Tesettür, Yani Örtünme ve Kapitalizm

Tesettür, Yani Örtünme ve Kapitalizm

Kadın, Allah’ın bir bağışı ve lütfu gereği güzelliklerle donanımlı. Çekim alanı. Böyle olunca bunun elbette ki sakınılması gereken, saklanması, gizlenmesi ve kaçgöç olması gereken hususları olmalı. İnsan dengeler üzerine yaratılmış. Konumlarını insanlar kendileri belirlemiyorlar. Kendilerine bağışlanan ile

Tesettür, Yani Örtünme ve Kapitalizm

 

 

Bir sözlükteki tanıma göre: örtünme, gizlenme ve kaçgöç olarak ifade edilir. Burada dikkatimi çeken belki de en ilginç olabileni “kaçgöç” benzetmesi. İnsanlık tarihinde ilk insandan günümüze örtünmeyi bir ilke olarak benimsemiş. Bu, en ilkel topluluklardan itibaren geçerli.

Örtünme, bir bakıma sakınmadır, korunmadır. Sadece kadınlar için değil erkekler için de geçerli bir durum.

Kadın, Allah’ın bir bağışı ve lütfu gereği güzelliklerle donanımlı. Çekim alanı. Böyle olunca bunun elbette ki sakınılması gereken, saklanması, gizlenmesi ve kaçgöç olması gereken hususları olmalı.

İnsan dengeler üzerine yaratılmış. Konumlarını insanlar kendileri belirlemiyorlar. Kendilerine bağışlanan ile var oluyorlar. Sonrası, sorumluluklarıyla birlikte insan tekinin kendisine kalıyor. Örtünme, toplumlardan toplumlara değişiklikler gösteriyor. Bunu, o toplumların dinleri ve kültürleri belirliyor. Dönemin koşulları da doğal olarak etkiliyor. İnsanın sakınması gereken halleri bulunuyor. İnsan doğasında da olması gereken sakınmanın gerekliliği. İslâm milletinin örtünme biçimi daha çok yukarıdaki tanıma uygunluk. Saklanma ve gizlenme ile. İnsanın kendisini saçıp savurması uçlara götürür. Bunun sonu ve sınırı da yoktur. İslâm milletinde bilinçli örtünme, sadece kılık kıyafet ile değil, davranış ve yaşayışla da ilgili. Bu salt kadınlar için değil erkekler için de geçerli. Her milletin örf ve dini bakışlarına göre örtünme biçimleri var. Bu doğal bir durum. İnsanlık için korunma sadece kişinin kendisiyle ile ilgili ve sınırlı değil.

İnsanlığın başına bela olan, moda gibi aşırılıklara götüren hâllerdir. İslâm aşırılıkları hiçbir zaman hoş görmez. Hayatın ve bütün hallerin israfı insanı uçlara götürür. Tesettür ve örtünme bilinci geliştiğinden beri insanların giderek özendiği bir durum. Türkiye’deki hızlı değişim, İslâmî bilinçlenme ve kızların okumalarıyla da ilgili. Tabii en önemli etken imam hatip okullarının insana güven vermesidir. Ne yazık ki istesek de istemesek de yabancılığın kuşatması hemen her kesimi etkiliyor. Kapitalizm ruhu insanlığın iliklerine doğrudan ya da dolaylı işliyor. Kapitalizm en çok da kadını bir nesne olarak kullanıyor. Onun üzerinden tüketimde daha başarılı oluyor. Hemen hemen bütün alanlarda.

Örtünme bilincinin yaygınlaşmasından sonra bu alanda da ciddî anlamda tüketen sektörler oluştu. İnsanlar örtünüyorlar, bir yanıyla bedensel olarak sakınıyorlar ama bir yandan da tüketim çılgınlığından kendilerini kurtaramıyorlar. Hatta daha da uçlara götürüyorlar. Örtünme ve yaşamanın sakınılması gereken hâlleri hayatın hemen bütün alanlarıyla ilgili. Bu sadece bedeni örtmeyle sınırlı değil.

Sosyal medyadaki görüntüler insanı ürkütüyor. Bu, artık sokak ve gündelik hayat ile de ilgili. Her insanın bir sakınma sınırı ve değeri var. Bir modacı, bir televizyon sunucusunun absürt bir davranışı anında karşılık buluyor. Alışveriş çılgınlığını başkalarına gösterme aşırılığında. Bununla kalınsa iyi, örtünme ve sakınmanın sınırlarını zorlayarak aşırı hallere bürünüyor. O zaman da modanın bir nesnesi oluyor.

İnsanlarda öyle ya da böyle örtünmeye özeniyorlar, farklı biçimlerde. Fakat uçlarda olanların davranışları artık bir özgünlük olan örtünmeyi sıradanlaştırıyor. Onlar daha çok tüketimin özendiricisi konumunda.

Önemli olan insanı aşırılıklardan ve uçlardan sakındırmak. Ama öyle bir ortam ve kuşatılmışlık var ki insanlık hiçbir kesim fark etmeksizin korkunç bir savrulma içinde. Sırtına birkaç deri çanta geçiren en pahalı giysilere bürünen, en moda giysilerle sosyal medya üzerinde uçukluklar yapmak kişinin değersizliğidir. Örtü denilen bilince bir zarar vermez ama Müslümanlara ve İslâm milletine büyük zarar verir. İslâm bir değer olarak kalıcıdır. Savrulan insanlardır.

 

 

Ali Haydar Haksal/Milli Gazete

Google+ WhatsApp