“Tatil bana çok yakışıyor!” dedi, yine tatile çıktı!

“Tatil bana çok yakışıyor!” dedi, yine tatile çıktı!


“Tatil bana çok yakışıyor!” dedi, yine tatile çıktı!

 

 

“Mazbatamı versene, mazbatamı versene” diye stadlarda slogan atarak geldiler..

Mazbatalarını aldılar..

Şimdi başkan koltuğunda oturmaları gerekirken..

Daha iki ayı doldurmadan, bir yılını dolduran çalışanlar gibi, önce 8 gün, Cuma gününden itibaren de 6 günlük yıllık izne çıkmış..

Önce Alevi kardeşlerimize selam çakmış..

Hacıbektaş’a gitmiş..

Orada şöyle bir dolanıp..

“Ver elini Bodrum” demiş..

Herkes onu Hacıbektaş’ta, Hacıbektaş-ı Veli’nin felsefesinden yararlanıyor diye zannederken..

O, daha bir yılını doldurmadığı halde, peşin peşin kullanmaya başladığı yıllık izninin ilk 8 günü için sarfettiği  “tatil bana çok yakışıyor” sözünü tekrar perçinlemek için, Bodrum’a uçuvermiş..

Ekrem bey Bodrum’a uçarken, aslında Bodrum’a çakılacağını nereden bilsin?

O, Bodrum’da bir yatta fotoğraf verirken, işinden ettiği büyükşehir belediye başkanlığı çalışanlarından boşalan kadrolara CHP’li militanları henüz doldurmadığı veya doldurdukları da tatil yaptığı için..

Yüzlerce yıldır yerleşim birimi olan ve çevresindeki yapılaşmadan altyapı açısından hiçbir zarar görmesi mümkün olmayan, bir tarafı deniz, diğer tarafların tamamı SİT alanı olan Fatih’te sel afeti yaşanmış.

AK Parti’nin, hatta ondan öncesindeki onlarca yıllık farklı partilerin belediye başkanlıkları döneminde, Fatih ilçesinde (özellikle de sel afetinin olduğu mahal açısından isimlendirilecek olursa, eski ismi ile Eminönü ilçesinde) şimdiye kadar böyle bir sel afeti yaşanmamış.

Selde ölen insan olmamış..

Ama..

58 günün (hafta sonlarını da içine katarak 58 gün) 14 gününü yıllık izin olarak kullanmaya kalkan Büyükşehir Belediye Başkanı’nın iki aylık döneminde, Fatih ilçesinde bir insanımız, şehrin göbeğinde yaşanan sel afetinde can veriyor..

CHP’li troller hemen devreye giriyorlar:

“25 yıllık altyapı bozukluğunu, iki ayda Ekrem başkanın düzelteceğini mi bekliyordunuz?”

Yok baba, biz beklemiyorduk..

Siz bekliyordunuz.

Bizim beklentimiz sadece, “Bu tür sel felaketleri olmaması için, 30 müdürden 8’inin durumunu sonra görüşmek üzere,  ikisini görevde bırakıp, 22’sini değiştiren Ekrem beyin, yıllık iznini bir yılını doldurduktan sonra kullanmak üzere, işinin başında durmasını bekliyorduk..

Ama nerde?

Beyefendi bir gün İstanbul’da, ertesi gün Çeşme’de..

Bir gün İstanbul’da.. Ertesi Günü Hacıbektaş’ta.. Daha ertesi gün, Bodrum’da..

Sonra da trolleri bize cevap yetiştiriyor: “25 yıldır yönetenler değil de, iki aydır yöneten mi sorumlu?”

2 aydır yönetiyor olsa, canımız kurban.

İki aydır, İstanbul’da değil ki, sizin başkanınız..

Dolaşıp duruyor..

Eleştirimiz de, buna yönelik..

Yoksa..

100 yıldır hemen hiçbir ek bina yapılmamış Kapalıçarşı’nın hemen arkasındaki yokuştan..

Nehir akar gibi bir su akıyorsa..

Bunun tek açıklaması vardır..

“Altyapı bakımı yapılmamış”.

Altyapı yetersiz olsa idi.

Geçen sene, ondan önceki sene.. Mutlaka bir başka örnek daha yaşardık..

Ama bugüne kadar görülmemiş bir felaket yaşanıyor ise..

O bölgede yeni bina yok ise..

Düne göre değişen hiçbir olumsuzluk yok ise..

Tek makul gerekçe, “Altyapı bakımının yapılmamış olması”dır..

Ama bunlarda akıl nerede?

Sorgulama nerede?

Hemen klasik cevabı yapıştırıyorlar..

“25 yıldır yapılmayan altyapı yüzünden oldu!”

Seçimden önce, bu tür söylemleri hiç yoktu..

“25 yıldır yapılmamış altyapısı olan İstanbul’da başkanlık çok zor. Her şey daha güzel olacak diyemem.. Ama en azından, her şey, dünden daha kötü olmayacak” demiyorlardı..

Binali Yıldırım gibi, naif bir insan, danışmanlarının yanlış yönlendirmesi ile gittiği piyano gösterisinde, Ekrem’cilerin terbiyesizce saldırısına uğruyordu: “Her şey.. Çok güzel.. Olacak. Çok güzel.. Olacak. Olcak. Olcak..”

Atılan sloganlarda, “Biz ne diyoruz? Bu altyapı ile, her şeyin yanlış yapıldığı bir büyükşehirde, her şey nasıl çok güzel olabilir ki? En az, üç seneye ihtiyacımız var. En az 45 seneye ihtiyacımız var” demiyorlardı..

“Kimsenin ekmeği ile oynamam” diyerek göreve gelip..

İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde, “belediye çalışanlarını israf sorumlusu gibi göstermek yanlıştır” açıklaması yaptı diye, alt kademede çalışan bir çalışanın iş akdini sonlandırıp, bir de eşi Dilek İmamoğlu’nun sosyal medya hesabından, büyük bir iş başarmış gibi, “Belediye önünde seçilmiş Başkan İmamoğlu aleyhine siyasi bildiri okuyan @MuratKazanasmaz’ın İBB’deki görevine son verildi” paylaşımı yaptıranlar, şimdi “Doğal afet” savunmasının arkasına saklanmaya çalışıyorlar..

Beyler.

Vazifenizi yaparsınız...

İşinizin başında olursunuz.

Çalışanın ekmeği ile oynamazsınız..

Bakımı yaparsınız..

İşi ehline verirsiniz.

Sonra, yine de bir afette, can kaybımız olursa..

Maddi hasar olursa..

“Allah’a karşı mı geleceğiz.. Biz üzerimize düşenlerin hepsini yaptık. Ama başaramadık” deriz.

Sen Bodrum’da tatil yaparsan..

Yıllardır o belediyede çalışan işçinin iş akdine son verip, bunu bir de böbürlenerek kamuoyuna açıklarsan.

Su giderlerinin bakımını yaptırmaz, işi ehline vermez, yan gelip yatarsan..

Yaşanılan can kaybının sebebi de, sen olursun..

“Yapacak çok işimiz var. Çok hızlı çalışacağız” diye seçmenden oy toplayıp, sonrasında, daha üzerinden iki ay bile geçmeden, “Tatil bana çok yakışıyor”dersen..

“25 yıldır başkanlık yapanların döneminde olmayan can kaybı, niye senin iki aylık başkanlık döneminde yaşandı ki?” sorusuna muhatap olursun..

Dikkat buyrun..

Daha bir ay önce.. Ankara’da dört can verdik..

Şimdiye kadar Ankara’da böyle bir can kaybı hiç yaşanmamıştı..

Şimdi de, İstanbul’un bugüne kadar selden dolayı can kaybı hiç yaşanmamış Fatih ilçesinde bir can kaybı var..

Düne göre, “Her şey çok güzel olacak” diye göreve gelenler..

Her şeyi, çok daha beter yapmanın sinyallerini veriyorlar..

Ama yapılacak bir şey yok..

Halk, bunları seçti..

5 yıl katlanacağız..

Allah, felaketimizi daha fazla artırmasın..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp