Taşıyıcı abla Meral, Gül lehine adaylıktan çekilebilirmiş!

Taşıyıcı abla Meral, Gül lehine adaylıktan çekilebilirmiş!


Taşıyıcı abla Meral, Gül lehine adaylıktan çekilebilirmiş!

 

 

Yeminli “Erdoğan düşmanları”nın (ki, büyük çoğunluğu AK Partili geçiniyor) sevinçli nümayişlerine bakarsanız, neyin kurgulandığını ya da temenni edildiğini daha net görürsünüz. 

Bir ağabeyimiz “hiç beklenmeyeni” bekliyor. 

Kim ola? 

Zekâca tekâmül ettikleri için, kodlarla konuşuyorlar... 

Efendim şu sıralarda “beklenmeyeni yapmak yaygınlaşıyor”muş (CHP’nin 15 milletvekilini İP’e ittirmesini kastediyor), bir bakmışsınız “beklenmeyen” bir şey olmuş... 

Neymiş beklenmeyen bir şey? 

Ya da ne olabilir? 

Şu olabilir: 

Gül ikna edilebilir. 

Saadet Partisi’yle teatiyi çok verimli bulan CHP sözcüsü açık kapı bırakmıştı: “Saadet’in kimi aday göstereceğini önemsiyoruz...”

Hesap şu mu acaba? 

Milletvekili desteğiyle seçimlere girme hakkı kazandırılan Meral Akşener (oysa milletvekili desteği almadan da seçime girebiliyordu; hileye, hülleye, milletvekili transferine, “taşıyıcı ablalığa” gerek yoktu)Saadet Partisi’nin “beklenen” ismi aday göstermesi durumunda Cumhurbaşkanlığı adaylığından vazgeçirilecek. 

Akşener, “Grup kurmak istemiyorum, 100 bin imzayla Cumhurbaşkanlığına aday olacağım” diyordu. 

İkna edildi... 

Grup kurması sağlandı... 

Bir başkasının (bütün bir muhalefet cephesinin ve Batı ittifakının desteklediği “beklenen”ismin) “evet” demesi durumunda, adaylıktan çekilmeye ikna edilebilir. 

Demek ki bu sağlanırsa, seçime “çatı aday”la girilecek. (Bir çatı aday bulunursa, HDP de desteklerini esirgemeyecekmiş. “Gül aday olursa desteleriz” diyorlarmış. Demek ki, beklenen ismin bütün farklılıkları tolere eden çok geniş karnı var. Bravo...)

Gözler, Saadet Partisi’nin IMF sever genel başkanına çevrilmiş durumda. 

CHP’yle yaptığı çok verimli teatiyi, “beklenen” isimle de tekrarlaması, yani Gül’ü ikna etmesi bekleniyor. 

Maksat iktidara gelmek, yani hükümet kurmak olmadığı için, Gül’ün evet demesiyle bütün hesaplar değişebilirmiş, pozisyonlar yeniden gözden geçirilebilirmiş... 

Çünkü maksat, “Atlantik ötesi”nin istemediğini, yani Erdoğan’ı engellemek... 

Kim seçilirse seçilsin, kazanan “muhalefet cephesi” olacak... 

Hesap bu... 

Daha doğrusu, “temenni” bu... 

İlginçtir, bu temenni, AK Parti içinden de paydaşlar bulmuş durumda... 

Düne kadar meşru “Cumhur ittifakı”na ve Devlet Bahçeli’ye saydıran “fırıldak” takımı, Meral Akşener’i taşıyıcı ablalıkla onurlandıran (!) CHP’ye ve “ahlaksız hülle siyasetine”tek laf etmiyor. 

Neden acaba? 

Erdoğan’ın engellenmesiyle AK Parti’de alan bulacaklarını mı düşünüyorlar? Yenilgiyi, Başbakan değişikliğine bağlayacak yeni bir fırsatın oluşmasını mı bekliyorlar? 

Ne bekliyorlar? 

Burada bir çift söz de, hâlâ sistem değişikliğini kavrayamamış CHP için sarf etmek gerekiyor... 

Diyelim ki istediğiniz oldu... 

Beklenen isim ikna edildi... Meral Akşener adaylıktan çekildi... Saadet Partisi’nin çok önemsediğiniz adayıyla seçime girdiniz ve kazandınız. 

İktidara mı gelmiş olacaksınız? 

Hükümet mi kuracaksınız? 

Ülkeyi “beklenen” isimle birlikte mi yöneteceksiniz? 

Bu ne şaşkınlıktır. 

Bu ne aymazlıktır. 

Hatta bu ne rezilliktir! 

 

star

Google+ WhatsApp