Tarihin hafızasından silinemeyenler

Tarihin hafızasından silinemeyenler


Tarih çok geniş ve kapsamlı bilgileri içerir. Bu bilgilerin bazıları kayda geçirilir yani tarihin hafızasına kaydedilir. Ama birçoğu işin uzmanları tarafından görülebilecek kadar köşede bucakta kalan ayrıntı kabul edilir. Ama bazı olaylar vardır ki onları tarihin hafızasından da insanların zihinlerinden de silmek mümkün değildir. Çünkü bunlar gerçekten tarihte iz bırakmış olaylardır. Bugün de özellikle son dönemde vuku bulan bu türden bazı gelişmelerden söz etmek istiyoruz. 

 

15 Mart Suriye’deki zulüm rejimine karşı halkın özgürlük ve hak mücadelesini başlatmasının 11. yıl dönümüydü. Bu olayı ister istemez herkes konuşuyor ve hatırlıyor. Ama garibimize giden bu olayla ilgili yorumlarda hâlâ haklarını isteyenleri değil de onlara zulmedenleri, büyük katliamlar gerçekleştirenleri ve tam anlamıyla vahşet sergileyenleri temize çıkaranların, ortaya çıkan durumdan ezenleri, katledenleri değil de ezilenleri, mağdur edilenleri sorumlu tutmaya kalkışanların bulunabilmesidir. 

 

15 Mart aynı zamanda 2019’da Yeni Zelanda’da iki camiye düzenlenen saldırıda gerçekleştirilen korkunç katliamların üçüncü yıl dönümüydü. Bu katliamları, İslam’a karşı kin ve nefret pompalayan mekanizmanın yetiştirdiği Brenton Tarrant isimli bir canavar gerçekleştirmişti. Bu canavarın, katliamlarını adeta bir kahramanlık sahnesi gibi internette yayınlaması da ondaki vahşet duygularının ne dereceye vardığını gözler önüne seriyordu.

 

Bu korkunç katliamı gerçekleştirmeye ve vahşeti icra etmeye yönelten karakterin onun tabiatında olması mümkün değildir. Çünkü insan selim fıtrat üzere doğar. Ona ve benzerlerine bu ruh haleti kendilerini yetiştiren ve yönlendiren çevre, medya organları ve teşkilatlar tarafından verilmiştir. Buna bugün “İslamofobi” adı veriliyor. Yani İslam’dan, İslam’ın yayılmasından, güçlenmesinden korkmak. Gerçekte ise bu İslam düşmanlığı, Müslümanlara karşı intikam düşüncesi ve kindir.

 

16 Mart tarihi de korkunç Halepçe katliamının 34. yıl dönümüydü. Bu katliamda yasak biyolojik silahlar kullanılarak kadın, yaşlı, çocuk demeksizin insanlar topluca katledildi. Böyle bir katliamı gerçekleştirebilecek zihniyetin elbette her zaman karşısında durduk. Ama bunun sorumlusunun iktidarına son verme iddiasıyla Amerikan canavarıyla işbirliği yapılmasını, tüm Irak’ı kana bulayan bir işgale destek verilmesini de asla onaylamadık. Bu vesileyle 20 Mart’ın da Irak işgalinin başlatılmasının 19. yıl dönümü olduğunu, bu işgalde küresel emperyalizmle işbirliği yapanların ihanetlerini görmenin de önemli olduğunu hatırlatmak istiyoruz. 

 

Şunu da unutmamak gerekir ki, Halepçe’de katliam yapanlarla Suriye’yi kan gölüne çevirenlerin birbirinden farkı yoktur. 

 

16 Mart tarihi aynı zamanda zulme karşı cesaretli duruşuyla ismini tarihe yazdıran Rachel Corrie’nin öldürülmesinin yıl dönümüydü. Rachel Corrie, Amerikalı bir yahudi aileye mensup ancak Filistin’e giderek orada siyonist işgale karşı, işgalcilerin mağdur ettiği Filistinlilerin haklarını savunan ve o yüzden genç yaştayken İsrail buldozerleriyle ezilen bir genç kızdı. 1979 doğumlu bu genç kız henüz 24 yaşındayken 16 Mart 2003 tarihinde Gazze’de işgalcilerin buldozerleriyle son derece vahşi bir yöntemle ezilerek öldürüldü. Öldürülmesinin sebebi ise işgalcilerin Filistinlilerin arazilerini düzleyerek ağaçlarını imha etmelerine itiraz etmesi, tepki göstermesi ve engel olmaya çalışmasıydı.

 

Yahudi bir aileye mensup olsa da, “Zulüm bizdense ben bizden değilim” diyebilen Rachel Corrie’nin sergilediği onurlu ve şahsiyetli tavırla, “hedefte Mossad merkezi vardı” masalıyla Erbil’e füze yağmuru yağdıranlar için “Bizimkiler vurduysa vardır bir hikmeti” diyebilen zihniyetin sergilediği tavrı birbiriyle kıyaslamak mümkün olabilir mi? 

 

Bir tarafta Yeni Zelanda’daki korkunç katliamları gerçekleştiren Brenton Tarrant gibi canavarlar yetişirken diğer tarafta selim fıtratını koruyarak zulme göğüs geren Rachel Corrie’ler de yetişebilmektedir. Bunu da bir realite olarak görmek ve iyi değerlendirmek gerekir. 

 

Elbette ki Çanakkale Zaferi gibi bir büyük zaferi de zihinlerden silmek mümkün değil.

Google+ WhatsApp