‘Tecavüz’ün adı ‘Cinsel istismar’ olunca, toplumsal tepki azaldı, suç patladı!

‘Tecavüz’ün adı ‘Cinsel istismar’ olunca, toplumsal tepki azaldı, suç patladı!


‘Tecavüz’ün adı ‘Cinsel istismar’ olunca, toplumsal tepki azaldı, suç patladı!

 

 

Önceki Türk Ceza Kanunu’nu savunacak değilim ama..

Mevcuda göre farkını aktarayım da, Türkiye’de neler olmuş görün.

Eski ceza kanununda, kadınlara yönelik cinsel amaçlı saldırıları düzenleyen maddelerin başlığı, “Cebren ırza geçen, küçükleri baştan çıkaran ve iffete taarruz edenler” şeklinde idi..

Madde içeriğinde de, “Tecavüz” veya “Irza geçme” şeklinde, toplumda da çok ağır tepki verilen kavramlarla, olay tanımlanıyordu.

Sonra..

Bizdeki entel dantel solaklar.

Sahte feministler..

“AB’ye giriyoruz, bu eski kanunlar da ne? Kanunları modernleştirelim”kompleksi ile hareket edenler.

Topluca saldırıya geçtiler..

Açıkça söyleyelim, dindar medyanın da o tarihte yeterli kamuoyu oluşturma gücü olmadığı için..

Dün Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın samimi itirafı ile..

Hükümet de, “AB’ye giriliyor, bunlar ayağımıza dolaşmasın” diye önemsemediği için..

2004’de Türk Ceza Kanunu baştan aşağıya değiştirilirken..

“Tecavüz”ler bir baktık ki, “Cinsel saldırı” olmuş.

“Küçücük çocukların ırzına geçme” olaylarının adı, bir baktık ki, “Çocuğun cinsel istismarı” oluvermiş!

Dikkat buyrun..

Ahlaksız bir adam.. Ahlaksızlığı da bırakın.. Sapık bir adam.. Küçücük bir çocuğun ırzına geçiyor, resmen tecavüz ediyor..

Bunun bugünkü kanundaki tanımı şu: 

“Çocuğun cinsel istismarı!”

Yani, (Allah korusun) mahallenizde 3 yaşındaki bir küçük bebeğe, 10 yaşındaki küçük bir çocuğa, tecavüz edildiğinde, karakolundan tutun, savcılığına, mahkemeye, Yargıtay’ına kadar giden dosyada tekrarlanan hep aynı ifade: “Çocuğun cinsel istismarı..”

Tecavüz diye bir şey yok.

Irza geçme diye bir şey yok..

Afedersiniz ama..

Kimin kelimeleri ile konuşuyoruz, biz?

Çıkın sokağa, yüz kişiye sorun: 

“Bir ahlaksız, bir çocuğa cinsel istismarda bulunmuş.. Bir başka ahlaksız ise, çocuğa tecavüz etmiş. Hangisinin cezası daha ağır olsun?”

100 kişinin 100’ü..

“Tecavüz edenin cezası daha ağır olsun” der..

100 kişiden eminim 99’u.. 

“Tecavüz”ün yeni kanundaki tanımlamasının “Çocuğun cinsel istismarı”olduğunu tahmin bile edemez.

Ne demek istiyorum?

Bu çok konuşan feministler.

Bilgiçlik taslayan AB sevdalıları..

Çocuklara yönelik tecavüzlerin çok daha ağır şekilde cezalandırılması gerektiğini savunduklarını iddia ederlerken..

Fiili tanımlayan kavramı yumuşatarak, suçun vahametini ortadan kaldırdılar.. Alçak fiilin faillerine kamuoyunun duyacağı tepkiyi, hafiflettiler.

Bir haber duyulduğunda, “Çocuğa cinsel istismarda bulunulmuş” diye..

“Ha.. İstismarda bulunmuş.. Herhalde çocuğun saçını cinsel amaçlı olarak okşamış olmalı.. Versinler cezasını ki, bir  daha ağırını yapmaya kalkmasın”denilerek, aslında fiilin bire bir tecavüz olduğu gözlerden kaçırılmış.

Sokaktaki vatandaş, nereden bilsin,  “klasik anlamda tecavüzün bile kanundaki tanımının, ‘Cinsel istismar’ olduğu”nu.

Onlar, “Çocuğa her türlü cinsel saldırı tek başlık altıda toplanarak cezalandırılmalı” diye siyasi iktidara dayattılar..

Sonuçta da..

Toplumdan ne kadar uzak oldukları, 13 yıllık uygulama ile ortaya çıktı. 

Çocuk tecavüzleri arttı..

Çocuk tecavüzcülerine “Cinsel istismar suçlusu” tanımı ile, adeta sıradan bir suç faili gibi tanıtımlar yapıldı..

Böylece..

Bu suçu işleyenler arttı..

Şimdi siyasi iktidarın da aklı başına geldi..

Hem feministleri.

Hem AB sevdalılarını..

Hem de olaya bilgiç tavırlarla “Bilimsel yaklaşalım” türünden yaklaşanların etkisinden kurtulup..

Toplumla, örf ve adetlerimizle, inancımızla daha uyumlu bir kanun düzenlemesine geçilmesinin işareti verildi..

Bu vesile ile, konunun bir başka versiyonu da, zina idi.

Daha önce Türk Ceza Kanunu’nda evli kadının yabancı birisi ile tek bir cinsel ilişkisi suç iken, evli erkeğin yabancı kadınla tek cinsel ilişkisi suç değildi.Erkeğin eyleminin suç olması için, yabancı kadınla sürekli ilişki yaşıyor olması, uzun süredir karı-koca hayatı yaşıyor olması şartı aranıyordu..

Bizim inancımızda, kadının da erkeğin de tek eylemi dahi haramdır.

Kanundaki sistem, inancımıza da aykırı idi.

Erkeğe adeta fazladan bir hak veriyor görüntüsü vardı..

Kanundaki bu yanlışlığın düzeltilmesi için, Anayasa Mahkemesi, “Burda bir eşitsizlik var. Kadının da erkeğin de eylemini aynı şartlarla suç olarak düzenleyin” dedi. 

Maddenin ilgili bölümünü iptal edip, TBMM’ye süre verdi. Bu prosedür AK Parti hükümeti kurulmadan önce idi.

Süresinde düzenleme yapılmadı..

Bu sefer Anayasa Mahkemesi, zinayı tümü ile suç olmaktan çıkaran iptal kararını aldı.

Tam o sırada, yeni Türk Ceza Kanunu görüşülüyordu..

Dünkü konuşmasında Tayyip Erdoğan’ın özeleştiri yaparak “Hatamızdı” dediği üzere, AK Parti o günkü feministlerin etkisinde kalarak, Anayasa Mahkemesi’nin zinayı suç olmaktan çıkaran kararını devam ettirerek, yeni kanunda zina diye bir suç tanımı yapmadı.

 Ve bugün, her gün işlenen 2 kadın cinayeti noktasına geldik.

Hatayı gördüğümüze göre..

Artık feministlerin de..

AB sevdalılarının da.

Entel dantel bilimsel konuşanların da sözlerine itibar etmeyerek..

Zina suçunda da..

Çocuk tecavüzü suçunda da..

Toplumumuzun inançlarına, örf ve adetlerine uygun çözümler getirilmelidir..

Her iki suç türünde de, en ağır cezalar öngörülmelidir.

Bugünkü tablonun sorumluları, artık seslerini kessinler, yaşadıklarımızın sorumluluğunu kabul etsinler..

Onları dinledik, bu hale geldik.

Bugünkü halimizin müsebbiplerinden çözüm aramak, gaflettir.

 

yeni akit

Google+ WhatsApp