Terk-i cihad zillettir

Terk-i cihad zillettir


Terk-i cihad zillettir

 

 

Müslümanlar, İslâm’la izzet bulmuşlardır. Müslümanların izzeti, İslâm’ı hayata hâkim kılma manasına gelen cihad ile kaimdir. Allah yolunda Allah için mazeretsiz olarak cihadı terk edenlerin herhangi bir izzetleri olmaz. İslâm’da cihadın farziyeti Kitap (yani Kur’an-ı Kerim), Sünnet ve İcmâ-ı ümmetle sabit olduğu gibi Tevrat, İncil ve Zebur’un aslı itibariyle (yeni nesh ve tahrif edilmemiş şekliyle) ve diğer semâvî kitapların ve şeriatların ekseriyeti itibariyle cihad asıldır ve farzdır. Cihadın farziyeti Kur’an’da ve birçok âyet-i kerime ile sabit ve katidir ve Kur’an’ın açık ve temel hükümlerindendir. 

Cihadın farziyetinin inkârı, katiyetle küfürdür. Ve cihadın farziyeti kıyamete kadar devam eder. Cihad, kesinti kabul etmeyen bir ibadettir. Cihadı kesintiye uğratan Müslümanlar, canlı cenazelere dönüşmeye mahkûmdurlar. Zalim ve zorbalara karşı Allah için cihad etmek, kıyamete kadar geçerli bir “ölçü”, bir “mihenk”tir. Kâfirlere, zalimlere karşı dik duruş sergileyen, sergileyebilen yiğitler ancak ve ancak zilletten kurtulup izzet sahibi olabilirler. Cahiliyye düzenine karşı direnme, kötülüklere karşı savaşma ve mücadele etme özelliklerini kaybetmiş olan Müslümanlar, Yahudileşmeye mahkûmdurlar. İsrailoğulları zorbalara karşı mücadeleyi terk ettikleri için Tih Çölü’ne sürgün edildiler. Dünyevi endişelerle cihadı terk etmek doğrudan doğruya zilletin içine düşmektir. Allah için cehdü gayreti olmayanların zilleti son bulmaz.

İslâm’da cihadı terk etmek, İslâm’ı terk etmek gibi kabul edilmiştir. Bundan ötürüdür ki Rasûlüllah (sav) mü’min insanı cihad insanı olarak tarif etmiştir.“Mü’min, kılıcı ve dili ile cihad eder” (El- Müsned/Ahmed b. Hanbel, III, 456) Cihad edenler ehl-i dünya değil, ehl-i din olanlardır. Dünyevileşenler, dünyevi değerleri Rabbanî değerlerin önüne ve yerine geçirenler, Allah yolunda Allah için cihad edemezler.

Abdullah b. Ömer (r.anhüma), Rasûlullah (s.a.v)’ı şöyle bu­yururken dinlediğini haber vermiştir:

Iyne yoluyla alışveriş yaptığınız öküzlerin kuyruğuna yapışıp, ziraata hayatınız hasrettiğiniz(razı olduğunu) ve cihadı terk ettiğiniz zaman, Allah size öyle bir zillet musallat eder ki, dininize dönünceye kadar onu üzerinizden atamazsınız.”(Sunen-i Ebu Davud, Kitabu’l-İcare, B. 54, Hds. 3462; Ahmed b. Hanbel, Müsned, C. 2, Sh. 42, 84.)

Rasûlullah (s.a); ıyne yoluyla alışveriş yapmayı, öküzlerin kuyruğuna yapışmayı, tarımı seçmeyi ve cihadı terketmeyi zille­te sebep göstermiş; Müslümanların dinlerinin icabını yaşamaya dönmedikçe bu zilletten kurtulamayacaklarını bildirmiştir.

Müslümanların; öküzlerin kuyruğuna yapışıp ziraatı seçmelerinden mak­sat; cihad edilmesi gereken bir zamanda cihadı terk edip işleri ve güçleriyle meşgul olmalarıdır. Öküzün kuyruğuna yapışmak; tarlayı sürmek, ekin ekip biçmektir. Şüphesiz tarım insanların beslenmeleri, hayatlarını sürdürmeleri için ihmal edilmemesi gereken bir meşguliyettir. Dolayısıyla Hz. Peygamber (s.a.v)’in böyle bir meşguliyeti tenkid etmesi, uğraşılmasını zillet sayması bek­lenemez. O halde maksat, Allah yolunda cihadı terk edip dün­yalık için çalışmaktır. Çünkü bu; Müslümanların başka güçlerin emrine girmesine, sömürülmesine sebep olur. Bir insan için bundan daha büyük bir zillet ve meskenet olmaz.

Öküzlerin kuyruğuna yapışmaktan maksadın, “şerefle ata binenler ol­duktan sonra, zilletle öküzlerin peşinde yürüyenler olduğunuz zaman” ma­nasında olması da muhtemeldir.

Rasûlullah (s.a)’ın bildirdiğine göre; düşülen bu zilletten kurtulmanın çaresi, tekrar dine dönmektir. Bundan maksat; dinin istediği yaşama şekline dönmek, Allah’ın emrettiği cihad ve çalışmaya sarılmaktır. Bu hadis-i şerife göre cihad; beşeri sistemleri bırakıp bir tek Allah’ın dinine dönmek ve Allah’ın dinine dönüşü gerçekleştirmektir. Yani Allah’ın dinini hayatın bütününe amir ve hâkim kılmaktır. Yoksa bir Müslüman hadiste sayılan şeyleri yaptığı için dinden çıkmaz. Müslümanın din­den çıkmasını gerektirecek söz ve davranışları bellidir. Bunlar içerisinde ne ıyne muamelesi, ne de cihadı ihmal edip ziraatla iştigal vardır.

Ömer bin Hattab, bazı sahabelerin fethettikleri verimli Ürdün topraklarında ziraat yapmaya başladıklarını duyunca hasat zamanına kadar bekledi ve o zaman bu tarlaların harap edilmesini emretti. Bazıları kendisine şikâyet için gelince şöyle dedi: “Bu, ehl-i Kitab’tan insanların yapacağı iştir. Sizin işiniz Allah yolunda savaşmak ve O’nun dinini yeryüzüne yaymaktır.”

Ticaret hesabına ve hatırına cihadı terk etmek, zillete düşmeye sebeptir. Nerede Müslümanlar tarafından cihad terk edilmişse orada zillet ve meskenet olmuştur. Allah’tan gelmiş olan yegâne hak din İslâm’a dönmedikçe, İslâm ile idare olunmadıkça ve İslâm idaresine bağlanmadıkça zillet bizim yakamızı bırakmayacaktır! 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp