Tezkere onaylandı: Yüz sekiz yıl sonra yeniden Libya’dayız..

Tezkere onaylandı: Yüz sekiz yıl sonra yeniden Libya’dayız..


Tezkere onaylandı: Yüz sekiz yıl sonra yeniden Libya’dayız..

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi, dün 325 kabul oyu ile “Libya Tezkeresi”ni onayladı. Tezkere AK Parti ve MHP’nin oylarıyla kabul edildi. CHP, İYİ Parti ve Saadet“hayır” oyu verdi.

Önce evet oyu vereceğini açıklayan Saadet, Meclis’teki iki vekiline söz dinletememiş olacak ki, sonradan çark etti. Şüphesiz “hayır” oyu verenler, İsrail’in, Fransa’nın, Sisi’nin, BAE’li Muhammed bin Zaid’in durduğu yerde durmayı tercih ettiler.

Bence Türkiye’nin yanında olmadılar, Türkiye’yi yalnız bıraktılar, Türkiye’nin bölgede güç kazanmasının önüne geçmeye çalışanlarla ortak oldular. Bu tavırlarıyla Türkiye’nin gücünü içeriden çökertmeye dönük adım atmış oldular. Vesayet mekanizmalarını içeriden işletme yoluna gittiler.

Yüz sekiz yıl sonra yeniden Libya’dayız

Dünkü oylamayla Meclis, Cumhurbaşkanı’na Libya’ya asker gönderme izni verdi. Sınırda, sınır ötesinde terörle mücadelenin çok daha ilerisi için, Kıbrıs Barış Harekâtı gibi bir karar aldı, bir tarihe imza attı.

Yüz sekiz yıl sonra Libya’dayız. 1911-12 Trablusgarp Savaşı’ndan sonra, yeniden o topraklardayız. Size “orası yabancı ülke” diyene aldırmayın, aslında kendi coğrafyamızdayız. Size “Libya’dan bize ne” diyenlere aldırmayın, aslında biz Libya’nın kendisiyiz.

Zihninizi Anadolu’ya sıkıştıranlara aldırmayın. Biz, coğrafya ile bütünleşmiş bir milletiz. Coğrafyanın kendisiyiz. Coğrafyanın parçasıyız. Akdeniz’in de, Kuzey Afrika’nın da, Anadolu’nun da haritası birdirVe o harita hafızadır. Türkiye’nin, Libya’nın hafızasıdır.

Mustafa Kemal’in, Enver Paşa’nın mücadele ettiği yerde. Tarih geri çağırdı..

Yüz yıl, milletlerin, ülkelerin, coğrafyanın hafızasında hiçbir şeydir. Yüz yıl önce Yemen’deydik, Irak’taydık, Suriye’deydik, Kudüs’teydik. Size bunun yüzyıllar önce olduğunu söylerler, aslında o yüz yıl bugün kadar yakındır.

Tam da, yüz yıl önce Mustafa Kemal’in, Enver Paşa’nın mücadele ettiği yerdeyiz. Tam da yüz yıl önce, bize bu coğrafyayı dar edenlere karşı verdiğimiz mücadelenin aynısını vermek için oradayız.

Aynı cephe bugün Libya’da, Suriye’de, coğrafyamızın her köşesinde, Ankara’da aynı savaşı yürütüyor. Onlar bize vuruyor, biz direniyoruz. Onlar elimizi kolumuzu bağlamaya, biz, zincirlerimizi kırmaya çalışıyoruz.

Bin yıldır kesintisiz mücadele: Büyük cepheyi Akdeniz’de kurdular: O da dağıtılacak.

Anadolu’ya girdiğimiz günden bu yana, bin yıldır bu mücadele, kesintisiz devam ediyorHaçlı Savaşları döneminde de devam ediyordu, Birinci Dünya Savaşı döneminde de devam etti. Bugün hâlâ devam ediyor.

Ama bugün tarihin dönüşünü izliyoruz. Yüz yıl önce çöken bir ülkeydik, bugün yükselen bir ülkeyiz. Hesaplaşma her yerde ama bu sefer onlar gerilerken biz güç kazanıyoruz. Tarih bizi yükseltiyor, onları çökertiyor.

Büyük cepheyi Akdeniz’de kurdularABD orada, Fransa orada, Almanya orada, İngiltere orada, İsrail orada, İtalya ve Yunanistan orada. Onların Truva Atları olan Mısır, BAE, S. Arabistan orada.

Anadolu’ya sıkıştır, orada avla hesabı..

Hepsinin ortak hedefi Türkiye’yi durdurmak. Akdeniz’den uzaklaştırmak. Kıyılarımızın tam dibinde cepheler inşa etmek. Türkiye’yi Anadolu’ya sıkıştırmak ve orada avlamak.

İran sınırından Akdeniz’e uzatılan, adına “terör koridoru” dediğimiz cephenin, haritanın, kuşatmanın daha büyüğünü Akdeniz’de yapmak.

Türkiye “terör koridoru” üzerinden kurulan cepheyi yardı. On yıldır hazırlığını yaptıkları, orduları donatacak silahlar yığdıkları “Türkiye Cephesi”ni dağıttı.

“Türkiye’yi Durdurma Cephes”ni hiç mi göremezsiniz!

Türkiye şimdi Akdeniz haritasına müdahale ediyor, oradaki cepheyi dağıtmaya, kuşatmayı yarmaya çalışıyor. Akdeniz’deki “Çokuluslu Kuşatma”yı dağıtmaya çalışıyor.

Türkiye canla başla bir mücadele veriyor. Bu, Anadolu savunmasıdır. Dün, Libya tezkeresine “hayır” oyu veren partiler; hiç mi tarih okumazlar, coğrafya okumazlar?

Hiç mi yüzyıllardır bu bölgede neler yaşandığını görmezler? Hiç mi Irak’ta olanları, Suriye’nin kuzeyinde olanları, terörün efendilerini görmezler? Fransa’nın, ABD’nin, İsrail’in Türkiye’ye karşı husumetini anlamazlar?

Hafter’in, BAE Emiri’nin, İsrail ve Sisi’nin cephesi

Bu partiler, bu vekiller bu ülkenin yüzyıllardır bu topraklarda verdiği mücadeleyi hiç mi önemsemezler? İstiklal mücadelesinin kimlere karşı verildiğini de mi unuttular?

Onlar tarihin yanlış sayfalarında demirlediler. Türkiye’yi yalnız bıraktılar. PKK’nın, Hafter’in, Fransa’nın, Sisi’nin, İsrail’in, BAE’li terör baronunun yanında saf tuttular..

Vesayetçi olmanın solcusu, sağcısı, İslâmcısı olmuyor..

Tarih, havzasına geri döndü. Onlar tarihi ıskaladı. Bu vahim hata, yarınlarda çok daha iyi görülecek. Ama Türkiye, “Türkiye Ekseni” kendi havzasında daha da coşacak.

Vesayetçi olmanın solcusu, sağcısı, İslâmcısı olmuyor. Ya vesayetçisiniz ya “ Türkiye Ekseni”nde. En üst siyasi kimlik artık bu. Ama onlar bunu görmedi, görmek istemedi ya da kendilerine böyle roller dağıtıldı.

Türkiye size rağmen büyük oynamaya devam edecek. Bin yıllık mücadeleyi sürdürecek. Akdeniz’de de, Kuzey Afrika’da da, coğrafyanın her köşesinde de var olmaya devam edecek.

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp