Tövbe Allah’ın kuluna bir rahmetidir

Tövbe Allah’ın kuluna bir rahmetidir


Tövbe Allah’ın kuluna bir rahmetidir

 

 

Hz. Adem ve Hz. Havva yasak meyveyi yedikten sonra büyük bir pişmanlık duymuş ve hatalarını telafi edebilmek için bir yol aramışlardı. Allah onların kalplerini tövbeye açtı ve ilk insan, ilk peygamber Hz. Adem ve eşi tövbe ile hallerini Mevla’ya arz ettiler. Kutsal Kitabımız Kur’an’da zikredilen bu olayda Rabbimiz bizlere tövbeyi işaret ediyor ve tövbenin nasıl ve ne şekilde yapılacağı konusunda yön gösteriyor.

Rabbimiz Yusuf Sûresi 53 ayetinde “… nefis daima kötülüğü emreder” buyurur. Yani kötülüğü şirin gösteren ve telkin eden dürtülere sahibiz, şeytan bu zaafımızı bildiğinden bize sağımızdan solumuzdan yaklaşır ve etki altına almaya çalışır. O nedenle bizi koruyacak ilkelere sımsıkı sarılmalı ve önümüze atılan yemlere karşı temkinli olmalıyız.

Eğitimin birincil amacı ahlaki değerleri içselleştirmiş, erdem ve fazilet sahibi fertler yetiştirmek olmalıdır. Fakat İslam toplumlarını bütünüyle etki altına alan materyalist sistem beslendiğimiz ilmi değerleri, yaşam biçimimizi ve kültürel dinamiklerimizi dünyevi ve uhrevi olarak ayrıştırdı ve eğitimi maddi bir boyuta indirgedi.

Okullarımız çocuklarımızı ahlaki değerler noktasında destekleyip bu konudaki beklentilerimizi karşılamayınca ister istemez onları terbiye etmek ve ahlaki değerlerle tanıştırmak sadece dava adamlarının ve hayatını davaya adamış fertlerin işi haline geldi. Oysa eğitimin ilk basamağı ailede verilir, dolayısıyla anne babanın bu noktada bir çabalarının olması gerekir. İkinci basamağı okullarda verilir, eğitimcilerin de bu konuda bir çabalarının olması beklenir. Ama olmuyor…

Haram olan bir fiil insanın fıtratıyla uyumlu değildir. Eğer kişi harama bulaşmışsa can sıkıntısından, kendini iyi hissedememekten, ibadetlerini huşu ile yerine getirememekten, hayattan keyif alamamaktan ve suçluluk duygusundan yakınmaya başlayacaktır. Eğer günahta ısrar ediyorsa yaşadığı ruhsal gerginlik daha da artacak ve onu kronik buhranlara sürükleyecektir. Peki insan bile bile hatada, kötülükte, günahta neden ısrar eder? Kişi ne zaman tövbe edip geri adım atmak istese nefsi ona şunları telkin eder: Aynı hatayı yapan binlerce insan var, boş ver, Allah affeder, yaşın çok genç, ileride tövbe eder halini düzeltirsin, namaz kılmana gerek yok, zaten kalbin temiz, zaman değişti, zina yapmayan yok…” Bu ifadeler onu geçici olarak yatıştırır, günah üzere kalmasına neden oluyor. Günahta ısrarcı olan kişi vicdanını susturur ve nefsinin bütün taleplerine kulak verir. Bu kişi artık hakikate karşı körleşmiş, sağırlaşmış ve bütünüyle duyarsızlaşmıştır.

Haram olan bir fiil Müslüman’ın vicdanında rahatsızlık uyandırır ve böyle durumlarda kişi ruhunu kasıp kavuran ızdıraptan kurtulabilmek için çare arar, tövbeye ihtiyaç duyar. Halini Rabbine arz eder ve ondan bağışlanmayı talep eder. Tövbe onu içine düştüğü girdaptan kurtarır ve istikamet üzere yürüyebilmesi için imkân tanır. Zira tövbe, kulun hatasını Rabbine arz edip bağışlanmayı dilemesi ve ondan yardım istemesidir. Ve tövbe Müslüman için bir gereksinim, bir çıkış yoludur.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp