Teknoloji ve insan

Teknoloji ve insan


Okullar kısmen de olsa açılırken kafamda bir soru dolaşıyor:

“Eğitimin hali ne olacak?”

Zira bu sorun yıllardır çözülemedi.

Allah için AK Parti iktidarı teknolojiyi çok iyi kullanıyor… Hatta üretiyor. Çok da güzel işler yapıyor…

Fakat Sayın Cumhurbaşkanı’nın da dikkat çektiği iki konu var ki, o konularda AK Parti iktidarı bekleneni veremedi.

Üstelik bunlar “tali” değil, “ana” konular: Bunlar olmadan varolmak mümkün değil…

Eğitim;

Kültür.

Mesele mühim: Zira teknoloji kullanımında ve yatırımlarda geri kalmak çok çok fakirleşmek demektir, ama eğitim ve kültür konuları milletin geleceğini belirler…

Moda deyişle bunlar, “Varoluşsal” konulardır!

Bu konularda 15 yıldır maalesef hemen hemen hiçbir ciddi hamle yapılamadı, hemen hemen hiçbir kalıcı tedbir alınamadı…

Çocuklarımız hâlâ ideolojik dayatmalara muhatap. “Tek kişi”den ibaret bir “yakın tarih” anlatımına mahkûm.

Üstelik anlatım biçimi ilmî kıstaslara değil, “reklam”, “ideoloji” ve “propaganda”ya dayalı…

Bu durumda “özgür vicdanlı çocuk” yetiştirmek isteyen anne-babanın ve pek tabii öğretmenlerin işi çok zorlaşıyor…

Çocuklara bile bile ya “yalan” söyleyecekler ya da gerçek dışı bilgiler verip duracaklar.

***

Ortaokulda tarih dersine gelen Kenan Bey, bilgili bir öğretmendi. Bandırma Vapuru’nun ne kadar “çürük-çarık” olduğunu, sesini titrete titrete her fırsatta anlatan ilkokul öğretmenim Hikmet Bey’den sonra ilâç gibi gelmişti.

“O kadar da uzun boylu değil” demesi bugün gibi hatırımda. Kenan Bey’e göre, Bandırma Vapuru, “sağlam” bir gemi imiş. 

İlkokul öğretmeninizin “çürük” dediğine, ortaokul öğretmeniniz “sağlam” deyince, paramparça oluyorsunuz: Hangisinin doğru söylediğini kestiremiyorsunuz.

Bizim nesil “paramparça” bir çocukluk geçirdi!

Yeni nesillerin aynı dramı yaşamamaları ders kitaplarının doğru düzgün yazılmasına bağlı, ne var ki bu konuda ciddi bir çaba yok.

Müfredat değişikliği, daha ziyade “kolaylaştırma” amaçlı bir adım gibi gözüküyor. Elli seneden beri atılan adımlar zaten “kolaylaştırma”ya yöneliktir. Hâlbuki beyin zorlandıkça gelişir. Kolaylaştıra kolaylaştıra beyni devre dışına çıkardık! Tabii liseleri de eski ilkokul seviyesine indirdik: İnsan yetişmiyor!

Oysa eğitimin “insan yetiştirmek” gibi ulvi bir amacı olmalı.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın böyle bir amacı olduğundan eminim: Fakat amaca ulaşmak için gerekli “devrimci” faaliyeti pek göremiyorum.

Evet, devrimci!..

Hem de tepeden tırnağa!..

Altından girip üstünden çıkmaca!..

Yoksa ufak-tefek değişikler, yıllar içinde büyüyen eğitim ve kültür problemlerimizi çözmeye yetmez: “Pansuman tedbirler” olarak kalır ve bir süre sonra da tavsar gider.

Sınıflara “akıllı karatahta” koymak, çocuklara “akıllı tablet” dağıtmak iyi fikir, ama “bize uygun müfredat” gelmedikçe, okullarımızın duvarlarını, döşemelerini, tavanlarını, kapılarını, pencerelerini “akıllı” yapsak bile bir işe yaramayacak.

Kitapları akıllandırmak lazım!

Google+ WhatsApp