Türkiye “Fetret Devri”ni kapatıyor mu?

Türkiye “Fetret Devri”ni kapatıyor mu?

Galiba 150 yıllık taklit ve korku dönemi bitti… Galiba fetret sona erdi… Tanzimat’la birlikte Batı’nın ruhumuza ve şuurumuza vurduğu prangalar, kasnaklar kırılıyor ve Türkiye eski köklerinde yeniden diriliyor gibi... Artık “bize ne” demiyoruz, “sınırlarımızın dışında olanlar bizi

Türkiye “Fetret Devri”ni kapatıyor mu?

 

Galiba 150 yıllık taklit ve korku dönemi bitti…

Galiba fetret sona erdi…

Tanzimat’la birlikte Batı’nın ruhumuza ve şuurumuza vurduğu prangalar, kasnaklar kırılıyor ve Türkiye eski köklerinde yeniden diriliyor gibi...

Artık “bize ne” demiyoruz, “sınırlarımızın dışında olanlar bizi ilgilendirmez” havasına girmiyoruz, İslâm dünyasının neresinde bir olay varsa oraya koşuyoruz…

Tarihin çağrısına “Lebbeyk” diyoruz!

Yurtdışında üsler kuruyor, kimi yerde sembolik mânâda caydırıcı olarak, kimi yerde savunma amaçlı güç olarak bulunuyoruz…

Bakın şimdi…

40.000 askerle KKTC’deyiz…

250 askerle Bosna’dayız…

5.000 askerle Suriye’deyiz…

2.500 askerle Irak’tayız…

300 askerle Katar’dayız…

İlmimiz, tekniğimiz ve askeri gücümüzle Doğu Akdeniz’deyiz…

Ve nihayet Libya’dayız…

Kısacası her yerdeyiz. Burada önemli olan asker sayısı değil, Türkiye’nin ilgisidir. Türkiye “Bu bölge bensiz olmaz” diyor, tavır alıyor, duruş belirliyor ve gereğini yerine getiriyor.

Tarihin eski topraklarımıza çağrısını karşılıksız bırakmıyor kısacası. 

Dolayısıyla hedefsiz, amaçsız, taklitçi ve heyecansız dönemin zincirleri bir bir kırılıyor. Yeniden dirilişin nefesini duyuyoruz! 

Osmanlı’nın çekildiği bölgelere 100 yıl sonra yeniden dönen Türkiye, en stratejik alanlara üs kurarak bölgedeki gücünü pekiştiriyor.

Herkese “Uzaktan kumanda dönemi bitti” mesajı veriyor, “Kendi çıkarlarımıza ve tarihi misyonumuza uygun bir anlayış içinde hareket edeceğiz!”

Bu Yeni Türkiye’dir işte: Hazmeden eder, etmeyen kendi bilir.

Üç-beşyüz Mehmedçiği küçümsemeyin. Üç-beşyüz Mehmedçiğin nelere kadir olduğunu Katar olayında gördük…

Kendi soydaşları abluka altına almışlardı Katar’ı. Zenginliklerine göz dikmişlerdi. Amerikan-İsrail güdümlü Suudi Arabistan’la Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ekonomik olarak bitirip teslim alacaklardı. Darbe bile tezgâhlamışlardı.

Türkiye sadece 300 asker gönderdi. 300 Türk askeri Katar Emiri’nin tahsis ettiği askeri üsse yerleşir yerleşmez, müstevliler geri çekildi. Sümsükut oldular. 

Hele Afrika’nın kapısı sayılan Sevakin Adası’nın Türkiye’ye tahsisi ayrı bir başarı hikâyesi oldu. Libya ile kıta sahası anlaşması bu başarıyı pekiştirdi. Asker gönderme kararı ise Türkiye düşmanlarına “Uyuyan dev uyanıyor” korkusu saldı.

Düşünün ki bugün, düne kadar aklımızın ucundan geçmeyen ülkelerde askerlerimiz görev yapıyor…

Suriye, Irak, Katar, Somali, Bosna Hersek, Kosova, Arnavutluk, Lübnan, Afganistan, KKTC ve Azerbaycan’dayız…

Türkiye Sudan’da da askeri güç olarak yer alacak…

“Oralarda ne işimiz var?” diye soranlara, İranlı general Süleymani’nin Irak topraklarında Amerikan güçleri tarafından katledilmesini hatırlatmak lâzım:

1. İranlı generalin Irak’ta ne işi var?..

2. Amerika’nın, Rusya’nın, İngiliz›in, Fransız’ın bölgede ne işi var?..

3. Başka bir ülkede, başka bir ülkenin generalini kalleşçe katletmek uluslararası hukuka uygun mu?

“Yeni Dünya Düzeni” dedikleri maalesef böyle bir şey: Siz başka ülkelerde olmazsanız, başkaları sizin ülkenizde olur!

 

yavuz bahadıroğlu

yeni akit

Google+ WhatsApp