‘Tarihimizin en önemli anlaşması’...

‘Tarihimizin en önemli anlaşması’...


‘Tarihimizin en önemli anlaşması’...

 

 

S-400 kargolarını taşıyan Rus uçaklar ardı sıra inerken, ABD’nin durum karşısında ne yapacağına ilişkin bir sendeleme yaşadığı izleniyor. Daha doğrusu Pentagon’un...

 MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Çünkü Başkan Trump, G-20 zirvesinde konuşurken dünyaya olduğu kadar Amerika’nın içine de konuştu.

Amerikan Dışişleri ve Kongre’nin kanatlarından gelen sesler, füzeler konusunda tutumun değişmeyeceğini tekrarlıyor. Bir raddeye kadar normal karşılanabilir çünkü; Dünyanın ve Washington’un gözleri önünde bir düzine seferle ‘ilk filo’ S-400 için ekipman Türkiye’ye inmiş durumda.

Gelgelelim, Pentagon iki kez resmen açıkladığı halde, bu konuda yapacağını ilan ettiği basın toplantılarını iptal etti. Üstelik ikincisi, S-400’ler kadar Türkiye ile ortak savunma-güvenlik konularını da kapsayacak brifing çapındaydı. Yarım saat kala durduruldu.

Savunma Bakanlığı’nı takiple görevli Amerikan gazetecileri durumu şaşkınlıkla karşıladı. Onlar için gerçekten de ‘inanılmaz’ bir hal.

Peki bu iyi mi kötü mü?..

***

Hep yazmak zorundayım; ABD/Batı ile ilişkilerden çıkacak olası krizleri içeride hükümeti kanırtacak manivela olarak gören kesitler, dış politika/ulusal güvenlik konularının nasıl kıymetlendirileceği hakkında fikre sahip olmadıklarından gelen sert açıklamaları coşku ile alkışlıyorlar ama...

Bir, bu tutumları ile nereye düştüklerini, yerlerinin nerelere, kimlere doğru kaydığını görmüyorlar. İki, ABD/Batı’yı da tıpkı dünya görüşleri gibi ‘tek boyutlu’ izlediklerinden, ani ve garip sorular karşısında sersemliyorlar. ‘Büyük Amerika’nın da açmazları olduğu/olabileceği akıllarına gelmiyor...

Mesela...

Rusya, tam da şimdi, tutup İran’a S-400 verirse ne olur?..

Vakt-i zamanında S-300’lerin İran’a satılması konusu Moskova-Tahran arasında hayli müzakere edilmiş, zaman içinde iki ülke arasında gerilime neden olmuş, söz verdiği halde Rusya’nın füzeleri vermemesi Tahran’ı üzmüştü. Sonra teslim gerçekleşti ama S-400’leri yok.

S-300 de önemli elbette ama “farkları” var! Mesela Savunma Bakanı Sayın Akar S-400’ler için, “vuramadığı yok” demişti Pazar günü.

Peki İran’a da satılırsa?

***

Türkiye’de hiç konuşulmamış, düşünülmemiş işlerdir bunlar. Olur-olmazı ayrı. Böylesi bir hal, bölgedeki ABD ve İsrail baskısını, İran üzerine çökmeyi neredeyse sıfırlar ve ciddi bir ‘kırılma’ meydana getirdiği gibi, deprem sonrası denizde ortaya çıkan adalar gibi bir “blok” oluşturur.

Yani büyük iş ve dahi büyük kozdur. O meşhur “küre ovuşturma” resmini piksellerine ayırır.

Kolay kolay olmaz ama ABD bunu düşünür. Kaygılanır. Tartar. Ankara da bilir, düşünür!

Dış politika ve ulusal güvenliğimiz hakkında konuşan “entelektüel” efkarımız sadece, “işte gördünüz mü AB yaptırımları onayladı” der, Ankara’yı düşürür.

***

15 Temmuz günü gelen AB yaptırımlarına ilişkin habere Dışişleri, “çok kafayı takmayın” mealinde yanıt verdi ama esasında, sadece bu açıklama değil, AB’den gelecek bu merkezdeki her çıkışa karşı Ankara’nın yerleşik politikası önceden hazırlanmıştı. Cumhurbaşkanı’nın “Biz bunlara kulak asacak mıyız bakalım” sözleri karardan öncedir. ‘4’üncü gemi’ de odur.

***

Hindistan da Türkiye’yi S-400 konusunda yakından izleyen bir ülke. Bilindiği üzere o da S-400 istiyor. Bu yüzden Türkiye-ABD arasında ne olacağını takip etti. Şimdi Rusya-Hindistan yeniden masaya oturuyorlar! (‘First S-400 air defence unit to reach India by 2020 as Russia will start making them soon’, 12/07, The Print.)

Peki onlar CAATSA yaptırımlarından korkmuyor mu? Korkuyordu da şimdi mi korkmuyor?

Ve...

Hindistan Başbakanı Türkiye’ye geliyor!

***

Pentagon’a dönersek...

Yukarıdaki her gelişme ve bilgi gösteriyor ki, ABD hepsini kefelere koyarak tartmak zorunda ama terazi müsait değil.

Pentagon eninde-sonunda S-400’ler ve Türkiye’yle ilişik bölgesel konularda bir açıklama/sunum yapacak. Sert de konuşabilir. Fakat, “şu an itibariyle”, orada kurulacak sözlerin içeriği, tonu, rengi üzerinde ABD Başkanı’nın baskısı hissediliyor.

***

Pazar günü Vahdettin Köşkü’nde gerçekleşen ve S-400’ler, Türk Dış Politikası ve ulusal güvenlik konularının ele alındığı basın toplantısında Cumhurbaşkanı, Dışişleri Bakanı ve Savunma Bakanı bizlere, durumu uzun uzun anlattı. Tam dünya turuydu.

Hallice kısmını gazetelerden okudunuz. Orada konuşulan her başlık ayrı ayrı incelenmeye değer. Ama şöyle bir cümle de kuruldu; “Balkanlar, Kafkaslar, Ortadoğu, Orta Asya’da her ne olursa gelip ülkemize dayanıyor”.

Tek tek, İsrail, Mısır, Cezayir, Hindistan, Afganistan, Pakistan, İran, S. Arabistan, BAE gelişmelerine dikkat edildiği söylendi.

Bu büyük bir harita ama Türkiye tamamını yakın bölge olarak toptan ve ilişkili ele alıyor. En büyük haritaya da oturtuyor. Yani konuyu ele alış üslubu bu ve tüm ilişkileri/gelişmeleri birbiriyle kurarak yapıyor.

Bu önemlidir! Eksikliğine tahammül edilemez. Eskiden tam değildi.

Elbette popüler konu, halkın özellikle izlediği, merak ettiği S-400’lere ilişkin çok bilgi verdiler.

Onun da en değerli yeri; “Tarihimizin en önemli anlaşması” cümlesidir.

Bilmem herkes anlıyor mu?..

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp