmediğini hatırlatmaktadır. Fiilen de Filistin Otoritesi, Filistin halkının ve davasının sinesinde bir yük haline gelmiştir. İki taraf ayrı vadilerde dolanıyor.

Mahmut Abbas gerçekten de kaypaklık ustasıdır. Geçmişte KGB adına çalıştığı ileri sürülmüştür. Şimdi de İsrail iç istihbarat teşkilatı Şabak ile hemen hemen her konuda anlaştıklarını ve konularda yüzde 99 oranında mutabakat sağladıklarını, yakaladıklarını söylemektedir. Bu utanç verici bir açıklamadır. Bırakın Hamas’ı, Filistin halkıyla bile yüzde 99 nispetinde mutabık olmaları mümkün değilken İsrail ile yüzde 99 oranında mutabakat sağlamaktadırlar. Ya oranda bir pürüz, abartı var ya da yalakalık katsayısı çok yüksek! Mahmut Abbas’ın da kalan Arap rejimlerinden bir farkı yoktur. Cumhuriyet adına cumhuru öldüren bu Arap rejimleri girdikleri seçimlerde yüzde 99 oranında tulum çıkarmaktadır. Filistin Otoritesi Filistin halkının özlemlerinden ve bağımsızlık duygularından değil İsrail ve halkının güvenlik ve esenliğinden sorumlu hale gelmiştir. Burada yüzde 99 oranında ters giden bir durum var. Mahmut Abbas ve Ramallah’daki yönetim erki Filistin halkının acılarını dindirmek yerine İsrail namına Filistin halkını gözetmekte ve kontrol etmekle meşguller. Nitekim İshak Rabin merhum Arafat’a’ ‘taşeronumuz olacaksınız’ demişti ve gerçekten de 2004 yılından beri güvenlik alanında Filistin Otoritesi İsrail’e taşeronluk yapmaktadır. Mahmut Abbas bu söylediklerimizi birinci elden itiraf etmiş ve skandal konuşmasında şöyle demiştir: “Filistin Otoritesine bağlı güvenlik birimleri İsrail güvenlik birimleriyle günlük güvenlik koordinasyonu çabalarını sürdürmektedir. Ben ve halkım hiçbir İsraillinin en ufak bir eza ve vefaya maruz kalmasına, katlanmasına razı olmayız. Bunu var gücümüzle engellemeye amadeyiz” (http://assabeel.net/news/2018/9/2). Kendisi İsrail’e hizmete adamıştır. Olabilir de lakin bu hizmeti Filistin halkıyla birlikte müşterek olarak ifa ettiklerini söylüyor. Halkı da bir biçimde ihanete ortak ediyor. Bu anlaşılabilir ve kabul edilebilir bir durum değil. Edward Said’in ifadesiyle bu gibi açıklamaları onu Güney Afrika’da vaktiyle ihanet şebekesinin başı olan Bandustan reisi konumuna düşürmektedir.

İsrail iç istihbarat servisi Şin Bet (Şabak) Başkanı Nadav Argeman ile mutat aylık toplantılarda bir araya geldiklerini ve ilgili konularda yüzde 99 oranında anlaştıklarını dile getiren Abbas bir İsrail heyetiyle görüşmesinde, onlara Trump’ın kendisine üçlü konfederasyon teklif ettiğini kendisinin de bunu onayladığını aktarmıştır.

Bu şaşırtıcı açıklama Hamas nezdinde de makes bulmuş ve tepkilere neden olmuştur. Hamas sözcülerinden Hazım Kasım, bu açıklamanın dayandığı formülün işlerlik kazanması halinde bunun Filistin davasının tasfiyesi anlamına geleceğini ve buna hizmet edeceğini ifade etmiştir.

Bunun İsrail’e bölgede meşruiyet kazandıracağı ve varlığını kökleştireceği ihtimali izahtan varestedir. Bu durumda İsrail kabullenilecek ve bünye tarafından yadırganmayacaktır. Halbuki, İsrail bölgeye monte edilmiş yabancı bir cisimdir. Hazım Kasım konfederasyon formülünün Kudüs’ün İsrail’e devri anlamına geleceğine de parmak basmıştır. Bu yaklaşımıyla birlikte Mahmut Abbas Filistin halkının ve örgütlerinin oy birliğinin veya mutabakatının dışına çıkmıştır. Mahmut Abbas’ın sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne ise konfederasyon tezinin 1984 yılından beri Filistinli liderlerin önünde tartışılan meselelerinden birisi olduğuna dikkat çekmiştir. Bununla birlikte bu fikrin alternatif vatan projesi kapsamında Trump’ın damadı Jared Kushner ile Jason Grinblat tarafından Mahmut Abbas’a teklif edildiği doğrulanmıştır. Bilindiği gibi bu ikili (Kushner ile Grinblat), Asrın Pazarlığı kapsamında çalışan dört kişilik bir heyetin arasında yer alıyorlar. Jared Kushner ile Jason Grinblat’ın bu yöndeki telkinleri karşısında Mahmut Abbas da onlara mukabele olarak şunu söylemiştir. İsrail de bu konfederasyona dahil olursa, biz de yerimizi alırız!

Bununla birlikte Ürdün bu formüle soğuk bakıyor ve iki devletli formülü tercih ettiklerini tekrarlıyor. Nitekim Ürdün Hükümeti adına Sözcü Cumane Guneymat Ürdün’ün Batı Şeria ile bağlantısını reddettiklerini ve buna yanaşmayacaklarını söylemiştir.

İkinci Abdullah’ın babası Kral Hüseyin 1988 yılında Batı Şeria ile irtibatı kestiklerini ilan etmişti. Trump yönetimi Filistin meselesini sulandırmak istiyor aksi taktirde Kral İkinci Abdullah’a söylediği gibi meselenin gelecek kuşaklara aktarılması halinde İsrail Muhammed ismini taşıyan bir Filistinli tarafından yönetilebilecektir. Bunun için Trump elini çabuk tutmak istiyor. Sadece ABD açısından değil İsrail açısından da ‘benden sonra tufan’ diyor! Bu korkulan senaryoyu önlemek için sulandırıcı formüller ortaya atıyorlar.

Filistin meselesini daha kırılgan hale getirmek için Trump önce UNRWA’ya yaptıkları yardımı kesti ardından da bu kuruma yardım yapan ülkelere baskı yaparak kurumun kaynaklarını tamamen kurutulmasını sağlayacak ve ardından da kuruma kilit vurulacak. Filistinli mültecilere yardım sağlayan bu kurumu kapatarak mülteci meselesini nadasa bırakmak niyetinde. Önce kurumunu ortadan kaldıracak sonra da mültecileri yok farz edecek. Plan bu…

 

 

Mustafa Özcan/Fikriyat

Google+ WhatsApp