Türk Tabipleri Birliği yerine ABD/Çin/Hollanda Tabipleri Birliği olsaydılar..

Türk Tabipleri Birliği yerine ABD/Çin/Hollanda Tabipleri Birliği olsaydılar..


Türk Tabipleri Birliği pes etmiyor..

Ardı ardına saldırılarla, akılları sıra Sağlık bakanı Fahrettin Koca’yı köşeye sıkıştıracaklar..

“Hasta ne, vaka ne? Söyle Bakan, söyle!” diye zılgıt çekiyorlar..

Bakan tane tane anlatıyor..

Anlamıyorlar..

Anlamak istemiyorlar..

“Tabloda vaka sayısı, niye hasta sayısı oldu? Söylesene Bakan Bey” diyorlar..

Fahrettin Bey, ilkokul çocuğuna anlatır gibi, anlatıyor..

Yüzlerini ekşitiyorlar.. “Tatmin olmadık” diyorlar.. “Rakamlar bu kadar az olmaz, olamaz, bu işte mutlaka bir yanlışlık olmalı” diyorlar.. İtirazın hızını kesmiyorlar..

Bu kadar tartışmanın içinde..

Ben de, “Hasta kim, vakalı kim, entübe kim, yoğun bakımdaki kim” soruları ile uğraşmaktansa..

“Aynı kişiye, değişik tarihlerde birden fazla test yapılmasında, her pozitif sonuç yeni vaka mı, yeni hasta mı”, sorularını bir kenara bırakıp..

“Semptomsuz hastanın pozitif çıkması, kişiyi hasta mı eder, yoksa vaka mı artmış olur, yoksa ikisi birden mi olur” sorularını, kafadan hastalanmamak için, bir kenara bırakıp..

Türkiye’nin koronavirüs ile ilgili yaptığı tüm açıklamaların, Dünya Sağlık Örgütü’nün standartları ile belirlendiği hatırlatmasını yapıp..

Ayrıntıda kalan noktalarla ilgili kılçıklık yapanların maskelerini indirmek için..

Türk Tabipleri Birliği yönetimindeki isimlerin, başka ülkelerin tabipler birliğinde görev yapmış olsalardı, o ülkelerin sağlık bakanlarına ne sorular yöneltebileceklerini, o ülkelerin özelinde bir test edelim..

Mesela, diyelim ki, Türk Tabipleri Birliği’ndeki, Fahrettin Koca’ya anlamsız, saçma, uçuk sorularla köşeye sıkıştıracağını sanan yöneticiler, ABD Tabipleri Birliği yöneticileri olsaydılar, hangi sorularla kamuoyunun önüne çıkarlardı?

Önce ABD hakkında kısa bilgiler vereyim..

Dünyada en fazla koronavirüs vakası ve can kaybı ABD’de görüldü. Kesin tanıların yanı sıra muhtemel vakaları da verilerine ekliyorlar.. Muhtemel vakalar ile kesin tanıların toplam sayısını açıklıyorlar. Can kayıpları için de aynı şekilde hem muhtemel vakalar hem de kesin tanıların toplam sayısı veriliyor.

Laikçi ve PKK sempatizanı, her şeye kılçık olan bizim Tabipler Birliği yöneticilerimiz, ABD Tabipleri Birliği yöneticisi olsalardı, sorular şöyle gelecekti:

“Muhtemel vakalardan sonra, her ölümün, koronadan olduğunu nereden biliyorsunuz? Belki koronavirüslü bir hasta, trafik kazasından ölmüştür. Bunu da siz, koronavirüsten öldü diye mi kayda geçiriyorsunuz? Veya, koronavirüsten 'muhtemel ölüm'ler, ne kadar koronavirüs ihtimallidir? % 1 mi, % 99 mu? Bu şeffaflıkta siz, bu bilgileri vermezseniz, rakamları gizlemiş olursunuz..”

Daha onlarca soru..

Kılçıklık değil mi?

Kemalistlik değil mi?

"Ahiret soruları" ile, kafaları karıştırıp, insanları baskı altına alıp.. "Bilindiği halde, açıklanmayan acayip rakamlar olduğu" izlenimi vermek..

Kafa, bu kafa işte..

Veya bu kafa, diyelim Çin’de Tabipler Birliği yönetimindeler..

Yine Çin ile ilgili koronavirüs konusundaki özet bilgileri vereyim:

Çin, koronavirüs tespiti sonrasında, hasta sayısı, vaka sayısı ile ilgili standartlarını, bizdeki gibi, iki defa değil..  9 ay içinde, 7 defa değiştirmiş..  Mesela, Mart ayında yapılan değişikliğe kadar, test sonucu pozitif çıksa da asemptomatik olan kişileri vaka sayısına katmıyormuş.. Sonra katmaya başlamış. 

Sonra bir daha usûl değişmiş, test sonucu negatif de olsa,  'klinik bulgulular'ı ve 'asemptomatik kişiler'i de, ayrı başlıklarda göstermeye başlamış.. 

Bizdekiler, Çin Tabipleri Birliği yönetiminde olsalar, bakana şu soruları yönelteceklerdi:

“Mart ayına kadar rakamlara katmadığınız asemptomatik kişilerden kaç tanesi, kaç kişiye bulaşı yaptı? Önceki tarihte tahlili negatif çıkıp, klinikte bulgusu olanların koronavirüsten öldüklerinden emin misiniz? Yeni tip bir koronavirüs olmadığını garanti edebilir misiniz? Tahlilde pozitif çıkmayan kişi, niçin klinik bulgu verir, acaba gizlediğiniz, yeni bir mutasyon mu var?!”

Aman Allah’ım!

Sen bizi, bunların dilinden koru..

Aynı ekip, diyelim, İngiltere’de Tabipler Birliği’nde yöneticiler..

İngiltere’nin önce koronavirüs tablosunu özetleyelim..

İngiltere’de, en az bir kez laboratuvar analizinde PCR test sonucu pozitif çıkmış kişiler 'vaka' olarak kabul ediliyor. Test sonucu pozitif çıkan kişiler, ya örnek alındığı tarihte ya da sonucun bildirildiği tarihteki verilere ekleniyor..

Şimdi bizdeki Kemalistlerin soruları, şöyle sıralanacaktır:

“1 Ekim akşam 23.59’da yapılan testin sonucu, 2 Ekim günü saat 23.59’da elde edilirse, bu 1 Ekim rakamlarına mı yansıyacaktır, yoksa 2 Ekim tarihinin sayılarına mı, yoksa 3 Ekim’in sayılarına mı!”

Hay Allah sizin, müstahakkınızı versin  mi!

Belli bir standarta uyarak yapılan açıklamalarda, üç tane-beş tane son dakikada gelen veya belli olan tanı, birinci güne eklense ne olur, ikinci güne eklense ne olur, velev ki üçüncü güne bırakılsa ne olur?

Hepsi aynı standartla açıklanıyorsa, şimdi kalkıp, bir dakika için, ölümüne kavga mı yapacağız?

Bizdeki Tabipler Birliği yönetimi, mesela İtalya’da olsalardı, bakın ne sorularla karşımıza çıkacaklardı..

Yine, önce İtalya’daki uygulamayı özetleyelim:

Test sonucu pozitif çıkanlar, “hastanede tedavi gören semptomlu kişiler”“yoğun bakımdakiler” ve “evde karantinada tutulanlar” alt başlıklarıyla ayrı ayrı veriliyormuş..

Şimdi soru şu:

“Hastanede tedavi görenlerin içinde, refakatçisi olanlar kaç kişi, refakatçisi olmayanlar kaç kişi? Refakatçisi olması gerekip de, mazereti sebebi ile refakate gelmeyenler kaç kişi, müsait olup gelenler kaç kişi?”

Gelin de fıttırmayın şimdi..

Bir örnek daha verip, kapatayım:

Örneğimiz Hollanda olsun..

Hollanda’daki usûl şöyle imiş:

Temmuz öncesinde "günlük açıklama" yapılırken, enfeksiyonların azalmasıyla birlikte, "haftalık açıklama" yapılmasına geçilmiş. Hollanda’da 121 bin koronavirüs vakası ve 6 bin 406 ölüm yaşanmış.

Bizdeki Tabipler Birliği yöneticileri, Hollanda’da olsaydılar, adamı tımarhanelik edecek şu sorularla ordaki bakanın karşısına çıkarlardı:

“Niçin 'günlük açıklama'dan, niye 'haftalık açıklama'ya geçtiniz? Geçerken kime danıştınız? Danıştığınız adamın adı neydi, babasının adı, ebesinin soyadı ve annesinin kızlık soyadı hakkında ne zaman kamuoyu ile bilgi paylaşacaksınız?”

Yoruldunuz mu?

Emin olun, ben de yoruldum..

Ama, Türk Tabipleri Birliği’nin her şeye itiraz eden istemezükçüleri, yorulmuş olamazlar..

Onlar, 24 saat, her daim, kafa karıştırmak için, görev peşindedirler..

Google+ WhatsApp