Terörizmin kökenleri II

Terörizmin kökenleri II


Terörizm Batı’nın ideolojilerinden biridir. Özellikle de kapitalizmin insanlık üzerindeki ağır yükü. Kapitalizmin acımasızlığı, açlığı, oburluğu, doymazlığı insan kanı üzerine kurulu. Dünya dengesini bozan bir bakış ve anlayış. Bu ideolojide insanın yeri yok. Var da kendi seçkinlerinin yeridir bu. Batı kendi insanını da bir bütün olarak kucaklamıyor. Katmanları var ve bunların arasında uçurumlar bulunuyor

 

Müslümanlar açısından ise daha başka açmazlar var. Çok yönlü bir kapanın içine sıkışılıyor. İçinde bulundukları durumla emperyalizmin işini kolaylaştırıyorlar. Diğer yandan kendi kendilerinin bumerangı oluyorlar. Ortak düşünsel alanlarından çok birbirinden ayrıştırıcı ayrıntılarda çatışıyorlar. Bunun elbette birçok nedeni var.

 

Emperyalizm düzleminde Edward Said’in içeriden olan bakışı üzerinde duracağız. Hem Müslümanlar açısından içeriden hem de Amerika’da yaşayarak oradan da içeriden bir bakış getiriyor. “Kaçınılmaz olarak Amerikalılar kendilerini İslam’la savaş halinde hissediyor. Başkanının ve Belediye Başkanı Giulieni’nin ve diğerlerinin İslam’la savaşta olmadığımızı söylemelerine rağmen, gerçek şudur ki bu toplum içinde baktığınız her yerde, Müslümanları ve onlara benzeyen insanları hedef alan yüzlerce değilse bile düzinelerce olay meydana geliyor.” (s. 122) Bu, Amerika’da içeriden bir bakış bir de orada terör ile bağlantılı olan bir bakışı var. “Usame bin Ladin ve İslamiyet adına nereden geldiği belli olmayan bir süper düşmana karşı savaş halindeki bir ülkeye uygun düşen bir paranoya var. (…) ABD’nin suç ortaklığını belirtmeye karşı bir isteksizlik var. Kesinlikle bin Ladin hakkında değindiğim gibi, fakat İran’ın düşmanı olarak büyütülen Saddam örneğinde de geçerli olduğunu belirmek lazım. Saddam’ın Kuveyt’i işgalinden önceki dönemde ABD, Irak’a silah yardımında ve destekte bulunmuştu.” (s. 122-123) Müslümanların birbirinin bumerangı olduğunu söyleyişimin nedeni de bu. Sonraki süreç biliniyor. Irak birçok yönden kaybetti. Emperyalizmin 1991 işgali ile sonuçlandı. Saddam güçlenmişti, İsrail’e karşı hamleleri bulunuyor. Burada hem emperyalizmin hem de kendinin kurbanı oldu. Aynı ülke sınırları içinde de çatışılan alanlar o kadar çok ki. Müslümanların uyanışı ise kültürel ve düşünsel hamlelere bağlı. Ne yazık ki bu uyanış geciktiği gibi giderek derinleşiyor. Bunu salt Irak-İran bağlamında görmek eksik ve yanlış olur. Daha sonraki Arap Baharı paranoyası bunun en son ve somut yaşanmışlığı.

 

Emperyalizmin oyun ve tuzaklarını görmeden, düşünmeden ne söylenirse söylensin asıl karşılığını bulmuyor. Çünkü Müslümanların çıkarcılıkları, dar bakışlılıkları, zihnî karışıklıkları uyanışlarını engelliyor. Türkiye özelinde de bunu yaşayarak görüyoruz.

 

“‘Terörizm’ Amerika karşıtlığının eşanlamlısı haline gelmiş durumda, bu da Amerika’ya karşı eleştirel olmakla, yani vatansever olmamakla eş anlamlı hale gelmiş durumda.” (s. 123)

 

İnsanlığı manipüle eden hamleler de emperyalizm kaynaklı. Edward Said, olayların sıcağı sıcağına yaşandığı dönemi nesnel bir bakışla ortaya koyuyor. “…otuz beş yıldır devam eden İsrail’in askeri işgaline karşı mücadelelerini sürdüren Filistinliler ile Dünya Ticaret Merkezi’ni bombalayanların sebep olduğu terörizmi ayırt edebiliriz. Bunların yanında bir de devlet terörizmi var. (…) Dünya Ticaret Merkezi’ne ve Pentagon’a yönelik terör saldırılarını gerçekleştirenler apaçık bir şekilde orta sınıftan gelen, Florida’daki uçuş eğitimine katılacak kadar eğitimli ve İngilizce konuşabilen kişiler.” (s. 124-125) “11 Eylül saldırısı ise hiçbir şeyin parçası değil. 11 Eylül saldırısı yalnızca masum insanları kurban seçen, sırf terör olsun diye gerçekleştirilmiş, görünüşte hiçbir makul amacı olmayan müphem, kapalı ve muğlâk bir saldırıdır.” (s. 127) Terörün insanlık ve özellikle de Müslümanlar açısından, farkında olunmayan veya bir gaflet olan dramatik bir durumu var. “Kanımca ortada bir kaybedenler ya da kazananlar meselesi yok – bu, bu olayların etrafında bir kazananlar meselesidir.” (s. 129) Burada kaybeden Müslümanlardır. Kendilerini bulmadıkça, uyanışları gerçeklemedikçe bu karmaşa sürer gider.

Google+ WhatsApp