Türkiye-ABD: Perşembe akşamı neler yaşandı?

Türkiye-ABD: Perşembe akşamı neler yaşandı?


Türkiye-ABD: Perşembe akşamı neler yaşandı?

 

 

Bir kere krizin iklimini bilelim; Türk-Amerikan ilişkileri batıyordu, dibe vurmamıştı, şimdi çarpmaya yakınız...

Çarpıp çakılabilir, yüksele de bilir.

Ama ümit-var gelişmeler mevcuttu...

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


10-11 Temmuz’da gerçekleşen ‘NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Toplantısı’, takiben Helsinki’de Trump-Putin buluşması ve evvelinde Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı araması, nihayet 20 Temmuz günü İran’a yönelik yaptırım kararları özelinde bir ABD heyetinin Ankara’ya gelmesi...

Bugün adı geçen heyetin Türkiye’den İran için bazı taleplerde bulunduğunu, ‘terslenerek’ demeyelim, elleri boş döndüklerini biliyoruz.

Kaldı ki, BRICS zirvesi için Güney Afrika’ya hareketinden önce Cumhurbaşkanı’nın havaalanında kurduğu cümleler ‘içeriyi/içeriği’ anlatıyor...

“İran’a yönelik yaptırımlarla ilgili önce şunu bilmemiz lazım: Yani bizim ABD nasıl bir stratejik ortağımız ise, bizim dünyada diğer stratejik ortaklarımızla olan ilişkilerimizde de onlarla ilişkiyi kesmek bir defa bizim ülkeler arasındaki bağımsızlık anlayışımıza ters düşer. Hem komşumuz olacak, bunun yanında stratejik ortaklığımız olacak, çünkü onlardan öyle ürünler alıyoruz ki, almadığımız zaman benim ülkemi kış boyu kim ısıtacak? Aynı şekilde burada ‘kazan-kazan’ esasına göre birçok gelişmeler var, bunları nereye koyacağız? Biz bunları ABD’ye açık, net söyledik. Bunları farklı yerlerden ulaşmak suretiyle bizlere iletmek, bu da tabii bizleri ayrıca üzmektedir. Gelen heyetler burada arkadaşlarımızla yaptıkları görüşmelerde düşüncemizi almışlar ve bu şekilde dönmüşlerdir. Temenni ederim ki, yanlış adımlar atılmamış olsun.”

Herhalde anlaşılmıştır...

Papaz üzerinden yükselen dalganın dikiş yeri bu.

Türkiye ile ABD arasında ilişkileri onarma adımları atılıyordu. Yakınlaşma vardı. Bir yerde kırıldı. Kırıldığı yerin ana noktasını işaretledik.

Tali nedenleri de var...

Papaz konusunda ABD’nin Türkiye’nin açtığı yolu bulamadığı, sapağı kaçırdığı anlaşılıyor. Hatta Papazı neredeyse gömdüler!

Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç; “ABD makamlarına daha önce aktardığım şeyler anlaşılmadı. ABD makamlarının her seviyede paylaştığım hususi tavsiyelerimi duymaması çok talihsiz bir durum. Mesajım berraktı; kimse Türkiye’nin tehditlere boyun eğmesini beklememeli”...

ANKARA NE YAPACAK?..

Başkan Yardımcısı Pence’in Twitter mesajını hesabına sabitlemesi, papazın peşini bırakmayacaklarını gösteriyor. Tali sebeplerden biri de burada; Kasım seçimleri! Trump için bu sandık her şeyden önemli ve kendi sözleriyle, “büyük Hıristiyan Brunson”u kurtarması gerekiyor.

Keza, gerilimin BRICS zirvesi sırasında yaşanmış olması da gerginliği besleyen kalemlerden sayılabilir. Cumhurbaşkanı’nın Putin’e “bizi kıskanıyorlar” mealindeki şakası bunun iz düşümü. Ama bana sorarsanız, asıl Devlet Başkanı Xi Jinping’le görüşmeden hemen önce Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından duyurulan milyarlarca dolarlık Çin kredisi de Washington’u zıplattı!

Çünkü bu, Türkiye’nin salt Batı veya Körfez merkezli para kaynakları olmadığını-Amerikan Senatosu Dış İlişkiler Komisyonu’nun onayladığı, uluslararası finans kuruluşlarının Türkiye’ye kredi vermesini engelleyen aynı günkü tasarıya cevap niteliğinde-enerji ve ulaştırma gibi “İpek Yolu”na bağlanabilecek stratejik bir kredi demek. Arkası gelir! Çünkü Çin kesenin ağzını eskisi kadar rahat açmıyor, para verirken seçici davranıyor. Seçtiği Türkiye’dir.

Ankara krizi harlamayacak. Tartacak. Kımıldamayacak. Adım adım boğacak. İlişkileri tazelemeyi yeniden deneyecek. Ancak iş artık daha zor. Ankara’nın İran tavrına ABD’den gelen reaksiyonun İsrail’den beslendiği açık.

ABD’nin bahsettiği ‘yaptırım’ gücünün sınırlı olduğunu biliyoruz. Sınırı zorlarsa Türkiye seçimde iç kanamalara varacak kozlar açabilir.

HUKUK KENDİNİ ABD’YE, BATI’YA KARŞI KORUYABİLİR Mİ?..

Kriz süreci sadece birkaç saat içinde Türkiye’de papaza yönelik hukuk uygulamaları eleştirisine döndü. Ekranlarda ve basın organlarında deve dişi gibi adamlar küresel sistemi kendi meşreplerince tarife çabalarken, Türkiye’ye geldiklerinde bir anda ölçeği küçülttüler.

‘Siz bu adamı nasıl hapsedersiniz’ diye kıyamet kopartanlar, ‘Siz bu adamı nasıl ev hapsine gönderirsiniz’ demeye başladılar.

Şapkalarını iyice uçuralım... ABD ve Batı tipi hukuk, hatta insan hakları, “sadece kendi vatandaşlarına”dır. Kendi vatandaşları içinde farklı ırklardan olanlara dahi adil değildir. Kaldı ki başkalarına!

Türkiye bir hukuk ve adalet devletidir. Eksikleri malum. Bu kavramlar daha işlevsel kılınmalı ve yüceltilmelidir. En çok da kendi vatandaşlarına. Ne zaman iş, ülkenin, milletin, devletin menfaatlerine dayanır, o zaman hukuk dahi diplomasinin aracına dönüşebilir.

Mesela... Cuma sabahı İsrail ve ABD basını (Haaretz, WP) kriz zamanlamasına özellikle denk getirildiği belli ‘mikroplu’ bir haberi servis etti; “İsrail’de tutuklanan Ebru Özkan’ın serbest bırakılması için Trump, Netanyahu ile görüştü, Tel Aviv’e baskı yaptı. Özkan serbest bırakıldı”.

Türk Dışişleri tarafından yalanlanan haberin “niyeti” ayrı konu. Peki, ne oldu ABD ve İsrail’in ‘hukuk devletliği’, ‘evrensel hukuk anlayışı’?

Bu klişeleri ‘kendimiz için’ kıralım, sıkıcı ve ayağa pranga.

 

Yeni şafak

Google+ WhatsApp