Tarikatçıların baskısı, İslamoğlu'nun konferansını iptal ettirdi

Tarikatçıların baskısı, İslamoğlu'nun konferansını iptal ettirdi

Manisa'da 26 Ocak Cumartesi günü saat 19:30’da yapılacağı duyurulan Mustafa İslamoğlu’nun katılacağı "Kur’an’ın Devrimleri konferansı" güvenlik gerekçesiyle iptal edildi. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Dernek Başkanı Orhan Akar şunları söyledi: “Bundan 2 ay önce Manisa Valiliği olsun emniyet teşkilatı olsun yasal tüm izinlerimizi

Tarikatçıların baskısı sonrasında Mustafa İslamoğlu konferansı iptal edildi

 

 

Manisa'da 26 Ocak Cumartesi günü saat 19:30’da yapılacağı duyurulan Mustafa İslamoğlu’nun katılacağı "Kur’an’ın Devrimleri konferansı" güvenlik gerekçesiyle iptal edildi.

Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Dernek Başkanı Orhan Akar şunları söyledi: “Bundan 2 ay önce Manisa Valiliği olsun emniyet teşkilatı olsun yasal tüm izinlerimizi aldık. Konferans salonu olarak da Manisa Kültür Merkezi konferans salonu sözleşmemizi imzaladık. 2 aydır herhangi br olumsuzluk yaşamazken bugün aniden almış olduğumuz izinlerle ilgili eksikler olduğu iddia edildi. Emniyet birimlerini bir türlü aşamadık ama biz biliyoruz ki işin aslı yasal olarak aldığımız izinlerde değil yaklaşık 1 haftadır sistemli olarak hükümete yakın cemaatların saldırısı altında kaldık. Hükümete yakın cemaatler konferansın iptal olması için Manisa Valiliği ve Manisa Büyükşehir Belediyesine gerek sosyal medyadan gerekse farklı iletişim kaynaklarını kullanarak yoğun baskı yaptığını biliyoruz. Bir yandan Emniyet farklı kanunları önümüze sürerek diğer yandan Manisa Büyükşehir Belediyesi elektrik konağı sebebi gibi gülünç bir gerekçeyle konferansın yapılmasının mümkün olmadığını belirttiler. Farklı bir salonda yapılması talebimize de olumlu yaklaşılmadı. Yaklaşık olarak 2 aydır bu konferansın yapılmasını bekleyen binlerce Manisalıya bu yapılan büyük bir ayıptır.“ 

İnşaa-Der Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği tarafından yapılan açıklamada Mustafa İslamoğlu konferansının tüm engellemelere rağmen 26 Ocak 2019, saat 20.00'da Manisa Anemon otel'de gerçekleştirileceği bilgisi geçildi. 

AK PARTİ TUZAĞA ÇEKİLDİ

Orhan Akar'ın "hükumete yakın cemaatler" söylemi ne derece doğru bilinmez ama Kutlu Doğum Haftası tartışmalarında İsmailağa ve İflas holdinge teslim olan hükumetin hali; parmağını kıyma makinasına kaptıran kasabın kolunu kurtarmak istemesinden farksız. 

O günlerde dinihaber.com olarak hükumeti uyarmış, Kutlu Doğum Haftası'nın Nisan ayına sabitlenmesi konusunda Diyanet'in Genel İstişare Kurulu Kararı alması nedeniyle "Alimlerimiz bir karar almış. Biz siyaset olarak ilim ehlinin kararına saygılıyız. Arzumuz cemaatlerin de saygılı olmasıdır." açıklamasını yaparak tarikatlara istedikleri primi vermemesi idi. 

O gün Hükumet sözcüsü Numan Kurtulmuş'un TGRT'de ekranlarında Diyanet ve İlahiyat camiasını pas geçip "Kutlu Doğum Haftasının Mevlid Kandili'ne alınması konusunda" Diyanet'e baskı yapması sonrasında görevden almalar ile başlayan Diyanet'teki kadro çalışması, Müslümanlar arasındaki kutuplaşmayı arttırırken tarikatçılarada cumhuriyet tarihinde görülmemiş geniş bir alan açmış oldu. 

PEYGAMBER MASKESİYLE PEYGAMBERİMİZİN ANLAŞILMASI ENGELLENDİ

Dikkat çekici olan şey ise Kutlu Doğum Haftası'nın Peygamberi anlama ve tanıma haftası olarak Nisan ayında etkin olarak ihya edilmesine FETÖ projesi deyip karşı çıkan tarikatçıların haftanın Mevlid Kandili'ne alınası sonrasında hiçbir etkinlikte bulunmaması idi. Kutlu Doğum Haftası peygamber maskesi ile toplumu kandıran tarikatçıların oyununa adeta kurban edildi. Amaç Peygamberimizin anlaşılmasına engel olmaktı ve bu, basiretsiz siyasetçilerin tarikatçıların oyandığı FETÖ tezgahı ile gayet güzel başarıldı. 

MÜŞRİKLERİN TEPKİLERİ İLE TARİKATÇILARIN TEPKİLERİ AYNI

Hükumetçe şımartılan tarikatlar Prof. Dr. Ömer Özsoy, Prof. Dr. İlhami Güler, Prof. Dr. Mustafa Öztürk'ün de aralarında bulunduğu sempozyumlara engel olmuş kendilerini konuşturmamışlardı. 

İlmi hiçbir birikimi olmayan tarikatların bu acziyetlerini ortalığı gürültüye boğmakla gidermesi konuşanları susturma gayretine giren Mekke Müşriklerini hatırlatıyor. Yine Kur'an'da pek çok ayette "susturmak, korkutmak, öldürmekle" peygamberleri tehdit eden müşriklerle tarikatçıların benzer davranış ve söylem geliştirmesi her iki zihniyetin benzerliğini ortaya koyması bakımından oldukça anlamlı...

Ortaçağın karanlığını yırtan ilim ehli icat ve buluşları ile modern Avrupa'nın temelllerini atarken o gün ilim ehlinin karşısında tarikat zihniyetiyle Kilise'nin Engizisyon Mahkemeleri devreye girmişti. 

Osmanlı'nın savaşlardan başını kurtaramadığı dönemlerde üç ulufe için Yeniçerleri ayaklandırıp sadrazam ve padişah kellesi isteyen de tarikatçı Bektaşi tekkesi idi. 

Tarihteki tüm darbelerin arkasında haçlılar ve laikçilerle işbirliği halinde tarikatçıların olması bizi şaşırtmıyor. 

TARİKATLARIN HEDEFİNDE AK PARTİ VAR

Sayıları yüzde 2'yi bile bulamayan tarikatlar, yeni yönetimle Diyanet'te söz sahibi olurken şu an İlahiyatlarla birlikte ilim ehli bu atamalar nedeniyle AK Parti'ye kırgın... Diyanet ve İlahiyat camiası bu kırgınlık nedeniyle seçim çalışmalarına katılmazken tek kelime ile dahi sosyal medya hesaplarında AK Parti'ye destek çıkmıyor.

İşin tuhafı tarikatların da AK Parti'ye destek verdiği meçhul... AK Parti'ye destek veren bir grubun ülkenin en hassas bir dönemden geçtiği noktada herkesten daha fazla söylem ve eylemlerine dikkatle toplumsal çatışmaya fırsat vermemesi beklenir. 

Anlaşılan o ki Refah Partisine yapılan tezgah bu gün aynı şekilde AK Parti'ye yapılıyor. 

28 ŞUBAT'TA TARİKATLARLA LAİKÇİLER BİRLİKTE İDİ

Derin güçlerce tertip edilen Aczmendi cemaati, Anıtkabir'de Mustafa Kemal'e yapılan hakaretler, kılık kıyafet yönetmeliğinde daha başörtüsü sorununu çözememişken o günlerde tarikatçıların sakal ve cübbe ile iş yerlerine gitme görüntüleri 28 Şubat'ta Refah Partisi'nin kapatılma gerekçesine zemin hazırlamıştı. 

Özellikle binlerce Aczmendi'nin bir günde farenin deliğine kaçtığı gibi Refah Partisi'nin kapatılması sonrası bir anda ortadan kaybolması hala cevabını bekleyen sorular arasında... Herkes ve devlette biliyor ki o gün bir anda peydahlanan Aczmendiler sakal, sarık ve cübbeleriyle varlıklarını devam ettiren tarikat yapılarının gönüllü elemanları idi. 

DEVLET BU GİDİŞE DUR DEMELİ

İslam ülkelerinin kalkınması hür düşüncenin devlet güvencesine alınmasıyla mümkündür. Osmanlının çöküşünü hızlandırıp cumhuriyet döneminde laikçilerle el birlik çalışıp, FETÖ ile aynı kaynaklara sahip tarikatçıların Peygamber savunuculuğu maskesiyle ilim ehline yaptığı baskıya devlet daha fazla seyirci kalırsa pek yakında Türkiye'nin Irak, Suriye veya Afganistan'a dönüşmesi an meselesi.

Bu din, "benim" diyen herkesin olduğuna göre herkesin özgürce düşüncesini dile getirmesi bir insan, din ve kanaat hakkıdır. Varsa görülen yanlış; döverek, söverek, tehditle ve öldürerek değil konuşarak cevap verilmelidir ki fikirlerin tartışmasından hakikat şimşeği çakabilsin...

 

dinihaber.com

Google+ WhatsApp