Temize çekelim...

Temize çekelim...

11 Eylül... 12 Eylül... 15 Temmuz... Türkiye 15 Temmuz’dan sonra ABD ile ilişkilerini ‘gıdım gıdım’ boğmaya başladı. Hırıltıları hâlâ duyuluyor... Ankara hükümetinin bu kararı dördüncü yılına yürüyor ve artık ittifakın yapısal bütünlüğünü

Temize çekelim...

 

11 Eylül... 12 Eylül... 15 Temmuz...

Türkiye 15 Temmuz’dan sonra ABD ile ilişkilerini ‘gıdım gıdım’ boğmaya başladı. Hırıltıları hâlâ duyuluyor...

Ankara hükümetinin bu kararı dördüncü yılına yürüyor ve artık ittifakın yapısal bütünlüğünü koruyamadığını söyleyebiliriz. Ama yaşıyor.

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 

Bu çözülme sadece ‘ikili’ müktesebatla sınırlı değil. İttifaklar seyreliyor. Birçok ülke Batı’dan uzaklaşıyor. Türkiye, birden çok kez NATO’daki mevcudiyetini koruyacağını açıkladı. Ama bunu, “NATO’ya ve CENTO’ya bağlıyız” tonunda yapmadı.

Olur-olmaz ayrı konu fakat Türkiye NATO’dan çekilirse, Avrupa’nın kapılacağı girdaptan kurtulması mucize olacaktır. Kimi ülkelerin NATO’yu baştan değerlendirmelerine sebep olacaktır...

***

Bir anlamı da Amerikan hegemonyasının zayıflamasıdır. Ve öyle oluyor, gözümüzün önünde veremli hasta gibi eriyor. Her yere kan tükürmesi ondandır...

NATO ve/veya ABD, Hazar-Karadeniz-Akdeniz-Yemen Denizi-Basra dikdörtgeninde herhangi bir coğrafyada cepheye yürüyecekse, Ankarasız olamaz. Buyursun İran’a ‘yürüsün’, görelim! Katar’ı düşüremediler. Bölgede en büyük/güçlü askeri üsleri burada ama çıplak gerçek şu ki, ‘düşman topraklarında’lar. NATO’nun loş mahfillerinde Türkiye-İran-Katar için nasıl bir tarif getiriliyor acaba?

Karada bu “etki alanı» Çin’e ulaşmıştır. Türkiye artık yok, Irak artık yok, Pakistan artık yok. Azerbaycan yok. Türkmenistan’a bel bağlanamaz. Afganistan yok. Kuveyt, Umman? Var mı? Hele Umman?..

***

Arap NATO’su ne oldu?

Yine Amerikan planıydı. Körfez ülkelerinin üzerine Mısır ve Ürdün’ü ekleyecekti. Toplantılarına katılım bile sağlayamadılar. Bölge önce tarafsızlaşıyor ardından yön belirliyor. ‘Düzen’ bozuluyor. İttifaklar eksildiği için ‘geriye sayanlar’ sayaç sıfırlıyor...

Girizgahı 2017 Mayıs’ında yapılmıştı. “Küre Koalisyonu” üzerinden 2 yıl geçmeden göçtü. İsrail’in gölge paydaş olduğu plan, Tel Aviv ile Washington’un arasını da bozdu. Gelinen nokta, İsrail’in iki yıldır Washington’daki kritik kurumların çevresine istihbarat cihazları yerleştirerek Trump ve ekibini dinlediğidir.

Haberin içeriği değil, Amerika’nın bu istihbarat operasyonlarını çok önce fark etmesine rağmen şimdi sızdırmasıdır.. Bolton’un gidişiyle eşzamanlıdır.

İsrail-Rusya ilişkilerini de anlamalıyız. ABD-Rusya-İsrail ulusal güvenlik patronları bu yıl iki kez toplandılar. Bu üçgen hakkında “kabaca” fikirlere sahibiz. Birisi, Rusya’dan İsrail’e göçmüş Yahudilerin Moskova’yı etkilediği kabulüdür.

Öyle mi?

Yoksa onlar Tel Aviv’de üzerinde etkili olmasın?

Örneğin İsrailli komutanlar arasında/çoğunluğunda (!) böyle bir durum var. Netanyahu-Putin ilişkisi de gayet sıcaktır. (Aslında bu İran’ın İsrail’e saldırmayacağının da sırrıdır.)

Bu kimin lehine? ABD’nin mi Rusya’nın mı?

ABD’nin Ortadoğu’da daraldığı konjonktürde İsrail’in “tercihlerini” nasıl etkiliyor/etkileyecek?

***

Rusya ile korkutarak sindirdikleri, Batı’nın “significant other/hayat arkadaşı” Avrupa da eski yerinde değil. Almanya, Fransa, İngiltere’ye iyi bakın! Belki biraz Paris. Ama tam oradalar mı?..

ABD’nin Ortadoğu’da ittifak davetleri karşısında bocalıyorlar. Çünkü Türkiye yok orada!

Küre ovuştururken zemine döşedikleri Körfez İşbirliği Konseyi de sallanıyor. Mısır bile yok. Çekildi. Tahran ve İslamabad’a koşa koşa yaklaşıyorlar.

Başbakan İmran Han: “Pakistan, Afganistan’daki Sovyet yönetimine karşı ABD’nin savaşını destekleyerek büyük hata yaptı. 70 bin insanımızı kaybettik. 100 milyar dolardan fazla kayba uğradık. Afganistan’daki başarısızlığının faturasını da biz ödüyoruz”... (13/09.)

Ve İmran Han bu demeci ‘Russia Today’e veriyor! Türkiye’nin de dört gözle beklediği Birleşmiş Milletler toplantısında Genel Kurul’a seslenecek. Merakla bekliyoruz!

***

ABD 15 Temmuz’la ne yapmak istiyordu?

Başlığı iki maddedir. Erdoğan düşürülmeli. İki, Terör koridoru/Kürdistan kurulmalı. 15 Temmuz, Türkiye üzerinden Ortadoğu içindi. Bütün Ortadoğu, Irak, İran, Suriye hatta Rusya gibi kalıplı olanlar bile o yardan yuvarlanacak, ortakları Suudi Arabistan dahi çökecekti. Şii, Sünni, Etnik kan denizlere kadar akacak, ülkeler piksel piksel parçalanacaktı.

Ankara bunu ne unutur ne affeder.

***

Amerikan rüyası kâbusa dönüyor...

Hem Türkiye’de hem dünyada.

Rusya’nın dünyaya sunabilecek bir rüyası, öyküsü bulunmuyor. Çin’in de bir öyküsü yok. Bugün dünyaya bir öykü sunan tek ülke Türkiye. Adalet! ‘Dünya beşten büyüktür’. Dudaklarının kenarıyla bu daveti küçümseyen içerideki ‘Made in USA’ akıllar, ülkeleriyle gurur duyacakları, vatandaşı olmaktan onurlanacakları ‘son devlete’ çelme takmaya çalışıyorlar...

***

Sonuç...

Türkiye; 11 Eylül, 12 Eylül, 15 Temmuz, 21 Mayıs (Küre Koalisyonu) ya da Çekiç Güç gibi sonuçları/etkileri kimi zaman direkt kimi zaman dolaylı kendisini vuran Amerikan üretimi planlarla ezildi.

Bugün bir başkasının arifesindeyiz...

Ama Türkiye’nin, bölgenin, dünyanın güvenlik/stratejik paradigmaları artık çok farklı...

“Temize çekelim” derken, temiz bir sayfa açalım demiyoruz.. “Hadi temizleyelim” diyoruz...

‘Kapımızın önü’nden başlayalım...

 

nedret ersanel

yeni şafak

Google+ WhatsApp