Tarikatlar “Din” Olmuş !

Tarikatlar “Din” Olmuş !

Yazıyı okuduğunuzda TASAVVUF EHLİ nin neden EHLİ SÜNNET TİYATROSU çevirdiğini daha iyi anlayacaksınız! Unutmayın! EHLİ SÜNNET TİYATROSU, BATIL TASAVVUF DİNİNE mensup tarikatçıların pisliklerinin ortaya çıkmaması adına var güçleriyle kendilerini

Tarikatlar “Din” Olmuş !

 

 

Yazıyı okuduğunuzda TASAVVUF EHLİ nin neden EHLİ SÜNNET TİYATROSU çevirdiğini daha iyi anlayacaksınız!

Unutmayın! EHLİ SÜNNET TİYATROSU, BATIL TASAVVUF DİNİNE mensup tarikatçıların pisliklerinin ortaya çıkmaması adına var güçleriyle kendilerini tanıyanları susturma operasyonudur.

TASAVVUF denen BATIL DİN, İslam’ın Kur’ansız bir şekilde klonlanmış halidir. Tıpkı kanser hücresi gibi kendini diğer hücrelere/Müslümanlara benzettiği için TASAVVUF DİNİ’ne mensup tarikatçıları Müslümanlardan ayırdetmek ilk bakışta zordur.

Bu batıl dinin temsilcilerini ayırd edebilmeniz için iyi bir KUR’AN ve HADİS bilgisine sahip olmanız gerekir. Nihayetinde İslam’ın kötü bir kopyası olduğu için İslam’ın ana kaynaklarına hakim olan bir kimse bu BATIL DİN mensuplarını HAK OLAN İSLAM DİNİ’nden çok çabuk ayırır.

“Ve sizin dininize uyanlardan başkasına inanıp güvenmeyin. De ki: “Şüphesiz doğru yol Allah’ın dosdoğru yoludur.” (Ali İmran, 73)

“TASAVVUF güzel ahlaktır” deyip milleti kandıran bu Vatikan müritlerine de kimse itimat etmesin. Kur’an ve Allah Resulü’nün rehberliğinde ahlakı düzelmeyen bir insanın şeyhlerle düzeldiğini iddia ettiği imanından ve ahlakından zaten kimseye hayır gelmez.Ahlakın kurallarını Kur’an ve sünnet belirlediğine göre Kur’an ve sünnetin dışında ahlak edinen o öğrendiği kimsenin ahlakına bürünür. Lakin asla İslam ahlakından olamaz. Kur’an ve sünnet ahlakından olmadığı içindir ki tasavvuf ahlakına sahip olanlar Müslümanlarla daima harp halinde, kavga ve niza içindedirler.

TARİKATTA KUTUP/GAVS BİLGİ VE TAKVAYA GÖRE DEĞİL PARA GÜCÜNE SAHİP OLMAKLA MÜMKÜNDÜR

Şu noktayı da vurgulamadan geçmeyelim! Tarikatlarda kutupluk ve gavslık paranın üstünde oturanındır. Takva ve ilim sahibi olanın değildir. Dikkat edin ölen şeyhin geriye bıraktığı parayı yöneten kim ise o otomatikman şeyh/mürşit/kutup/gavs/müceddit ünvanlarını sırasıyla alır. Tarikat içi amigolar ve tarikatın yayınevleri ve sosyal medya hesaplarıyla bu durum bir şekilde beyinsiz müridlere kısa sürede benimsettirilir. Kimse bu tespitimize kızmasın. Allah Kur’an’da “İlim sahipleri Allah’tan hakkıyla korkar” der ve İslam’ın ilk emri “Oku!”dur. Lakin Menzil’in şeyhi okuma yazma bilmeyen bir cahildir. Ama gavstır. Çünkü gavs olmak tarikatta ilimle değil para iledir.

TASAVVUF, KUR’AN’DAN KOPUK MÜSLÜMAN YETİŞTİRME PROJESİDİR

Türkiye’de TASAVVUF DİNİ’nin en etkin temsil edildiği yerlerden biri de Menzildir. Menzil’in şeyhi/gavsının yaptığı şu konuşma kendilerinin İslam’dan ne kadar kopuk olduğunu ortaya net olarak koymaktadır. Bu İslam’dan habersiz adam, aynı zamanda İhsan Şenocak ile Cübbeli Ahmet’in hürmet edip önünde el pençe durdukları, Serdar Tuncer denen şovmenin “Meleklere saman taşıttıran Gavsı!”dır.

Buyrun! Gavs, Şeyh, Pir, Mürşit, Kutup deyip sahte ünvanlarla göklere çıkartılan İslam cahili adamın kıyamet ve mahşer sahnesini hep birlikte okuyalım:

“Büyüklerden birisi bir rüya görmüş. Rüyada baktı ki kendine asfalt yoldan çamura girmiş tam boğaza kadar. Kıyamet günüdür. Allahü Tealanın karşısına çıkmışlar. Bir kafile kafile ifadesini alıp şefaatini yapıp kendi kavminden, ailesinden kafile kafile Allah’ın huzura girip çıkıyor. Hz. Adem geldi. Bağırdı çağırdı huzurdan fayda etmedi. Yüzüme bakmadı gitti.Ademden Peygamberimize kadar bağırdım çağırdım hiç yüzüme bakmadan gittiler. Sahabelerde evliyalarda geldiler gittiler. Eyvah ben burada kaldım, bittim dedim. Ümidimi kesmiştim. Bir sofi geldi sırtıma şöyle bir dokundu. Çağırsam mı çağırmasam mı derken o “Ben sizi kurtarayım mı” dedi. Şok geçtim. Hemen elini uzattı, beni o çamurdan kurtardı. Asfaltın üzerine bıraktı. ‘Hadi gidelim’ dedi. “Bu kim?” dedim. O kadar peygamberler o kadar sahabeler kurtarmadı o kurtardı. Dedim ki “Sen kimsin?” “Ben dedi Şahı Nakşibend’im.” dedi. “Şahı Nakşıbend’in o kadar dünyada müritleri tabileri sofileri, halifeleri vardı. Yalnız bir şekilde onları bırakıp nereye gidiyorsun?” dedim. Hemen elini koltuğunun altında bir kutu koydu çıkardı. Onun içinde çok ince ince sinekler var. Dedi ki, “Bunların hepsi sofimizdir. Bunlara hepsi kabirden kalkınca hepsi toplantı bu kutuya koydum. Ben istedim ki hepsi haşir neşir kıyamet görmesin. Allahü Tealaya huzura çıkıp utanmasın. Oraya koyduk onların şefaatini yaptık. Evraklarını düzelttirdik. Herkesin kendi makamına cennete koyduk. Allah da şefaatimizi kabul etti.” Biz de dileyelim ki o kutuya girebilelim. Allah’a dua etmişiz ona niyet etmişiz ki o kutuya girelim…”

TASAVVUFTA RÜYALAR, AYETLERDEN DAHA ÖNEMLİDİR

Tasavvuf mensupları millete bol bol rüya anlatırlar. Zaten asıl amaçta esrar/haşhaş (menkıbe) içirebildikleri Müslümanların hep rüya aleminde gezinmesi bu dünyaya ayak basmamasıdır. Rüyalardan sonra nerede uydurma hadis varsa onları millete sahih hadis diye yutturmaya çalışırlar. Uydurma hadislerden sonra tarih kitaplarından, menkıbelerden buldukları ne varsa gayet inandırıcı ve ikna edici bir dil ile bunları İslam diye müntesiplerine sunarlar. Ama ne Kur’an’a ne de Hadislere konuşmalarında, kitaplarında pek yer vermezler. Tasavvufçular İmamı Rabbani ve Said Nursi de olduğu gibi kitap veya vaazlarına ayet alacaklarsa da İncil ve Tevrat’a ters düşmeyen Allah’a iman, güzel ahlak ile ilgili ayetleri ele alır geçerler.

Tasavvuf Din mensuplarının Kur’an ve Sahih Hadislerle alakaları sadece İman ve ahlak ile ilgilidir.

Menzil’in Kur’an ve Hadisten uzak Gavsın anlatımına göre bir büyük rüyasında kıyametin koptuğunu görür. Rüyayı gören adam çamura batmış. Millet asfaltta hesap vermeye gidiyor. Hz. Adem dahil tüm peygamberler ve Hz. Muhammed (as) dahil sahabe, alimler çamura batan adama yardım etmiyor. Sonra Şahı Nakşibend geliyor ve adamı çamurdan çıkarıyor. Şahı Nakşibend’in yalnız olduğunu gören çamura batmış adam “Neden yalnız olduğunu müritlerinin nerede olduğunu” sorar. Şahı Nakşıbend ise soru üzerine “Tüm müritlerini sinek olarak kutuya koymuş bir şekilde asfalt yoldan cennete gittiğini, o sinekleri de makamlarına göre cennete yerleştireceğini” söyler. Bu sinekler haliyle günahkar müritlerden oluşuyor. Ve Şahı Nakşibend o müritlere şefaatla evraklarını tashih edip Allah’ın hesabından kaçırdığını ifade ediyor.

Hani bunu pek alim(!) GAVSIMIZ rüya diye anlatsa lafımız yok! Gülüp geçeceğiz. Lakin, gavsımız anlattığı rüyanın sonunda “bizi o kutuya giren sineklerden eyle!” diye müritleriyle birlikte dua ediyor. Onlarda hep bir ağızdan “Amin!” diyor.

Müslümanları ahırla terbiye eden, tuvalet temizlemekle nefis tezkiyesi yaptıran VATİKAN MERKEZLİ TASAVVUF; bu örnekte görüldüğü  gibi bu defa da Müslümanları B..K VE PİSLİKLERE KONMAKTAN BAŞKA BİR GÖREVİ OLMAYAN SİNEKLER YAPIP ALLAH’I ALDATARAK CENNETE GİRDİRME PEŞİNDE. Ve ne yazık ki sinek gibi bir böcek yerine konulduğunun farkında olamayacak kadar onuru aşağılanmış müritler bu çirkin duaya amin diyebiliyor.

Şimdi bu manzarayı Kur’an’a arzedelim. Bakalım Kur’an açısından ne derece tutarlı bu hikaye…

HESAP TEK TEK GÖRÜLECEK

Bir cahilin bu hatayı yapması imkan dahilindedir. Ama ardına on binlerce sürüyü takıp “alim, cennetin yolunu gösteren, ahirette kurtuluş vadeden” pozlarıyla bu kadar sorumsuzca bir açıklama yapması, olur olmaz “bu insanlar papaz mı?” sorusunu insanın hatırına getiriyor.

Çünkü, İslam’da bir alim ne konuşursa konuşsun Kur’an ve sünnetten delillerini getirmeden konuşmaz.

Sorumsuz gavsın anlatımına göre insanlar Allah’ın huzurundan Şahı Nakşıbend’in canbazlığı ile kibrit kutuları içinde hesap vermekten kaçırılıyor.  Oysa şu ayet mahşer günü tek bir kişinin bile hesaptan kaçamayacağını vurgulamaktadır. Aynı zamanda bu ayet, her insanın yanında peygamberler, alimler, şefaatçılar, şahı Nakşibendler olmadan tek başına Allah’ın huzuruna çıkacaklarını belirtmektedir:

“Göklerdeki ve yerdeki herkes Rahman’a kul olarak gelecektir. Andolsun, Allah onları ilmiyle kuşatmış ve tek tek saymıştır. Ve onların hepsi, kıyamet günü O’na, ‘yapayalnız, tek başlarına’geleceklerdir.” (Meryem, 93-95)

Huzur tek tek gelenlere öyle SİNEK olup KİBRİT KUTULARINA kaçma imkanı verilmeden amel defterleri okutulacak ve konuşma hakkı verilmeksizin amel defterlerinde geçenler elleri, ayakları ve sair bulunduğu yerdeki varlıklar şahitliği ile delillendirilecek:

“O gün onların ağızlarını mühürleriz. İşleyip kazandıklarını bize elleri söyler, ayakları da şehâdet eder.” (Yâsin, 65).

“Herkese “amel defterini oku” denilecek.” (İsrâ, 14).

KIYAMET KORKUNÇ BİR ŞEKİLDE GERÇEKLEŞECEK

Gavsa göre millet kıyamet günü asfalt yolda yürüyerek Allah’ın huzuruna gidiyor. Bir adam da bu esnada çamura batmıştır. Kıyamet ahvali ile ilgili ayetleri buraya almadan sadece o günün şiddeti ile ilgili ayete bakıldığındaTASAVVUFÇULARIN Allah’ın kitabını gırgıra aldıkları, hafifsedikleri görülecektir. Gelen geçenden imdat dilemek ne ki, o gün gebe kadın korkusundan çocuğunu düşürüyor:

“Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kıyamet sarsıntısı gerçekten büyük bir olaydır. Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirdiği çocuğu unutacak, her gebe kadın karnındaki çocuğu düşürecektir. Ve insanları sarhoş olmadıkları halde sarhoş gibi göreceksin; çünkü Allah’ın azabı (kıyametin dehşeti) çok çetindir!”(Hac, 1-2)

O GÜN, HÜKÜM ALLAH’INDIR

O gün, Allah’ın dışında kimse Şahı Nakşıbend gibi HADDİNİ AŞIP ALLAH’DAN MÜRİD KAÇIRANLAR da DAHİL kimse kendi kafasına göre hüküm verip “Hadi sen, gel benimle cennete!” diyemeyecek!:

“Nihayet onlar gerçek Mevlâ’ları olan Allah’a götürülürler. Gözünüzü açın! Hüküm yalnız O’ nundur. Ve hesap görenlerin en süratlisi de O’ dur.” (Enam, 62)

MAHŞER GÜNÜ HERKES HUZURDA OLACAK

Menzil’in gavsına göre Şahı Nakşibend, HAŞA ALLAH’I APTAL YERİNE KOYUP müritlerini kibrit kutusuna koyarak mahşer yerinden ve hesaptan kaçırıyor. Ama Yasin Suresindeki ilgili ayetler Gavsın anlattığı gibi HUZURUNDAN KAÇIRILAN MÜRİDLERDEN HABERSİZ BİR ALLAH’ın olmadığını gösteriyor:

“Sûra üfürülür. Bir de bakarsın, kabirlerden çıkmış, Rablerine doğru akın akın gitmektedirler. Şöyle derler: “Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu, Rahman’ın vaad ettiği şeydir. Peygamberler doğru söylemişler.” Sadece korkunç bir ses olur. Bir de bakarsın, hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır. O gün kimseye, hiç mi hiç zulmedilmez. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir.” (Yasin, 51-54)

Hem de öyle bir huzura çağırış ki Şahı Nakşıbend’de dahil herkes isteyerek yada istemeyerek o gün hidayet ettirdikleri veya saptırdıkları ile birlikte Allah’ın huzuruna gelecekler:

“O gün insan sınıflarından her birini rehberleriyle (izinden gittiği kimselerle birlikte) çağıracağız. Artık kimin kitabı (defteri), sağından verilirse onlar kitaplarını en küçük haksızlığa uğratılmayarak okuyacaklardır.” (İsrâ, 71).

ŞAHI NAKŞIBEND, PEYGAMBERLERİN BİLE HESABA ÇEKİLDİĞİ GÜNDE…

Bir dinin bu kadar oyun ve eğlenceye çevrilmesinin nedeni elbette dinine sahip çıkmayan ve kitabını okumayan Müslümanlar nedeniyledir. Allah’ın dinine ve kitabına saygısız gavs hazretleri Şahı Nakşıbend ile birlikte SİNEK yapıp KİBRİT KUTULARINDA cennete BÖCEK taşıya dursunlar Allah o gün PEYBAMBERLERİ bile hesaba çekeceği tehdidinde ve ikazında bulunmaktadır:

“Yemin olsun, kendilerine elçi gönderilenleri muhakkak hesaba çekeceğiz; gönderilen elçileri de mutlaka hesaba çekeceğiz.”  (Araf, 6)

PEYGAMBERLERİN DAHİ SUSTUĞU YERDE TASAVVUFÇU SAPIKLAR KONUŞUYOR

Konu gaib ise hiçbir peygamber kendinden bir şey söylemiyor. Ama ne yazık ki hiçbir Kur’an’i bilgiye sahip olmayan gavs, kutup ve mürşitler gaipten haberle konuştukça konuşuyorlar. Oysa bir Müslümana düşen tabi olduğu Peygamberi Hz.Muhammed (as) ve iman ettiği diğer peygamberleri gibi ancak “Hiçbir bilgimiz yok! Bu konuda bize bilgi verilmedi” demek ve susmaktır:

“Allah, resulleri bir araya getireceği gün şöyle der: “Size ne cevap verildi?” Şöyle derler: “Hiçbir bilgimiz yok. Gaybları en iyi biçimde bilen sensin, sen!” (Maide, 109)

ALLAH ZALİM GAVSLARDAN MİLLETİ KORUSUN

Allah’ın en korkunç olarak nitelediği kıyamet ve ahiret gününü oyuncak haline getirip sinek ve kibrit kutusuna indirgeyen GAVS ve MÜRŞİTLERİni de Allah unutmuş değil elbet. Bu zalimler için de Allah’ın bir tehdidi var:

“Artık, Allah’a karşı yalan uydurandan veya O’nun âyetlerini yalanlayandan daha zâlim kim vardır? Şüphe yok ki (böyle) suçlular asla kurtuluşa ermezler.” (Yunus, 17)

 

 

Kaynak: Dinihaber.com / Özel İçerik

Google+ WhatsApp