Temel abi, o ekranda, Erbakan niye yok?

Temel abi, o ekranda, Erbakan niye yok?


Halk tv alkışlıyor..

Karanlık oda manşet yapıyor.

t24, “işte bu” diye göklere çıkarıyor..

Gün geçmiyor ki, solak birisi Temel Karamollaoğlu’nu karşısına oturtup, röportaj yapmasın.

“Siz ne kadar demokrat bir lidersiniz. Siz ne kadar büyük bir devlet adamısınız” demesin..

Yavuz Oğhan alıyor karşısına, konuşturuyor.

O bırakıyor..

Gaylere, lezbiyenlere övgü düzdüğü için TV5’ten attıkları Çağlar Cilara alıyor..

Ağızlarından bal aka aka yaptıkları söyleşileri izledikçe..

Aklıma bir çocuk masalı geliyor..

“Günlerden bir gün, karganın biri konmuş ağacın dalına

Büyükçe bir peynir ağzında.

Tilki peyniri karganın ağzında görmüş koşmuş:

- Günaydın, çok sayın Karga, diye söze girmiş..

‘Ne kadar güzelsiniz? Ne kadar ihtişamlısınız.. Bakıyorum, bakıyorum, doyamıyorum güzelliğinize.. Öyle merak ediyorum ki, kim bilir sesiniz de ne kadar güzeldir...”

Karga şişinmiş, şişinmiş.

Bu övgüler sonrasında, kanatlarını çırpamadan uçacak gibi olmuş..

‘Şu tilkiye bir gak diyeyim de ses işitsin’ demiş;

‘Gak’ der demez, karganın ağzındaki peynir yere düşmüş, tilki de anında yutmuş.

Ve tilki, şöyle demiş kargaya:

‘Şu sözümü hiç unutma,

Kaptırdığın peynire değer:

Her dalkavuk çıkarı için över,

Yüzüne güler, peynirini yer.’

Karganın aklı başına gelmiş de.. İş, işten geçmiş.”

Temel abi etrafında dönen pervaneler de, meşhur masaldaki tilkiye taş çıkartırlar..

Öyle havalara sokuyorlar ki, Temel abiyi..

Hayret etmemek elde değil..

Şu ifadelerine bir bakıverin:

“Ben Ak Parti’yi muhafazakâr kabul etmiyorum. Ak Parti muhafazakârlığı kullanmak isteyen bir parti.”

AK Parti diyelim, muhafazakâr bir parti değil.

Peki gaylere, lezbiyenle kucak açan CHP mi muhafazakâr parti.

Karşına alıp, konuştuğun, bir dönem TV5 ekranlarında program yaptırdığınız, sonra dayanamayıp gerçek tıynetini TV5 ekranından gösterdiğinde kapının önüne koyduğunuz, şimdi tekrar karşısına geçtiğiniz Çağlar Cilara mı, muhafazakâr?

Konu sadece muhafazakârlık değil..

Karganın ‘gak’ demesi örneğinden çok daha fazlasını yapıyor Temel abi..

Şarkı üstüne şarkı söylüyor..

“Siz liyakate önem vermemeyi nasıl izah edeceksiniz?” diyor..

Liyakate önem verilmiyorsa, affedersiniz, Dünyanın sayılı köprüleri arasında olan Yavus Sultan Selim Köprüsü kimin döneminde yapıldı?

İşler ehil insanlara verilmiyorsa, asrın projesi Marmaray’ı kim yaptırdı?

İhaleler yandaşlara veriliyor, işi yapabilip yapamayacaklarına bakılmıyorsa, dünyanın gıpta ile baktığı Avrasya Tüneli kimin zamanında yapıldı?

Şimdi dünyanın birincisi Çanakkale köprüsü, kimin iktidarında, kimlere yapılıyor?

Ehil olmayan, çürük bina müteahhitlerine mi? Ve dün..

Tam kapasite çalışmaya başladığında, Türkiye’nin elektrik tüketiminin % 15’ini tek başına üretecek..

AK Parti iktidarı döneminde başlanmış, Ak Parti döneminde bitirilmiş bir baraj..

Bazı özellikleri ile dünyanın birincisi bir tesis..

Kimlerle yapılıp tamamlandı, ehliyetsiz kişilerle mi?

“Şu müteahhit bizim yandaşımız. Ona verelim, ister bitirsin, isterse bitirmesin. Veririz paraları, doyururuz yandaşları” mantığı ile mi, yapılıp bitirildi, Ilısu Barajı?

Dünyanın gözdesi İstanbul Havalimanı’nı, tehditlerinden korktuğu mafya babalarına mı yaptırdı, Ak Parti?

Temel abi “güzel şarkı söylediği” zannı ile konuşmaya devam ediyor:

“Dürüst olmamayı, yememeyi, yedirmemeyi, rüşvet alıp vermemeyi nasıl izah edeceksiniz.”

Bolu tünelinin kaç yılda bitirildiğini bilen yok..

Hakkedişlerini alamayan müteahhitlerin, “yeter artık” deyip bıraktığı işlerin sayısı, on binlerle ifade edilen Türkiye’de, nasıl oluyor da milyarlık tesisler, hiç sorun olmadan, ardı ardına yapılabiliniyor?

“Bu iktidara güvenim yok, ben Türkiye’de iş yapmam” niye demiyor, Japon şirketleri, Kore şirketleri?

İstanbul’un her semtine götürülen metro, “güven duyulmayan bir iktidarın olduğu ülkede, kısa sürede açılabilinecek tesisler olabilir mi?”

Türk şirketleri ile birlikte ihaleleri alan yabancı şirketler, “Ben işimi yapsam bile, rüşvet vermeden, hakedişimi alamam. Türkiye’de iş yapacağıma, gider Almanya’da daha ucuza başka iş yaparım” demesi gerekmez mi, Temel beyin tanımı doğru olsa?

Temel abinin etrafında bir sürü tilkinin dolaştığının kanıtı da şu:

“Özellikle sosyal demokratlar, özellikle libareller, özellikle milliyetçi duygulara sahip olanlar. Arkadaş; bu kesimlerin İslam’la barışma zamanı geldi, geçiyor. Barışmak çabası var onu görüyorum, barışma gayreti var; olmak mecburiyetinde. Çünkü bunların tarif ettiği İslam, İslam olmaz, öyle şey mi olur? İslam’ın içinde yalan olmaz, iftira olmaz, hıyanet olmaz, soygun olmaz, rüşvet olmaz. Daha ne söyleyeyim ben?”

Bu ülkede yıllarca başörtü yasağını uygulayan o ahlaksız sosyal demokratlar.. Liberal geçinen hokkabazlar.. Onlar suçsuzmuş..

Ak Parti onlara konuları güzel anlatmadığı için tek suçlu imiş!

Vay canına, sayın seyirciler..

Ve Temel abinin son vukuatı..

Yine tilkilikleri ile meşhur medya kanallarında birinci haber olmuş:

“Karamollaoğlu’ndan videolu çağrı: 19 Mayıs 2020 yeni bir başlangıca vesile olsun...” diye vermişler, Temel abinin 19 Mayıs gösterisini.

Gösteride ne var?

Temel abinin arkasında büyük bir ekran..

O ekranda, Tayyip Erdoğan’dan Devlet Bahçeli’ye, Meral Akşener’den Mithat Sancar’a, Kemal Kılıçdaroğlu’ndan Ali Babacan’a, Ahmet Davutoğlu’ndan Gültekin Uysal’a, Doğu Perinçek’e kadar siyasi parti genel başkanları..

Temel abi demek istiyor ki..

“Bütün parti genel başkanları ile birlikte, bir masaya oturalım.

Meral Akşener’in dediği gibi..

Ama dikkat ettim..

Bir partiyi o ekrana almamış, Temel abi..

Yeniden Refah Partisi’ni.

Daha önemlisi.. Yeniden Refah Partisi genel başkanı Fatih Erbakan’ı.. 

İşe bakın..

Gültekin Uysal’ı alıyorsunuz..

Partinizi kapattıran, sonra kurduğunuz partiyi de, yine kapattıran CHP’yi o ekrana alıyorsunuz. Birlikte hareket edelim diyorsunuz.

Ama, sizin siyaset yapmanıza vesile olan Erbakan Hocanın oğluna tahammül edemiyorsunuz..

Vah vah vah..

Ne günlere kaldık..

Başkalarına tevazu tavsiyesinde bulunurken bile, kendisi kibrinden uçan kimlere kaldı, Milli Görüş davası?

Google+ WhatsApp