Transatlantik’te neler oluyor?

Transatlantik’te neler oluyor?


ABD’de iktidâra gelen Biden’ın dünyâya sergilediği iki sûreti olduğunu hatırdan çıkarmamak gerekiyor. Bu yüzlerden ilki hayli “sevimli” ve iknâ edici. Dünyâyı saran iklim ve çevre tehlikesine dikkât çekiyor. Yeşil enerjiye ışık yakıyor. Diğer taraftan seksist, etnik, ırksal ayırımcılığa tepki gösteriyor. Dinî sekterliğe karşı çıkıyor. Hukuk, demokrasi vurgusu yapıyor. Bu liberâl sûretiyle nevzûhur “orta sınıf solculuğunun” desteğini alıyor. Ama hepsi bu “soft power” ile sınırlı değil. Biden’ın arkasında aynı zamanda Neoconlardan gelen bir “hard power” var. Oğul Bush’un bir Cumhûriyetçi olmasına rağmen Biden ile berâber profil vermesi son derecede düşündürücü. Bu, liberâl ABD ile Neocon ABD’yi biraraya getiren tuhaf bir fotograf. Aslında her iki sûretiyle ABD, aşınmış ve sarsıntı geçiren “dünyâ hegemonyasını” tâmir etmek istiyor. Hukuk, demokrasi vb ilkelerden hareketle dünyâya bir nizam vermek; yâni dünyâya müdahale etmek hakkını kendisinde görüyor. Bunu perişân edilmiş Irak, Afganistan ve Libya’dan biliyoruz. Biden, üzeri şekerle sıvanmış, kapatılmış zehirli bir iktidârı temsil ediyor.

Biden ve ekibinin söylemlerinden anlaşılıyor ki, dünyâyı yeni bir Soğuk Savaş süreci bekliyor. Eski senaryolar birer birer sandıktan çıkarılıyor ve seferber ediliyor. Rusya’da olup bitenler bunun işâretleri olarak değerlendirilebilir. Tıpkı Soğuk Savaş devrinde olduğu üzere, ABD, Rusya’yı bir “Demir Perde” coğrafyası olarak görmeye devâm ediyor. Putin’i yolsuzluk, otoriterlik, hukuksuzluk üzerinden vurmayı hedefliyor. Burada elbette Putin’in “sütten çıkmış ak kaşık” olduğunu iddia etmiyoruz. Ama bakışımız diyalektik olduğu için, zihnimizi bir meselede dile getirilen “doğrulara” teslim etmiyor; daha çok bu doğruların hangi “yanlışla” yürütüldüğüne bakıyoruz.

Biden, mâhut bir Batı ittifâkını savunuyor. Transatlantik bağı bunun açığa çıkmış hâli. ABD ve Avrupa’yı NATO disiplini içinde birleştirmek istiyor. Yine tipik bir Soğuk Savaş bakışı. Lâkin köprülerin altından hayli su aktı. Durum II.Genel Savaş şartlarının bir hayli dışında. B harfi hayli aşınmış vâziyette. Kutuplaşmış eyâletler ve kamuoyları üzerinden bakacak olursak, Amerika “B”irleşik Devletleri artık ne kadar “birleşik”, tartışılır. Gelinen aşamada ABD derken neyi ifâde ediyoruz; bahsedilen 1776 ABD’si mi, değilse 1871 ABD’si midir sorusu, bugün ABD kamuoylarının zihnini bulandırıyor. Bu apaçık bir kurucu yasa tartışması ve yatışmak bir tarafa her geçen gün biraz daha alevleniyor. Aynı şeyi AB için de iddia edebiliriz. Avrupa “B”irliği artık ne kadar bir birliktir, tartışılıyor. Fazlaca açığa çıkmamakla berâber AB’nin içinde Fransa-Almanya çekişmesinin derinleştiğini düşünüyorum. Fransa, nükleer temelli askerî gücünü merkeze alarak AB’nin liderliğini, en azından 2045’e kadar “ordusuz” kalmaya mahkûm olan Almanya’dan almak istiyor. Almanya’nın yaşadığı ekonomik durgunluk ve küçülme süreci Fransa’ya altın bir fırsat sunuyor. Bunu kaçırmak istemiyorlar. Niyetleri, NATO üzerinden AB siyâsetlerini kendi çıkarları doğrultusunda Afrika ve Doğu Akdeniz’e yaymak. Almanya gibi Doğu Avrupa ve Balkanlar ile alâkadar değiller. Trump, Fransa’nın Afrika’dan silinmesini arzu ediyordu. Ama Biden’ın dış siyâset açılımlarında AFRICOM, ABD’nin Avrupa Komutanlığına ve CENTCOM’a eklemlenmiş durumda. Bu da Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi ilgilendiriyor. Hâsılı, Transatlantik oluşum, daha evvel çeşitli vesilelerle dile getirmiş olduğum gibi ,ağırlıklı olarak ABD-Fransa işbirliği odaklı olarak gelişiyor. İçine Yunanistan, Mısır, Suudi Arabistan, BAE ve elbette İsrâil’i alıyor. Almanya, bir taraftan Rusya ile Doğu Avrupa, Balkanlar ve Ukrayna’da rekâbet yaşıyor. Diğer taraftan ekonomi ve enerji üzerinden Rusya ile iyi geçinmek zorunda. Bu gerilim Almanya’yı zor duruma itiyor. Almanya’da yakın bir gelecekte siyâsetin nasıl şekilleneceği çok kritik. Eğer Almanya’da ABD baskısı netice verirse, Almanya bir hayli gerileyecek. Değilse, Almanya, Rusya ile daha sıkı bir işbirliğine gidecek. Bu da Almanya-ABD gerilimini arttıracak. Bu değerlendirmelerin sağlamasını yakın zamanlarda sıcaklık kazanan Almanya-Türkiye ilişkilerinde yapabiliriz. Almanya, Yunanistan-Fransa ve ABD arasında gelişen ve Türkiye’yi sıkıştıran siyâsetleri onaylamıyor. Erdoğan-Merkel yakınlaşması yaşanıyor. Görüşmeler artıyor. Almanya Dışişleri Bakanı Türkiye’ye geliyor. Muhalif Can Dündar 15 Temmuz Belgeseli yapıyor ve FETÖ’den ağır eleştiriler alıyor. Saygın Süddeutsche Zeitung gazetesinde FETÖ, İlluminati örgütünden de tehlikeli bir yapı olarak değerlendiriliyor.

Velhâsıl Transatlantik oluşumda sular durulmuş değil. Almanya-Fransa, Almanya-ABD, Almanya-Rusya ve tabiî ki Almanya-Türkiye arasındaki süreçleri çok sıkı tâkip etmek gerekiyor…

Google+ WhatsApp