Teröristin, yağmacının, uyuşturucu kaçakçısının avukatı, Akit’e “Hain” demiş!

Teröristin, yağmacının, uyuşturucu kaçakçısının avukatı, Akit’e “Hain” demiş!


CHP Mersin Milletvekili imiş..

Aynı zamanda Parti Meclisi üyesi imiş..

Adı Ali Mahir imiş..

Soyadı da Başarır.. 

Soyadı “Başarır” olduğu için..

Nerede kul hakkı yiyen, nerede rüşvet veren, nerede sahte belge düzenleyen, nerede dolandırıcılık yapan, nerede uyuşturucu ticareti yapan varsa.. Daha gerisini saymayayım..

Ama bilin ki, bu saydıklarımın hepsi delillidir..

Hepsi, Anadolu Adliyesi henüz kurulmadan önceki dönemde, Kartal 1. ve 2. ağır cezalarda, Üsküdar ağır cezalarda, İstanbul ağır cezalarda bu “başarır” avukatımızın sanık avukatı olarak girdiği dosyalardır..

Hakimin önüne geçip, her defasında, “Müvekkilim dolandırıcı değildir.. Sadece işleri ters gitmiştir/Aslında müvekkilim dolandırıcılık konusu olduğu ileri sürülen parayı da iade etmiştir../Müvekkilim kötü niyetle sahte belge düzenlememiştir../Uyuşturucuyu ticaret amacı ile değil, kullanmak için bulundurmakta idi../Yağma suçunun unsurları oluşmamıştır, çünkü silahlı tehdit söz konusu değildir, müştekiler yanlış anlamışlardır..”

Ve daha nice savunmalarla..

Uyuşturucu kaçakçılarını.. Yağmacıları.. Katilleri, dolandırıcıları, sahte evrak düzenleyicilerini ve daha aklınıza ne kadar adi suç gelirse.. Hemen hepsinin sanıklarının avukatlığını yapan Ali Mahir Başarır..

 Başarmak üzere bir işe daha koyulmuş..

“Safımız belli olsun” demiş..

“Safımızı belli etmek için, sadece uyuşturucu ticareti yapanları savunmakla görevimiz bitmez..  Akit gibi, uyuşturucu kaçakçıları ile mücadele eden.. Yağmacılarla mücadele eden, dolandırıcılarla mücadele eden medya organlarını da, susturmak gerekir” diye düşünmüş olmalı ki..

Akit TV’deki KJ hatasını diline dolandırıp, koşa koşa şikayet dilekçesi hazırlamış.

“Akit TV yöneticilerinin kim olduğunun tespit edilmesi ve ‘Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret, sövme’ suçundan haklarında dava açılmasını” istemiş..

Hani diyebilirsiniz ki, “Şikayet dilekçesi vermek, herkesin hakkıdır.. Vatandaşın da hakkıdır.. Avukatın da hakkıdır.. Milletvekilinin de hakkıdır..”

Eyvallah..

Peki..

Şuna ne diyeceksiniz:

“Söz konusu yayın bir hata değil, hainliktir!”

Hadi ordan uyuşturucu kaçakçılarının avukatı!..

Dolandırıcların avukatı!..

Sahtekarların avukatı!..

“Hainlik” imiş..

 Sende bir gram dürüstlük olsa..

CNN’inden Sözcü’süne kadar.. Hürriyet’inden Milliyet’ine kadar.. Onlarca medya organının, onlarca defa aynı maddi hatayı yaptığını, ama senin o medya organları hakkında bir defacık bile olsun, “Bu hainliktir” diyerek suç duyurusunda bulunmadığını hatırlatsam, ne dersin acaba?

Bırakın “Hainliktir” diyerek suç duyurusu yapmasını..

“Araştırılsın, maddi hata mıdır, kasten mi yapılmıştır” diye, o medya organlarından bir tanesi için dahi, suç duyurusu yapmamış olan bir milletvekili..

Akit için suç duyurusu yapıp, bir de üstelik, haddini aşacak şekilde, “Hain” yaftası yapıştırmaya kalkışıyorsa..

Vekalet koyduğu dosyaların hepsini önüne dizer, “Bak bakalım, hainlik yapan kimmiş” diye sorarım kendisine..

Biliyorum, klasik savunma ile karşıma çıkacak, Ali Mahir Bey:

“Ben suçun değil, suçlunun avukatlığını yaptım. Suçu savunmadım. Suçluyu savundum.”

Yerseniz..

Yerseniz derken, gerekçesiz de konuyu geçiştirmeyelim..

Bir avukat, kendisine gelen dosyaların yarısında dolandırıcıların, yarısında da dolandırıcılık mağdurlarının avukatlığını yapar..

Sahtekarların avukatlığını yaptığı kadar, sahtekarlık mağdurlarının da avukatlığını yapar..

Hayatında bir defalık ceza davasına muhatap olmuş bir kişinin avukatlığını yapar..

Derim ki, “Düşmez kalkmaz, bir Allah. Adamın başına haksız bir suçlama gelmiştir. Veya bir hata yapmıştır. Avukatsız mı kalsın?”

Ama dolandırıcılığı profesyonel meslek haline getirenlerin avukatlığını yapıyorsanız.

Birden fazla dosyası olan uyuşturucu tacirlerinin avukatlığını yapıyorsanız..

Bir noktadan sonra..

Bu iş..

“Sen yap, ben seni kurtarırım”a döner..

Ali Mahir Bey, soyadındaki Başarır’ı ekleyip.. Başarma konusunda mahir midir bilemem..

Ama avukat arkadaşlarım, Kartal Adliyesi’nden, Üsküdar Adliyesi’nden kendisini “yağmacıların, uyuşturucu kaçakçılarının, dolandırıcıların avukatı”’ olarak tanıdıklarını belirttiler..

Bir itirazı olursa, ilgili adliyelerin mahzenlerinden dosyalar çıkartılır, Ali Bey’in mahirliğinin sadece adında mı, yoksa hayatında da mı, öğreniriz..

Ama bir sorun daha var..

Akit’e, Kemalizm istismarı yaparak saldıran, “Hain” diyen, daha başka suç niteliğinde isnatlarda bulunan Ali Mahir Bey’in, “Ben profesyonel avukat olarak o dosyalarda vekalet görevi ifa etmiştim” diyemeyeceği avukatlıkları da var.

Mesela?

Mesela DHKP-C sanığı Ebru Timtik..

Ne demiş Ebru Timtik ile ilgili, CHP milletvekili?

İfade aynen şöyle: “Aydınların, gazetecilerin cezaevinde tutulduğu,

Tecavüzcülerin salıverildiği ülkemizde;

Adil yargılanma talebiyle adalet mücadelesi veren hukukçu #EbruTimtik yaşamını yitirdi.”

Şimdi dürüst olanlar çıksın karşımıza..

Eğer, bir tane tecavüzcünün salıverildiğini gösterebilirseniz, ben kalemi kırayım..

Gösteremezseniz, siz milletvekilliğinden istifa edecek misiniz?

Ama sakın bana, “Musa Orhan tahliye oldu” demeyin..

Musa Orhan, bir TSK mensubuna yakışmayacak, ama tam da CHP’lilerin bol bol savunmasını yaptığı alkol almada sorun görmeme sebebi ile bana fersah fersah mesafede bir adam..

Ama..

Tecavüzden mahkum olmadı.. Onun için de, onun tahliyesini “Tecavüzcüler salıveriliyor” diye gösteremezsiniz.

Ha, “Olsun, hakkında iddianame var” diyorsanız..

Ebru Timtik hakkında, sadece iddianame değil, Ağır ceza mahkemesi kararı da var. İstinaf kararı da var. Bir Yargıtay kararı eksik.. 

Ebru Timtik için de niye “Teröristler” demiyorsunuz!

Dürüstseniz söyleyin..

Ama dürüstlük sizde ne arar? 

Siz “Mahir” ve “Başarır” isim ve soyadları ile, işi kotarmaya çalışıyorsunuz!

Google+ WhatsApp