Trump, Putin’den önce Erdoğan’la ne konuştu

Trump, Putin’den önce Erdoğan’la ne konuştu


Trump, Putin’den önce Erdoğan’la ne konuştu

 

 

Bir, Ayın 11’inde NATO zirvesi yapıldı. Pazartesi günü Helsinki’de Putin-Trump zirvesi gerçekleşti. Aynı gün-ayrıntı gibi gözüken-Farnborough Airshow 2018/Havacılık Fuarı başladı...

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


İki, ABD Başkanı Trump Brüksel’de önce NATO’yu perişan etti. Sonra İngiltere’ye geçti, Londra’yı hırpaladı. Ardından da AB’yi ‘düşman’ ilan etti. Detayları içinde Winston Churchill’in koltuğuna oturmak da vardı NATO üyelerini haraca kesmek de...

Buraya kadarki bölümün özeti, Batı’da ne kadar ortağı var ise hepsini savurmasıdır...

Uzaktan söylendiği için pek duyulmayan bir açıklama daha var, durumu dört kelimeye indiren... AB-Çin zirvesi için Pekin’de bulunan Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk; “Avrupa ve Çin, Amerika ve Rusya, bugün Pekin ve Helsinki’de dünya düzenini yok etme değil, onu geliştirme konusunda ortak sorumluluğa sahipler”.

Avrupa ve Çin, Amerika ve Rusya! Yeni cephe? İngiltere, Avrupa’ya dahil midir, Trump’ın fırçası oydu.

Trump Pazartesi Putin’le buluştu. Zirveden ne çıktığına ilişkin sayfalar dolusu haberlerin özü, Trump’ın şu cümleleridir; “İlişkilerimiz hiç şimdiki kadar kötü olmamıştı. Bu durum 4 saat önce değişti. Rusya ile diyalog yolunu seçiyorum. Bu adımın tüm siyasi risklerini de almaya hazırım”...

Ama görüşmenin hemen öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’la telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

MENBİÇ’TEN ÇEKİLEN TERÖRİSTLER VE PATRİOT PAZARLIKLARI...

Dışlananları hap kıvamında yazdık, ‘kapsananları’ anlayalım...

NATO’dan gelen ilk ABD-Türkiye fotoğrafı, Trump ile Erdoğan’ın zirve koridorlarında verdiği özel bir tokalaşma karesiydi. Sonra da NATO toplantısından şu bilgi sızdı; “ABD Başkanı toplantıda çok sinirliydi. Üye ülkelerden daha fazla harcama için söz alamıyordu. O sırada Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’a döndü ve şöyle dedi, ‘Erdoğan dışında kimse işini düzgün yapmıyor’. Sonra da Erdoğan’la yumruk tokuşturdu”...

Eş zamanlı iki haberi üstüne koymalıyız; bir, “Menbiç’ten çıkan tüm YPG’liler Fırat Nehri’nin doğusuna geçti”. (Reuters.) Türkiye’nin beklentilerinin karşılandığı duyuran bu haber, Türk Dışişleri tarafından, “Terörist PYD/YPG’nin Menbiç’ten tamamen çekildiğine dair haberleri abartılı buluyoruz. Bu aşamada çekilmeye dair haberler gerçeği yansıtmıyor” sözleriyle terslendi...

İki, ‘Menbiç müjdesi’ nereye ait ise zirve evvelinde Ankara’yı arayan akıldan hoşlanmayan Amerikalılar, ‘ABD ile Türkiye Patriot sistemini görüşüyor’ havadisini kanatlandırdılar...

“ABD Dışişleri Bakanlığı Siyasi ve Askeri ilişkilerden sorumlu Kıdemli Müsteşar Yardımcısı, (unvana bakar mısınız!), Rus S-400’lere alternatif olarak Amerikan Patriot füze sistemini satmak için Türkiye ile olası bir anlaşmayı yürüttüklerini belirtti”...

Bu kadar üst düzey temasın içinde nerede ‘yürütmüşler’; aynı tarihte Londra’da! Türkiye’nin ciddi bir katılım gösterdiği, özellikle 3’üncü Havalimanı ve THY’nin ağırlığını hissettirdiği Farnborough Havacılık Fuarı’nda. (Türkiye bu teması henüz doğrulamadı.)

TELEFONDA ‘SADECE SURİYE, BİRAZ DA İSRAİL’ KONUŞULDU...

Putin görüşmesinin hemen öncesinde Erdoğan-Trump görüşmesi ‘şeklen’ dahi manidardır ve tüm taraflara bir şey söyler. Görüşmenin içeriğine ilişkin her kafadan bir ses çıkıyor ama esas konu Suriye’ydi!

Peki, acil olan neydi? Siz bu satırları okurken telefon açılsa ne olurdu ki? Suriye’de bir süredir dillendirilen mutabakatın bu zirvede bağlandığı anlaşılıyor. Burada düzenlenen yapı, ABD-Rusya-İsrail arasında bir mutabakat ve İran’ı öteliyor. Net.

Hem Moskova hem Washington, İsrail’i rahatsız eden gelişmeleri durdurmuş görünüyorlar. İran’ın Suriye’deki varlığını öteleyecek bu pratik Şam’ı tahkim edecek. Rusya ve ABD’nin bölgede Türkiye’nin fikirlerine sürekli atıf ve önem göstermeleri artı telefon o demek...

Tabii konuşmanın insicamı, lafın eksik kaldığı hissiyatı yaratabilir. Yani, Rusya-ABD-Türkiye-İsrail arasında Suriye özelinde bir ortak dil kurulmuş olabilir mi?

Ankara, NATO zirvesi öncesi Rusya ve İran’ın ismini zikrederek bölgedeki hassasiyetlere bakışına bu ülkeleri sabitlemişti. Aynısını Putin, basın toplantısının hemen ardından tekrarladı. Türkiye ve İran için aynısını söyledi.

Yani İran meselesini ABD halledecek. Türkiye ise PYD/YPG ve diğer terörist unsurlarla son hesabı görecek…

TRUMP RİSKLERİ GÖĞÜSLEYEBİLİR Mİ?

ABD Başkanı’nın, ‘(Rusya ile yakınlaşmada) tüm siyasi riskleri üstleniyorum’ dediği, nihayetinde sene sonundaki Kongre seçimleridir. Helsinki buluşmasının ardından ülke içindeki muhaliflerin itirazları, “vatana ihanete” kadar yükselmiş bulunuyor. Daha da sertleşecekler. Ama siyaset işin görünen yüzü.

Trump’ı Rusya üzerinden tuzaklayan kesimin daha çok ordu ve bir miktar istihbarat camiası pek az da dışişleri içinden olduğunu biliyoruz.

Bu yüzden zirveyi takiben yapılan basın toplantısında Trump’ın şu cevaplarına ayrıca kulak vermemiz gerekiyor...

Rusya ile işbirliği suçlamalarına, “İstihbarat servislerimize güveniyorum”... Suriye ve Pentagon dengeleri için de, “Ordumuz Rus ordusuyla iyi anlaşıyor”.

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp