Tunus’ta cumhurbaşkanlığı seçimleri

Tunus’ta cumhurbaşkanlığı seçimleri


Tunus’ta cumhurbaşkanlığı seçimleri

 

 

Geçtiğimiz günlerde iki önemli seçim gerçekleştirildi. Bunların birincisi 15 Eylül Pazar günü Tunus’ta gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birinci turuydu. İkincisi ise 17 Eylül Salı günü gerçekleştirilen İsrail genel seçimleriydi. Bugünkü yazımızda Tunus’taki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin bir değerlendirmesini yapmak istiyoruz. İsrail seçimlerinin değerlendirmesini de inşallah müteakip yazımızda yapmaya çalışacağız. 

Tunus’taki cumhurbaşkanlığı seçimleri tahmin edildiği gibi birinci turda sonuçlanmadı. Ancak seçimlerin en önemli sürprizi Nahda Partisi’nin adayı Abdülfettah Muru’nun ikinci tura kalamaması oldu. Çünkü onun ikinci tura kalmasına çok güçlü bir ihtimal olarak bakılıyordu. İkinci tura kalması durumunda da bu turdan başarıyla çıkması ve cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturması beklentileri vardı. Nahda Partisi’nin kendi adayıyla seçime girmesi de biraz bu yöndeki beklentilerden kaynaklanıyordu. Eğer böyle bir beklentisi olmasaydı bu partinin, adaylardan birine destek vermesi ve onun ikinci tura kalması için oy potansiyelini değerlendirmesi söz konusu olacaktı. Hatta partinin ileri gelenlerinden bazıları müstakil bir adayla girilmesine itiraz etmiş ve adaylardan birine destek verilmesinin daha isabetli olacağı yönünde görüş belirtmişlerdi. 

Nahda Partisi seçimlerde beklediğini elde edemedi ve onun adayı %12.8 oy oranıyla üçüncü sırada yer aldı. O yüzden ikinci tura kalamadı. Fakat ikinci olan adayın mahkemede davalarının sürmesi sebebiyle önüne hukuksal bir engelin çıkması ve ikinci turda adaylığının engellenmesi ihtimalinden söz edenler var. O durumda üçüncü olan adayın ikinciliğe yükselmesi ve ikinci tura katılması söz konusu olabilir; ama bu da zayıf bir ihtimal. Çünkü özellikle seçim sürecinde böyle bir engel çıkarılmasının kitlesel tabanın tepkisiyle karşılaşacağı ve alınacak mahkeme kararına siyasi gözle bakılacağı tahmin edilecektir. 

Seçimlerde birinciliği herhangi bir siyasi parti adına değil bağımsız olarak aday olan anayasa hukuku profesörü Kays Saiyyed elde etti. İsminin doğru okunuşu böyle olmakla birlikte kısaltılarak genellikle Kays Said deniyor ve Türkçe kaynaklarda da böyle yazılıyor. Bu kişi orta muhafazakâr kesimden olarak nitelendiriliyor. Dikta rejimine karşı yapılan devrimi takdir eden ve genellikle “halkın tercihi”ne önem verdiğini ortaya koymaya çalışan bir isim. Seçim propagandalarında da bu yönünü yani halkın tercihine önem verdiğini öne çıkarmaya çalıştı. Tunus Yüksek Seçim Kurulu’nun yaptığı son açıklamaya göre oyların %18.4’ünü alarak birinci sırada yer aldı. Çok güçlü bir propaganda faaliyeti yapmamasına rağmen birinci sıraya yerleşmesi halk tabanının ona ilgi ve desteği olarak açıklandı. 

İkinciliği elde eden kişi ise medya patronu olarak bilinen Nebil El-Karuvi oldu. Bu kişi birtakım yolsuzluklardan ve para aklama davalarından dolayı hakkındaki soruşturmaların devam etmesi sebebiyle hapiste tutuluyor. Eski diktatör Zeynelabidin bin Ali’yle de ilişkilerinin iyi olduğu biliniyordu. Laik ve Batıcı kimliğine son derece önem veren bir isim. Seçim döneminde hapiste tutulduğu için propaganda faaliyetlerini kendi yerine eşi yürüttü. Ama Tunus’un etkili medya araçlarına sahip olması sebebiyle bu konuda sıkıntı çekmedi ve sesini geniş bir kitleye duyurma imkânı buldu. Oyların %15.5’ini almayı başardı. 

Tunus halkının seçime ilgisinin ise çok yüksek düzeyde olmadığını oy kullanma oranının %45’te kaldığını belirtmekte yarar var. 

İkinci turda anayasa hukuku profesörü Kays Said’in şansının diğerine göre daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. Çünkü ikinci tura kalamayan adayların birçoğu sonuçların belirlenmesinden hemen sonra yaptıkları açıklamalarda onu destekleyeceklerini dile getirdiler. Onun tavır ve siyasetinin halkın önemsediği değerlere Nebil El-Karuvi’ninkine nispetle daha yakın olduğunu söylemek de mümkündür. Fakat El-Karuvi’nin en önemli avantajı da elindeki medya araçları ve bu alandaki imkânlarıdır. 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp