Türkiye çok fazla güçlendi. Osmanlı’yı tekrar kuruyor. Avrupa’yı bile tehdit ediyor. Müdahale edip durduralım! CHP ile mi durduracaksınız?

Türkiye çok fazla güçlendi. Osmanlı’yı tekrar kuruyor. Avrupa’yı bile tehdit ediyor. Müdahale edip durduralım! CHP ile mi durduracaksınız?


Bir emekli Rus general Leonid İvaşov; Türkiye’nin Kırım, Azerbaycan ve Türk cumhuriyetlerine yönelik politikalarını endişe içinde seyrettiklerini belirterek, “Türkiye açık bir şekilde Büyük Turan projesine doğru ilerliyor. Biz ise izliyoruz. Rusya, zamanla bağımlı hale gelecek” diyor. Rusya’nın şahin kanadının ortak bir endişesi bu.

ABD ve Avrupa Birliği: Türkiye çok büyüdü. Avrupa’yı tehdit ediyor. Atlantik ekseninden uzaklaşıyor. Kontrol alanımızdan çıkıyor. Yeni bir merkez güç inşa ediyor. Kendi coğrafya havzasını oluşturuyor. Kafkasya’da, Libya’da, Kızıldeniz’de, Basra Körfezi’nde, Orta Afrika’da, Orta Asya’da hatta Güney Asya’da etkinliğini alabildiğine artırıyor. Batı’nın sömürge alanlarını daraltıyor.

Türkiye Osmanlı’yı yeniden kuruyor. Müdahale etmeliyiz, durdurmalıyız!

Bu kadarla kalmıyor, AB ülkelerinin; Fransa’nın, Avusturya’nın hatta Almanya’nın içişlerine karışıyor. Akdeniz’de bütün AB ile boy ölçüşüyor. Türkiye’nin siyasi ağırlığı AB’nin toplam ağırlığını aşmış durumda. Biz içe kapanırken, o, alabildiğine dünyaya açılıyor.

Türkiye, ABD’nin cephe ülkesi iken artık ABD çıkarlarına göre değil, kendi hesaplarına göre hareket ediyor. İçeride ve dışarıda ABD vesayetine savaş açıyor. Türkiye, Batı’nın çıkarları için cepheye koşarken şimdi Batı için tehdit haline geliyor. “Müdahale etmeliyiz. Türkiye’yi durdurmalıyız” diyor.

İsrail, BAE, Bahreyn, S. Arabistan ve onların etkisinde olan bölge ülkeleri; “Türkiye Osmanlı’yı yeniden kuruyor. Yeni bir güç ortaya çıkıyor. Bu güç durdurulamazsa, bütün bölgeyi etkisi altına alacak” diyor.

“O zaman Türkiye karşıtı cepheyi kuralım ve bilinen her alanda onunla mücadele edelim” diyor. Ve bu eksen kuruluyor. Coğrafyanın her köşesinde, Türkiye karşıtı herkesle, terör örgütleri dâhil, işbirliği yapıp akıl almaz düşmanlıklar sergiliyor.

Türkiye Çin ve İran için de tehdit mi?

İran, yükselen Fars emperyal hırsı ile Türkiye’nin güçlenmesinden endişe ediyor. Devrimi Pers İmparatorluğu projesine dönüştürürken, Kafkasya’da, Orta Doğu’da, Orta Asya’da, her alanda Türkiye engeline tosluyor. Bu yüzden de el altından Türkiye’yi durdurmaya ayarlı her ülke ile, her güçle, her ortak yapı ile ilişki kuruyor.

Bazı kaynaklar, böyle giderse orta ve uzun vadede Çin’in Türkiye’yi; jeopolitik hesapları için, Orta ve Güney Asya’daki hedefleri için hatta Orta Afrika’daki çalışmaları için tehdit olarak algılayabileceğini, Türkiye’nin Orta Asya’da asıl Çin’i sınırlayacak bir güce dönüşebileceğini tartışıyor.

Ukrayna, Karabağ’daki zaferi örnek alıyor, Rusya işgali altındaki bölgelerin de bu şekilde kurtarılabileceğini düşünüyor. Ukrayna gibi birçok ülke, sorunları olan herkes, Türkiye’yi rol-model olarak görüyor, bu yöntemle bir çıkış yakalamaya çalışıyor.

CHP: Siz dışarıdan müdahale edin biz içeriden vuracağız…

Peki, CHP ne diyor? Ortakları ne diyor?

Bazen ABD için, bazen AB için, bazen Fransa için, bazen Rusya için, bazen İran için, bazen BAE için pozisyon alıyor. Bıraktık devletleri, bazen PKK için, bazen DHKP-C için harekete geçiyor koruma kalkanı haline geliyor.

Libya’da, Suriye’de, Karabağ’da, PKK ile mücadelede, ABD baskıları sırasında, AB yaptırım tehditleri sırasında, Macron (Fransa) ile Akdeniz’deki hesaplaşmada hiçbir şekilde Türkiye’nin yanında olmadı.

Bütün bu ülkeleri, bütün bu örgütleri Türkiye’den üstün tuttu, onları savundu, onlar üzerinden Türkiye’ye saldırdı. En son Libya tezkeresine ret oyu vererek Hafter adlı bir terör baronunun yanında yer aldı.

ABD’nin yeni başkanı Biden’a “Türkiye’ye müdahale et” çağrıları bile yapan bir siyasi parti ve ortaklarının yaptığı hiçbir şey, iç politika değildir, tamamen küresel müdahale çabalarının içerideki taşeronluğudur.

İslamofobi ihalesi aldılar.

Batı’nın “İslâm’la savaş” için projelendirdiği İslamofobi, CHP için yeniden bir siyasi hedef haline geldi. Bu yeni uluslararası ajandayı en etkili biçimde kullanmaya başladı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Türkçe Kur’ân okutması, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin İslamofobik karikatüristleri davet etmesi bundan.

Yakında Macron’un, Fransa’da uyguladığı İslomofobik tezlerinin tamamını CHP’de göreceğiz. Bu alanda CHP bir karargâh haline getiriliyor. Çok daha tehlikeli adımlar atacaklar.

Erdoğan’ı devirebilirsek Türkiye’yi durdururuz, o varken mümkün değil!

Hepsi tek bir ağızdan; “Erdoğan’ı devirmeliyiz, durdurmalıyız. Erdoğan’ı devirirsek Türkiye’yi durdururuz. O varken bu mümkün değil. Tek yöntem bu” diyor. ABD ve Avrupa ile İsrail eksenli bölgesel cephe dışarıdan, CHP ve ortakları içeriden Türkiye’ye saldırıyor.

O yalanlar, o kurgular, o iftiralar, o ajandalar sistematik bir çalışmadır, dışarıda hazırlanmış ve ellerine tutuşturulmuştur. CHP ile muhafazakâr muhalefeti, İyi Parti ile HDP’yi aynı çatı altında kim toplamışsa, içeriden saldırıyı da, o yalan dosyalarını da onlar üretmiştir. Bu artık açıktır.

Türkiye’nin hiçbir meselesi artık iç politik değildir. Bu yüzden, “muhalefet”i “müdahale cephesi” haline getirenlerle hem dışarıda hem içeride mücadele ediyoruz.

Evet, biz, hepsini yapıyoruz. Yapmaya da devam edeceğiz

ABD, Avrupa şunu bilmeli: Evet yapıyoruz. Hepsini yapıyoruz. Yapmaya da devam edeceğiz. Türkiye, kendi havzasına, coğrafyasına, mirasına sahip çıkıyor. Bu, kaçınılmaz, durdurulamaz bir akıştır.

Türkiye, Batı’nın ayıplarını, kirli dosyalarını, ikiyüzlülüklerini ortaya koyuyor, kanlı sömürge tarihini ortaya seriyor. Batılı dünya düzeni beş yüz yıllık sömürge düzenidir. Sona gelindi. Hazımsızlıkları bundan.

Türkiye bunu sadece bir milletin, ülkenin yükselişi olarak görmüyor. Yeniden kurulan, kurulacak olan, uluslararası sisteme adil bir çağrı olarak görüyor. Artık boyun eğmeyeceğini, yedek parça gibi görülemeyeceğini anlatmaya çalışıyor.

Türkiye bütün milletlere, iklimlere çağrının adıdır.

Varoluş mücadelesi veren, yüzyılların sömürge düzenlerinden kurtulmaya çalışan bütün milletlere bir çağrı yapıyor. Yeryüzünün ezici kitleleri için “kendisi bir çağrı”ya dönüşüyor. Daha dengeli, daha onurlu bir dünya istiyor. Birkaç ülkenin dünyanın kaderini rehin almasına itirazlarını yükseltirken, insanlığın ortak vicdanından konuşuyor.

Pandemi ile birlikte olağanüstü hız kazanan güç kaymalarına karşı kendini kuruyor, teyakkuza geçiyor, hazırlık yapıyor. Eskiyen Batı’ya karşı yeni dünyanın en dinamik söylem ve unsurlarını okuyup ona göre harekete geçiyor.

2023’e kadar çok ağır saldırı: “Kutsalı Olmayan Cephe”ye verilen talimat böyle çünkü.

2023’e kadar CHP ve ortaklarının, içerideki cephenin saldırıları olağanüstü artacak. Talimat böyle. Proje böyle. Ellerine tutuşturulan program böyle. Bütün siyasi kimlikleri bir kenara bırakarak, kutsalı olmayan bir iç cephe dizayn edildi.

Var güçleriyle Türkiye ile savaşıyorlar. Bu artık böyle. Bu artık siyaset değil. Bu; Anadolu ve çevresinde bin yıldır devam eden mücadelenin 21. yüzyıla taşınmasıdır.

Hiç kimse Haçlı Savaşları’nı Anadolu’ya taşımaya kalkmasın!

İçeride ve dışarıda ne kadar ortak cephe kurarlarsa kursunlar, “Türkiye Ekseni” olağanüstü bir mücadele veriyor, vermeye devam edecek. Kimsenin; Haçlı Savaşları’nı içeriye taşımasına izin verilemez.

Hiç kimsenin, hiçbir gücün, hiçbir ittifakın, hiçbir anlayışın, hiçbir siyasi kimlik ve hedefin Haçlı Savaşları’nı yeniden Anadolu’ya taşımasına izin vermeyeceğiz.

Kaybedersek bütün ülkeyi kaybederiz. Bu yüzyılı da kaybederiz.

Tarihin akışı, dünyanın değişimi şunu söylüyor: Kaybetmeyeceğiz.

Google+ WhatsApp