Türkiye’nin S-400’den çark etmesinin tek yolu...

Türkiye’nin S-400’den çark etmesinin tek yolu...


Türkiye’nin S-400’den çark etmesinin tek yolu...

 

 

Ekonomik mahvetme, NATO’dan dışlanma, Suriye, terör örgütü PKK/YPG’ye müttefikin can damarına saldırma kalınlığında destek, FETÖ, S-400, F-35, Doğu Akdeniz ve enerji potansiyelinde Türkiye’yi itekleme, İran üzerinden, ‘Amerika’nın Düşmanları’na uygulanan yaptırımların üste sürülmesi, üçüncü ülkeler üzerinden gelen ataklar; Kudüs, Filistin, Golan, BAE, S. Arabistan... Böyle uzayıp giden, ‘çökertme, dersini verme’ listesi...

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 

Türkiye-ABD ilişkileri dibi görmüştür ve herkesin umudu yere vuran topun artık yükseleceği beklentisidir...

Yükselir mi?..

***

Pazartesi günü haylidir beklenen Cumhurbaşkanı Erdoğan-ABD Başkanı Trump görüşmesi gerçekleşti. Bu ana kadar iki ülkenin çeşitli kademedeki ilgilileri ama özellikle Amerikan siyasi ve bürokratik ağızları Türkiye’yi yerden yere vurdular...

Ankara gereken yanıtları verdi ama seviye düşürmedi. Yumuşattı ve neyin olup-olamayacağına ilişkin kararlarını dünya kamuoyuna yansıttı. Bugün en azından iki başlıkta; Suriye denklemi ve S-400’lerde bir ‘hareket’ beklenmektedir..

Gelgelelim her iki konu da Türkiye’nin ‘ulusal güvenliği’ ile ilgili en üst seviyede bağlayıcı konular. Yani diplomasinin temeli “karşılıklı esneme”de eşiği düşük maddeler...

Bu da gerilimin/krizin nasıl kontrol altına alınabileceği merakını beslemeye devam ediyor. Erdoğan-Trump görüşmesinin iki taraflı resmi açıklamaları son derece yüzeyseldir ve gerçek metin elbette bundan daha fazlasını ihtiva ediyor...

***

İki ülke özelinde ele aldığımız konular gerçekte tüm bölge ile ilgili ve çok sayıda değişkeni, en az üç süper gücün oyununu içeriyor...

Bunları eksiksiz kavradığımız söylenemez.

ABD ile Rusya arasında bir Suriye yakınlaşmasına ilişkin şüphe varlığını sürdürürken, ABD’nin; Rusya ile Çin arasındaki ilişkiyi İran üzerinden bozmaya çalıştığı, Suriye’den Tahran’ı iteklerken Rusya’ya yanaştığı, enerji muafiyetlerini durdururken Çin’in bundan asla vazgeçmeyeceğini hesapladığı, yani Suriye’de yumuşayıp İran’da sertleşerek Tahran’ı Moskova’nın kucağından alıp Pekin’e iteklemeye çalıştığı, Çin’in dış politika kabulü olan, “anlaşmazlıkları bulunan taraflara yatırım yapma”sının tezahürlerinden İsrail ve İran’la işbirliklerinden rahatsız olduğu.. Suriye’de Rusya-İsrail yakınlaşmasının kurulduğu vb., aslında konuyu tartarken daha büyük kefelere ihtiyaç duyduğumuzu göstermekte. (‘China’s risky Middle East Bet’, 29/04, Brett Mc Gurk (!), The Atlantic.)

Örneğin, doğru görüş açısı, ‘İran’ın Suriye’deki etkisinin azalmasını Rusya da istiyor’ kabulü olabilir. Ama açıyı bırakıp gözü değiştirdiğinizde bunu sağlayabilecek gücün Çin olduğunu fark edebiliriz! Çin-İran enerji ilişkileri vazgeçilmezdir... (‘Strategic retreat the better choice for İran’, 14/04, Global Times.)

Bu tür analizler, örneğin DAEŞ’in Afganistan-Pakistan, Sri Lanka, Sudan, Cezayir gibi coğrafyalarda yeniden türeyişini izah ederken, Bağdadi figürünün 5 yıl aradan sonra yeniden ortaya çıkışı oyuncuları anlamada kılavuz olmalı...

***

Sıcak konuların başında S-400’ler gelmeyi sürdürüyor. Zaman da daraldı. Hafta sonu Sözcü gazetesine uzun bir röportaj veren emekli Büyükelçi Şükrü Elekdağ uzun analizlerini, “mesele şimdi S-400 alımından nasıl çark edileceğidir” cümlesiyle bağladı...

Bu dahil hepsi de resmi ağızlar tarafından çeşitli zamanlarda yalanlanmış bir seri spekülasyon tekrarlanıyor. S-400’lerin alınacağı ama paketinin açılmayacağı, başka bir ülkeye verileceği vb...

S-400’lere ilişkin en taze bilgi Erdoğan-Trump görüşmesinde dillendirilen bir “çalışma grubu” kurulması teklifidir. Buna ABD ne diyor henüz meçhul. Benzer komisyon teklifine sıcak bakmamıştı.

Esasen bu teklifin de fazla ısınan S-400 sürecini soğutma adımı olarak Türkiye tarafından getirildiği söylenebilir. Ancak bu aşamadan sonra Türkiye’nin S-400’lerden çark etmesinin sadece tek yolu bulunuyor!..

O çap ve kabiliyette bir silahı/sistemi yaptığını ilan etmesi ve sergilemesi!..

Bundan başkası zor!

Hatta o dahi ‘anlaşma bozacağı’ için iyi hissettirmeyebilir.

***

‘İngiltere-BBC, Almanya-Deutsche Welle, Fransa-F24, ABD-Voice of America... Dört ülkenin ‘resmi’ kanalı neden ortak Türkçe You Tube kanalı kurar’?..

O kanal kuruldu ve bu sorunun yanıtı tartışılıyor. Normal olarak “hedef Türkiye”. Bu dört medya oyuncusunun Türkçe yayın yapması bu tespiti zaten doğruluyor.

Fakat sadece Türkiye olmadığını anlamak lazım. Yoksa bu kanalların hepsinin internet üzerinde Türkçe yayınları var ve istedikleri zaman YouTube kanalı açmalarının önünde engel yok. Mühim olan “bir araya gelmeleri”! İpucu orada.

Haylidir, Rus medya kanalları Doğu Avrupa, Balkanlar ve Türkiye üzerinde hatta bizzat Batı’nın üzerinde, Batı’dan daha etkin oluyor. Başta Sputnik ve Moscow Times olmak üzere.

Avrupa, ABD’nin teşvikiyle bu tehdidi resmi kurumlarında kayıt altına almış, önlem geliştirilip hayata geçirilmesi için de karar vermişti. (‘Avrupa Parlamentosu’ndan Rus propagandası uyarısı’, 13/10/2016, DW. ‘AP’nin Rus medyasıyla ilgili kararına Moskova tepkili’, 23/11/2016, AB Haber.)

Yani tipik Soğuk Savaş hamlesi bu. Türkiye’nin ne denli kritik bir ülke olduğunu, Türkiye’ye saldırmak pahasına paylaşılamadığını bir daha göstermekte!..

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp