Turkuaz Nota…

Turkuaz Nota…


Türkiye’nin Suriye’de ne işi var’ diye soranlar, aslına bakılırsa, terör örgütlerinin niçin ülkemizde değil de hâlâ Suriye’de faaliyet gösterdiğine hayıflananlardır”...

 

Cumhurbaşkanı’nın ağzından çıkan bu ifadeler, sıradan insanlara söylense, üzüntü ve utançtan bir daha yerlerinden kalkamazlar. Muhatapları açısından ise neredeyse günlük istihkaklarının parçası...

 

‘Türkiye’nin Suriye’de ne işi var’ sorusunu ve yanıtlarını samimiyetle anlamayanlar olabilir mi?

 

Mümkün...

 

Belki de, “Biz gitmeksek onlar gelir” başlığı altında ‘ulusal güvenlik’ tehditleri sayıldığında işin nerelere varabileceğini hemen ve herkes görebilir, kimse umursamazlık edemez sandık...

 

Suriye’deyiz çünkü;

 

Bir, Kontrolsüz göçü önlemek istiyoruz. Şu haliyle bile ne kadar canımızı yaktığı görülmüştür.

 

İki, Terörle mücadelenin on yıllardır uğraştığı Irak’la birlikte ortak bileşeni Suriye olmasın istiyoruz.

 

Üç, Bu madde altında ‘yabancı savaşçılar’ ve DAEŞ’le mücadele ediyoruz ki, uluslararası sorumluluğunda parçasıdır.

 

Dört, Evet doğru; Suriye masasında yırta yırta açtığımız yeri, hatta genişliğini korumak istiyoruz. Üstümüze böyle gelirlerse daha da genişletiriz diyoruz.

 

Beş, Türkiye’de belki ilk kez.. 50 yıl sonrasına, sembol takviminde 2071’e kodladığımız, şu an iktidarda/üst yönetim bürokrasisinde olanların çok azının görebileceği, siyasi beklentisinin zaten olamayacağı bir tarihe miras bırakmaya çalıştığımız için Suriye’deyiz. Başarılamazsa, bugün doğan ya da 10’lu yaşlarında çocuklarımızın müstakbel yönetimindeki Türkiye daralmış olacak...

 

Altı, İran’dan Akdeniz’e ve Kuzey Irak’tan Akdeniz’e uzanan, şimdi “terör koridoru” denen, aslında Türkiye’yi içine çeksin için kazılan stratejik mezarı ‘onlarla’ doldurmak için Suriye’deyiz...

 

Yedi, Yani, PKK/PYD/YPG’nin hem önünü hem Kıbrıs’a kadar gidecek yolunu hem de gırtlağını kesmek için Suriye’deyiz...

 

Sekiz, kimse adlı adınca söylemez ama İran’ın önünü kesmek için de buradayız. Çünkü bu bir başka ölüm çukurunun, mezhep savaşlarının kuşatması olacaktır...

 

Dokuz, bu bağlamdaki kuşatma aynı zaman devasa bir haritanın bağlandığı uçtur. Bugün sadece Rusya ve ABD değil, aynı zamanda “fiilen”; Yunanistan’a, oradan-ilk kez okuyorsunuz-; Pire’den Budapeşte’ye erişmiş, içinde Makedonya-Belgrad şimdiden hazır olduğu Çin kulvarıdır!..

 

On, Bu hattın yıkılması ya da bizim de dahil olabileceğimiz şartlara gerekirse başından bastırarak mecbur bırakılması için Suriye’deyiz...

 

On bir, Doğu Akdeniz ve Mustafa Akıncı da başkaldırdığı için artık rabıtası elle tutulur hale gelen Kıbrıs için oradayız...

 

On iki, Irak için oradayız; Bağdat’ın ‘cephe’ haline getirilmesi, Kuzey Irak ve Basra Körfezi’ne yürüyen bir politik obruk ile sonuçlanabilir. Bu durumda yine burnumuzun dibinde bitecek bir başka “GDO’lu harita” ile uğraşmak zorunda kalmayalım için, Irak-Suriye tek miğfer olduğu için, çok mavzerle nişan alalım için oradayız...

 

On üç, Aynı haritanın İsrail-Ürdün-Yüzyılın Planı-Kudüs çizgisi, bunların Suudi Arabistan, BAE, Rusya, Mısır tezgâhları için oradayız...

 

On dört, Libya hem Akdeniz’e çıkış hem Afrika’ya giriş kapısı olduğu için Suriye’deyiz. Aradaki mesafeye bakarak kapıları, yolları, rotaları görmeyenler daha Salı günü Fransa’nın Hafter’i resmen ülkesine davet etmesini anlasınlar için oradayız.

 

On beş, Enerji ve yolları için oradayız. Şimdilik petrol ve doğalgazımız yok fakat yollarımız var. Bunları kurmak, kollamak, yine bizim şartlarımız uygun olgunlaştıklarında “onları” enerji masasına oturtmak için Suriye’deyiz...

 

On altı, Rusya’yı dengelemek, bazen durdurmak bazen de yardım etmek için Suriye’deyiz...

 

On yedi, Hem İdlib’ten çekilin hem Esad’la anlaşın hem M4-M5 bağlantılarını terk edin demelerinin, aslında bize sığınmış milyonlarca masum ölsün anlamını okusunlar diye oradayız.

 

On sekiz, Şimdi bizi yere-göğe koyamayan kadim müttefiklerimiz ABD ve NATO orada bulunmasın, bir daha kafamıza çuvallar geçirilmesin, generallerimizin uçakları sabote edilmesin, köprülerde evlatlarımız ölmesin için oradayız...

 

On dokuz, Güçleri yetmediği için şu sıralar ancak yancılığa soyunan Avrupa Birliği ülkeleri asal oyuncu olup, Batı’da olduğu gibi doğuda da yüzümüze gülerek sırtımızı hançerlemesin için oradayız...

 

Yirmi, Karadeniz-Hazar-Basra-Akdeniz-Ege ve hatta Kanal İstanbul/Marmara tek havzaya dönüştüğünden, dalgaları bize yükselmesin, hepsinin kalbi Mavi Vatan olsun diye Suriye’deyiz...

 

***

 

Dahası var da hepsine birden yetişmek nasıl bir şeydir? Yolunu-yordamını-kıvamını tutturalım diye didiniyor Ankara. Bu kadar harala-gürele içinde, sadece bir günlük örnek vermek yeterse; Savunma Bakanı’nın Brüksel’de NATO Savunma Bakanları toplantısında, Dışişleri Bakanı’nın Münih Güvenlik Konferansı’nda, Cumhurbaşkanı’nın Pakistan’da, üst düzey heyetlerimizin Moskova’da bulunmasının, gazetecilerimizin Bakü ve Tahran’da seçim izlemesinin sebepleri hep bunlardır.

 

Tek günlük mesaiyi bütün siyasi hayatları boyunca gerçekleştirememiş, varsa yoksa iç irinleri patlatıp ülkeye sari hale getirmekle uğraşanlara ne söyleyeceğiz?..

 

Aynı şeyi işte; ‘Türkiye’nin Suriye’de ne işi var’ diye soranlar, aslına bakılırsa, terör örgütlerinin niçin ülkemizde değil de hâlâ Suriye’de faaliyet gösterdiğine hayıflananlardır”...

Google+ WhatsApp