Tevbe davetine icabet edenlere Allah’ın af müjdesi vardır

Tevbe davetine icabet edenlere Allah’ın af müjdesi vardır


Tevbe davetine icabet edenlere Allah’ın af müjdesi vardır

 

İlk Kur’an nesline yönelik “Allah’a tevbe ediniz!” veya “İşlediğiniz hata ve günahtan pişman olup Allah’ın yoluna geri dönünüz” (tûbû ilallah) emirleri Kur’an’da birden fazla yerde gelir. Bunların her birinin münasebeti farklıdır. Mesela bu çağrılardan biri “tesettür âyeti” olarak bilinen Nûr 31’in sonunda gelir. Bir başkası Hz. Peygamber’i üzen eşlerine hitap eden bir pasaj içinde, Tahrim 8’de gelir.

Bu örnekler, ilk Kur’an neslinin insani ilişkilerini terbiye etmeyi amaçlamaktadır. Onlara yönelik “Allah’a tevbe ediniz!” emri, “Bu konuda gittiğiniz yol yol değil, tez oradan dönün!” anlamına gelmektedir. Bunların yanına konulacak âyetlerden biri de Tevvâb ismiyle biten Hucurât 12’dir. Zira bu, mü’minlere ahlaki öğütler veren ve onlara gıybet, dedikodu, ayıp arama, aşağılama, itibarsızlaştırma gibi ahlaki düşüklükleri yasaklayan bir âyettir.

Tevbeye davet işin bir boyutudur. Bir de, bu davete icabet edenlere verilen müjdeler var. O müjdelerin başında tevbe edenlerin affedileceğine dair müjde geliyor:

Bu zulmü işledikten sonra kim tevbe eder ve kendini düzeltirse, hiç kuşkusuz Allah da onun tevbesini kabul eder; zira Allah çok bağışlayıcıdır, sonsuz rahmet kaynağıdır.” (Maide 5:39).

Allah’ın tevbesini kabul edeceklerinin başında, bir cahillik yapıp yanlışa sapanlar gelir. Kur’an tam da “cahillikle” (bi-cehâletin) ibaresini kullanarak, bir cahillik yapan günahkârların tevbesinin kabul edileceği müjdesini verir (6:54; 4:17).

Burada, “Tevbesi kabul edilmek ne demektir?” diye sorulabilir.

İlahi vahiy bunun cevabını da verir. O cevaba geçmeden vurgulanması gereken husus, bizzat tevbenin kendisinin bir ödül olduğu gerçeğidir. Zira tevbe, bir değişim iradesi beyanıdır. Tevbe eden, “Ben değişeceğim!” demiş olur. Değişmenin ilk şartı, değişeceğine dair irade ortaya koymaktır. Nasıl ki ferdin değişimi toplumsal değişimin şartı ise (11:11), değişim iradesi de şahsi değişimin şartıdır. İşte bu şartı yerine getirip de kendini değiştirme iradesi sergileyene, Rabbimiz şu muazzam müjdeyi vermektedir:

Ancak kim tevbe eder, (yürekten) inanır ve sorumlu davranırsa, Allah işte böylelerinin kötü gidişatını iyi gidişata tebdil edecektir: Hem zaten Allah merhameti sınırsız bir bağışlayıcıdır. Kaldı ki her kim tevbe eder ve sorumlu davranırsa, işte sadece böyleleri Allah’a gereği gibi yönelmiş sayılacaktır.” (Furkan 25:70-71)..

Kulun Allah’a tevbesi yanlıştan vazgeçip doğruya yönelmesidir, Allah’ın kula tevbesi ise kuluna rahmet ve şefkatiyle yönelmesidir. Allah bir kuluna yöneldiği zaman, esmasının özel tecellilerine onu mazhar kılar. Tıpkı karanlıkta önünü göremeyen birinin önüne ışık tutulunca yolunu görür hale gelmesi gibi, o da önünü görmeye ve sırat-ı müstakimde yol almaya başlar. O yol onu cennete götürür. Tevbe edenlere cenneti müjdeleyen âyetin söylemek istediği hakikat de budur:

Ancak tevbe edenler, doğru ve erdemli davranış sergileyenler müstesna. İşte bunlar cennete girecekler ve en ufak bir haksızlığa uğratılmayacaklar. (Meryem 19:60).

 

 

Google+ WhatsApp