“Televizyon dizileri aracılığıyla tarih icat ediyoruz, tarih yapmıyoruz.”

“Televizyon dizileri aracılığıyla tarih icat ediyoruz, tarih yapmıyoruz.”

Müftüoğlu “Medeniyet tek çizgili, tek bağlamlı bir şey değil. Bütün İslam başkentleri kozmopolit başkentlerdi. Bütün farklılıkların kendilerini gerçekleşmesine imkan veren yapılardı.” ifadelerini kullandı. “Televizyon dizileri aracılıyla tarih icat ediyoruz, tarih yapmıyoruz.” diyen Müftüoğlu “Osmanlı son derece

“Televizyon dizileri aracılığıyla tarih icat ediyoruz, tarih yapmıyoruz.”

 

 

Atasoy Müftüoğlu, Erdemli Gençlik ve Uludağ Üniversitesi Fikir ve Münazara Topluluğu’nun düzenlediği “Hakikat Bilincinin Kaybı” başlıklı konferansta konuştu.

Müftüoğlu “Medeniyet tek çizgili, tek bağlamlı bir şey değil. Bütün İslam başkentleri kozmopolit başkentlerdi. Bütün farklılıkların kendilerini gerçekleşmesine imkan veren yapılardı.” ifadelerini kullandı.

“Televizyon dizileri aracılıyla tarih icat ediyoruz, tarih yapmıyoruz.” diyen Müftüoğlu “Osmanlı son derece önemli bir imparatorluktu. Osmanlı ilk dönemlerinde kozmopolit kültür tecrübe edilmiştir, ancak sonra bir tıkanma yaşanmıştır.” şeklinde konuştu.

Atasoy Müftüoğlu’nun konuşmasının satır başları şu şekilde:

-Bir halk hakikat bilincini kaybettiğinde, durumun farkına varır ve bir mücadele sorumluluğunu üstlenirse, bu kayıp telafi edilebilir.

-İslami bütünden söz edemiyoruz. İslam bir bilinç ailesinin adıdır. Müslüman olmak demek bilinç ailesine katılmak demektedir, o bilinç düzeyinde katılmak demek. Müslüman olmak bilinç ailesine katılmakla başlar.

-İslami yürüyüş kesintiye uğramıştır. Bu kesintinin ne zaman başladığıyla ilgili bir çalışma yapılmamıştır.

-Batı hegemonyası nasıl hala etkisini sürdürebiliyor? Bu bünye buna nasıl katlanıyor? Bu din algısı nasıl sürdürülebiliyor? Dini hayata nasıl itibar ettik? Bireysel dindarlıklara nasıl ikna edildik?

-500 yıllık dayatmaya ilişkin sistematik çalışmalar yapılmadı. Yapılsaydı bu hegemonya geriletilmiş olacaktı. Bu hegemonya büyük bir meydan okumayla başladı.

-Politik ve dini popülizm uyuşturucuları alarak hayatımızı sürdürüyoruz. Bir toplum, bir kültür bu uyuşturuculara maruz kalmaya devam ediyorsa hegemonyayla hesaplaşma iradesi gösteremez. Eğer tercihlerimizi aileye, gelenekle, görenekle, coğrafyaya, mezhebe, meşrebe göre yapmasaydık bir uyuşturucu mücadelesi içerisinde olabilecektik.

-Batı hegemonyasına maruz kalmak demek hem moderniteye hem de batılılaşmaya maruz kalmak demek. Dışarıdan dayatılan bir şey var, bir de içeriden bir öykünme var. Müslüman olmaktan feragat ederek, kendi olmaktan vaz geçerek gönüllü olarak modern olmaya, batılılaşmaya çalışıyoruz.

-Batı hegemonyası İslam’ı ve Müslümanları ontolojik olarak cezalandırmıştır. Ontolojik olarak cezalandırılmak, etkisiz hale getirilmek, çok vahim, çok alçaltıcı ve tahammül edilmez bir şey. Cezalandıran irade İslam’ın ontolojik meşruiyetini reddediyor. Aydınlanma felsefesi ya da kartezyen felsefe dine yönelik baskı yerine ideolojik baskıyı koydu. Sahte mutlaklar tarihin gündemine girdiler.

-Müslümanların hayatına İslam’dan çok sahte mutlaklar vaziyet ediyor. Müslümanlar olarak sözcüklerin emperyalizmine maruz kaldık. Sekülerizm, demokrasi, insan hakları, kapitalizm, liberalizm gibi… Sahte mutlaklar gündelik hayatımızı belirliyor.

-Kendisini İslam’a nispet eden bir toplumun kapitalist hayat tarzına ikna olması şizofrenik bir durumdur.

-Bugün en karlı ticaret din ticaretidir.

-Bir Müslüman düşünmeye başladığı andan itibaren şu soruyu sorar: Sekülerizmin İslam dünyası toplumlarında ne işi var ?

-Siz eğer bugünün gerçekliğine yanıt veremiyorsanız geçmişe işaret ediyorsunuz. “Bu millet… Bir zamanlar…” ile başlayan cümleler kuruyoruz. Müslüman olmak demek üst düzey bilince, duyarlılığa, derinliğe ait olmak demektir.

-Herkes kendi gündemiyle büyüleniyor. Ötekilerin ne dediğini merak etmiyoruz. Birbirimizle bile konuşmayı beceremiyoruz. Müslümanlar İslam’ın 2. yüzyılında kozmopolit bir üst kültür oluşturdular. İslam farklılıklardan rahatsız değil.

-Bilgi emperyalizmine maruz kaldığımız halde kitabı Kerim’den bir bilgi felsefesi çıkaramıyoruz. Kitab-ı Kerim bugün İslam araştırmaları merkezlerine hapsolmuştur. İslam araştırma nesnesi haline mi gelmiştir?

-Medeniyet tek çizgili, tek bağlamlı bir şey değil. Bütün İslam başkentleri kozmopolit başkentlerdi. Bütün farklılıkların kendilerini gerçekleşmesine imkan veren yapılardı.

-İslami hiçbir sözcüğün, kavramın ve kurumun hiçbir otoritesi olmadığına dikkat çekmek istiyorum. Neden? Çünkü sahte mutlaklar sömürgecilik yoluyla bu kavramları evrenselleştirdiler.

-Televizyon dizileri aracılıyla tarih icat ediyoruz, tarih yapmıyoruz. Osmanlı son derece önemli bir imparatorluktu. Osmanlı ilk dönemlerinde kozmopolit kültür tecrübe edilmiştir, ancak sonra bir tıkanma yaşanmıştır.

-Sizin kuşakların yapması gereken bir şey var: İslamı özgürleştirmek  Bugün yaşadığımız ülkede Fransız siyasal diliyle siyaset yapılıyor.

-Neonurculuk Amerikan ve İsrail idealleri doğrultusunda araçsallaştırıldı. Yüzyıl boyunca metafizik spekülasyonlarla uyutulduk.

-80 yıllık İslami mücadele sonunda kazandığımız kamusal alanda başörtüydü. Kadına İslami itibarını kazandırmadınız.

 

 

Atasoy Müftüoğlu/İslami Analiz Haber Merkezi

Google+ WhatsApp