Türkiye’nin gönüllü elçileri modern Ahiyan-ı Rum

Türkiye’nin gönüllü elçileri modern Ahiyan-ı Rum


Türkiye’nin gönüllü elçileri modern Ahiyan-ı Rum

 

 

MOĞOLİSTAN

12. Yüzyıl’da, dünyanın gelmiş geçmiş en korkunç ordusu, Orta Asya’nın bozkırlarından kopup, bir çığ gibi batıya akmış, önüne çıkan her şeyi yakıp yıkmıştı.

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 

İmparatorluklar ve medeniyetler, bu üstün yeteneklere sahip acımasız ordunun ve onun eşi benzeri görülmemiş komutanın önünde dayanamamış ve yıkılmıştı. Uygurlulardan Tatarlara, İranlılardan Ruslara, Araplardan Türklere kadar, Asya’da acı çekmeyen, tarihin karanlığına sürüklenmeyen millet kalmamıştı onlar yüzünden.

Gelen ordu, Moğol ordusuydu ve başında dünyanın gördüğü en ürkütücü komutan Cengiz Han vardı.

AHIYAN-I RUM DOĞUYOR

Moğollar 10 bin kilometre yol kat edip Anadolu’yu da yağmaladıklarında Türk siyasi birliği de ortadan kalmış oldu.

İşte o tarihlerde Türklerin gözü pek, gönlü geniş, fedakar örgütleri doğdu. Bunlar toplumu yeniden toparlamak, uzak diyarlara gidip kültür aşılamak, yardım etmek, yurt aramak ve İslam’ı yaymak için çalışıyorlardı.

Ahiyan-ı Rum.

Bacıyan-ı Rum.

O zaman Rum diyarı diye anılan Anadolu’nun erkek ve kadın gönüllüleriydi bunlar. Daha sonra Ahi Evran bu insanları örgütledi, esnaf arasında dayanışma çalışmalar yapan Ahilik teşkilatına dönüştürdü.

Ahilik teşkilatı uzun yıllar Anadolu esnafının en güçlü dayanağı oldu. Bunların temelini, atanlar dağılmış coğrafyada diyar diyar dolaşan Ahiyan-ı Rum ve Bacıyan-ı Rum gönüllüleridir.

TÜRKİYE’NİN MODERN AHİYANI RUM GÖNÜLLÜLERİ

Siz bugün Kurban Bayramı’nı evinizde ve yakınlarınızla geçirirken, onlarca gönüllü kuruluş, binlerce gönüllü insanla, dünyanın dört bir yanında yardım faaliyetleri için çalışıyor. İşte bu insanlar da Türkiye’nin gönüllü elçileri ve modern zamanın Ahiyan-ı Rum ve Bacıyan-ı Rum gönüllüleridir.

Kaderin cilvesine bakın ki, bu gönüllü örgütlerden biri olan Avrupa’da faaliyet gösteren Hasene Yardım Derneği ile Moğolistan’a geldim ve bu yazıyı orada yazıyorum.

Başkent Ulanbatur’da, Cengiz Han’ın ürkütücü boyuttaki heykeline bakarken, onun yıktığı İslam medeniyeti ve Türklerin en övgüye değer İmparatorluğu, Selçukluları biraz da içim burkularak andım.

Uçsuz bucaksız steplerde ihtişamla koşan Moğol atlarının, gururla uçan şahinlerin, muhteşem dağların ve ovaların ülkesi Moğolistan’da şimdi modern zamanın Ahiyan-ı Rum gönüllüleri yardım dağıtmaya geldi.

Hiçbiri Dicle ve Fırat’ta kan ve kitap akıtan, İslam medeniyetinin tüm birikimini ateşe veren ve 100 yıl boyunca karanlık çağı yaşamamıza neden olan Moğolların o günlerini anmıyor, konuşmuyor.

Şimdi bu uçsuz bucaksız topraklarda fakirlikten perişan olmuş insanlara ulaşıp, onlara Kurban eti dağıtıyor ve karşılıksız yardım yapıyor.

DÜNYAYA YAYILMIŞ GÖNÜLLÜ ELÇİLER

Daha önce Deniz Feneri Derneği ile Sri Lanka’ya, İyilikder ile Bangladeş/Arakan’a, Kızılay ve Diyanet Vakfı ile Suriye’ye, İHH ile Lübnan’a gitmiş, bu gönüllü kahramanların canla başla yardım dağıtmalarına şahitlik etmiştim.

Türkiyeli yardım kuruluşları bugün dünyada yaklaşık 100 ülkede yardım dağıtıyor. Bu bayram günü ailelerini bırakıp, Afrika’nın, Asya’nın en derin ve bilinmez noktalarına gidip, tehlikeler geçirip, kalplerinin üzerinde al bayrak, gönüllerinde huzurla yardım dağıtıyorlar.

Her gittikleri yerde, Türkiye adı geçiyor, dualar ediliyor, hayranlıkla anılıyor ülkemiz.

Dünyada eşi benzeri olmayan bir şeydir bu. Bu denli geniş coğrafyada yardım yapan, devlet desteği olmadan gönüllü olarak örgütlenen başka bir millet bulmak zordur.

Aynı zamanda bundan daha güçlü kamu diplomasisi ve kültür çalışması da yapılamaz. Düşünsenize sadece bayram gününde binlerce insan, 100 ülkeye dağılmış yardım dağıtıyor, ülkesinin bayrağını ve adını dalgalandırıyor.

İlk bakışta insanı ürperten Moğol askerlerinin heykellerine bakarken aslında tarihin seyrini değiştiren Cengiz Han ve askerlerinin, aynı zamanda yeni fırsatlar doğurduğunu da görmek gerekir diye düşündüm.

Moğolların yaktığı Anadolu bozkırında, Söğüt’te bir fidan toprağa düşmüş, sonra Osmanlı çınarına dönüşmüştü.

Ve yine yıkılmış o coğrafyada doğan Ahıyan-ı Rum ve Baciyan-ı Rum geleneği bugüne kadar gelmiş ve dünyanın dört bir yanında fakirlerin imdadına koşmuştur. Takdiri İlahi böyle bir şeydir.

Hayırlı Bayramlar efendim.

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp