“Tek adam” Kılıçdaroğlu: “İnce bana güven vermedi!”

“Tek adam” Kılıçdaroğlu: “İnce bana güven vermedi!”


“Tek adam” Kılıçdaroğlu: “İnce bana güven vermedi!”

 

 

İktidarda olmayan bir partide yaşananlara bakın..

Bakın ve “Bunlar bir de iktidarda olsalar, kim bilir ne kavgalara şahit oluruz”diye düşünün..

Öyle ya..

Şimdilik sadece partinin başında olmak söz konusu.

İktidarda olurlarsa..

Bakanlıklar.. 

Devlet kadroları..

Hem yeni işe almalar..

Hem de işe alınanların yerlerinin değiştirilmeleri..

Bütçe..

Katrilyonlara varan hesapların kontrolü.. 

Bunların elinde olduğunu düşünün..

Milletin önünde saç saça, baş başa kavga etmelerinin olağan işlerden sayılacağı görüntülere şahit olacağız demektir..

“Gel bakalım Muharrem buraya” ile başladı serüven..

Şimdi..

“Güven vermiyor” ile bitti.

Topu topu.. 3 aylık bir süreçten bahsediyoruz..

Partinin genel başkanı kim ise, onun aday olması gerekir iken..

Kemal Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanlığına aday olmadı..

Partisinden aday gösterdiği Muharrem İnce için ise, şimdi diyor ki, “Bana güven vermedi!”

Dersiniz ki, 5-6 yıllık süreçte yaşanılanlardan bahsediyor..

Şunun şurasında 2018’in Mayıs ayında, Muharrem İnce’yi, kendi kendine verdiğin karar ile cumhurbaşkanı adayı yapan sensin..

24 Haziran’ın hemen ertesinde olanları anlatırken..

“İnce’yi, benden sonra genel başkan olması için aday gösterdim ama güven vermedi” diyen sensin..

Nasıl bir parti bu?

Nasıl bir siyaset bu?

Nasıl bir “tek adamlık” bu!

“Partimizin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce” diyor..

Halka, Muharrem İnce’ye oy vermesi için çağrıda bulunuyor.

İki gün sonra..

Muharrem İnce’nin güven duyulmayacak birisi olduğunu söylüyor..

Nasıl bir iş bu?

Halkın büyük kısmı, Kemal Bey’in sözüne itibar edip, kazaen de olsa Muharrem İnce’ye oy verseydi.. Belki ikinci turda, kazaen de olsa İnce cumhurbaşkanı seçilse idi..

Ne olacaktı?

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bile güven duymadığı bir isim, başımıza cumhurbaşkanı mı seçilmiş olacaktı?

CHP’de işler, böyle mi yürüyor?

Kemal Bey tek başına, cumhurbaşkanı adayını belirliyor..

Sonra, Muharrem İnce kendi başına, Kemal Kılıçdaroğlu’na, “Sen çekil, onursal başkan ol. Ben genel başkan olayım” diyor..

Kemal Bey, aslında bu teklifi kabul edecek gibi iken..

“Sayın İnce’yi, benden sonra genel başkan olması için aday gösterdim. Aklımızda bu vardı. Ancak sonrasında yapılanlar maalesef güven verecek şeyler değil, bana güven vermedi” diyerek, bir ay önce cumhurbaşkanı adayı yaptığı kişiye güvenmediğini söylüyor.

Sanki genel başkanlar.. Cumhurbaşkanları adayları.. Böyle ikişer kişilik görüşmelerde belirleniyormuş gibi..

Gündeme geliyor.. Gündemden çıkıyor..

Nerede o CHP’nin anlı şanlı, köklü kurulları?

Nerede o, “delegelerin bağımsız hür iradeleri..”

Nerede o, “parti içi demokrasi” söylemleri?

Son ortaya çıkan açıklamalar..

Günü gününe takip ettiğiniz olaylarla ilgili CHP üst yönetiminin yaptığı açıklamaların..

Gerçeklerle uzaktan yakından ilgisi olmadığını da göstermiş oluyor..

O günlerde “Kemal Kılıçdaroğlu’nun istifa etmek istediği, ancak partideki derin bir elin, buna izin vermediği” iddia ediliyordu.

Özellikle Tuncay Özkan’ın fevri açıklamaları, bu konuda derin elin parmak izini de bize gösteriyordu..

Şimdi Kemal Kılıçdaroğlu’nun bizzat kendisinin “Ben sonsuza kadar genel başkan olmayacağım. İlla ki bırakacağım. Bir yerde bırakacağım. 24 Haziran seçimlerinden sonra da bırakmayı düşünüyordum. Sayın İnce’yi, benden sonra genel başkan olması için aday gösterdim. Aklımızda bu vardı”açıklaması ile öğreniyoruz ki, CHP Genel Başkanı istifa yanlısı imiş..

Ama istifasına izin verilmemiş..

Bunu da Kılıçdaroğlu nasıl formüle ediyor?

“İnce bana güven vermedi!”

Desene Kemal Bey: “CHP’nin içindeki derin el, istifa etmeme izin vermedi..”

De ve kurtul..

Yok “Bırakmak, benim de aklımda vardı..”

Sonra “İnce bana güven vermedi” diyerek, senaryolar yazacağına..

Gerçeği söyle..

CHP’deki politbüroyu kabul et..

Sen de kurtul, belki CHP de, politbürosundan kurtulur!

Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı, Muharrem İnce’yi öneriyor değilim..

“Tek adam”lığa karşı çıktığını iddia eden..

“Demokrasiye büyük önem verdiği”ni söyleyen..

“Adaylarımızı biz önseçimle belirliyoruz da.. 24 Haziran seçimleri, biraz baskın seçim olduğu için, önseçim yapamadık” diyerek, demokratik kültürü içselleştirdiğini öne süren bir partinin..

Ne kadar “tek adam” partisi olduğunu..

Daha ötesi..

Sahneye de çıkmayan, “politbüro” tarafından yönetilen “hayali tek adam”tarafından yönetildiğini göstermek için CHP zirvesindeki gelgitleri aktardım..

Derseniz ki, “Muharrem İnce tarafında neler var?”

Onun da, Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bir farkı yok..

“Şöyle fedakar bir genel başkan. Böyle büyük adam” dediği Kemal Kılıçdaroğlu’na..

Seçimin hemen ertesi günü “onursal başkanlık” teklifi yapmakla yetinmedi..

“Benim olmadığım yerde zor durumdan kurtulmak için yalana başvurmak koltuk sevdası değil de nedir?” suçlamasında bulundu..

Daha iki ay önce, “Kemal Bey cumhurbaşkanı adayı olabilirdi, benim lehime feragat etti, büyük bir fedakarlık yaptı” diyerek göklere çıkarttığı bir ismi, “koltuk sevdalısı” olarak yerin dibine batırdı..

Ne diyelim?

Alın birini..

Vurun ötekine..

Türkiye olarak, verilmiş sadakamız varmış!

 

yeni akit

Google+ WhatsApp