‘Tarih şuûru ve kuşatılmışlık duygusu' Rus halkını Putin'e yakınlaştırabilir…

‘Tarih şuûru ve kuşatılmışlık duygusu' Rus halkını Putin'e yakınlaştırabilir…


Evet, Rusya'nın Ukrayna'ya çok vahşice, silah ve diğer imkânlar açısından da eşitsizliği çok net olan bir şekilde, -tıpkı, 40-50 yaşındaki güçlü bir kişinin, 8-10 yaşındaki bir çelimsiz çocuğu evire-çevire ve sonu gelmez bir kinle dövmesi misali,- saldırması, dünya halkları nezdinde, Rusya Başkanı Putin'e karşı bir kızgınlık ve hattâ derin bir nefret uyandırdı... Çoğu halklar, kendi içlerinde, iddia edilebilir ki, 'Good bye Putin...' (Elvedâ Putin!) diyorlardır. Çünkü, resmî beyanlar her nasıl ya da temkinli olursa olsun, ruhunda saldırganlık duygusu bulunmayan hiçbir halk, kendisini de Ukrayna halkı yerine koyduğunda, bu derece barbarca bir saldırıyı, 'savaş hali...' diye değerlendiremez...

 

Putin'in bu barbarca saldırılarının, -Sovyetler Birliği'nden 30 yıl öncelerde kopan ve en büyükleri ve gelişmişi, Ukrayna olan 15 kadar devletçiklerle,- Avrupa ve Ortadoğu devletleri başta olmak üzere, herkese bir 'gözdağı' teşkil edecek şekilde gerçekleştirildiği ap-açık ortada...

 

Hele de, Amerikan emperyalizminin, kendisine bir zararı olmadığı -ve dünyada Rusya'nın gerisine düştüğü gibi bir duyguya kapılmadığı- müddetçe, NATO ülkelerinin her birini de, aynen -önceleri umut verdiği- Ukrayna'ya seyirci kalışı gibi, yem olarak kullanacağı da ortaya çıkmıştır.

 

*

 

Bu durumu Putin de biliyordur herhalde... Ve eline geçen fırsatları, geçmiş asırların büyük Rusya İmparatorluğu'nu yeniden kurmak için kullanması da tabiî karşılanmalıdır.

 

Nitekim, Putin, şimdi, kendisinin barbarca saldırganlığı dolayısıyla Rusya'ya karşı sergilenen dışlamacı tavırları ve düşmanlıkları bir silah olarak kullanıyor ve 'Batı dünyasının Rusya ve tarihini dışlamak için uğraştığını' ifade ediyor...

 

Putin bunu yaparken, Rusya'nın maruz kaldığı ağır ekonomik yaptırımların Rusya halkları üzerindeki acısını bastırmak için, Avrupa'daki ırkçı ve dışlamacı ve Rusya düşmanlığı tavırlarını örnek gösteriyor ve Rusya'nın sadece ekonomik değil, kültürel olarak da kuşatılmak istendiğini dile getiriyor... Bu yaklaşımın, Rusya halkını Putin'i mâzur görmek ve onu daha fazla sahiblenmekte etkili olabileceği tahmin edilebilir.

 

Çünkü, Avrupa gerçekten de, Rusya halklarını rahatsız edecek boyutta ilkel bir tepki veriyor...

 

*

 

Ki, bu ilkel yaklaşımı, Başkan Erdoğan, 3 hafta kadar önce açıkça dile getirip, ve Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etmeye başlaması üzerine, Rusya'nın, 100 yıl öncelerden beri dünyaca tanınmış ünlü san'at ve edebiyatçılarının eserlerine, Avrupa san'at ve edebiyat merkezlerinde sergilenen düşmanlığın anlaşılmaz bir ırkçı tavır olduğunu ifade etmiş, 'Dostoyevsky, Çehof, Puşkin gibi, Miladî-19. Asrın ünlü Rus yazarlarının kitaplarının vitrinlerden indirilmesi'ni ayıplamıştı.

 

Bu husus, gerçekten de ince bir noktaydı ki, üzerinde pek durulmadı... Çünkü, bizde san'at ve edebiyat konuları söz konusu olunca kendi kendilerine, 'aydın' sıfatı vermekte daha bir iştahlı olan çevreler, Başkan Erdoğan'daki bu insanî yaklaşımı görmezlikten gelmişlerdi; gözlerini karartmış olan 'Erdoğan düşmanlığı' yüzünden...

 

*

 

Şimdi ise, Putin, ' linç kültürü, kültür linçine dönüştü. Bugün bin yıllık bir ülkeyi, halkımızı ibtal etmeye çalışıyorlar. Bir dizi Batı'lı ülkede çıkan ve giderek yayılan, Rusya ile ilgili her şeye yapılan ayrımcılıktan bahsediyorum.

 

Çaykovski, Şostakoviç ve Rachmaninov afişlerden çıkarılıyor, Rus yazarlar ve kitapları yasaklanıyor. Buna benzer bir kampanya en son 90 yıl önce Nazi'ler tarafından yürütülmüştü.' diyor.

 

Gerçekten de -Avrupaî mânâda hürriyetin sembol ülkesi sayılan- İngiltere'de, Galler'deki Cardiff Filarmoni Orkestrası, programından Çaykovski'nin bir eserini çıkarma kararı almış; İng. Kraliyet Operası, Moskova'nın Bolşoy Balesi'ninin programını ibtal etmiş; Almanya'dan Münih Filarmoni Orkestrası Putin'le olan yakınlığını gerekçe göstererek, ünlü şef Valery Gergiev ile yollarını ayırmış; Rusya Eurovision'dan atılmış bulunuyor.

 

Bu kampanya, spor faaliyetlerini de etkileyip, UEFA, 2021-2022 Şampiyonlar Ligi final maçının, Rusya'nın Saint Petersburg şehri yerine Fransa'nın başkenti Paris'te yapılacağı açıklandı. Yani, bir topyekûn savaş... Aynen Putin'in Ukrayna'ya uyguladığı 'topyekûn savaş' örneğinde olduğu üzere...

 

'San'at ve spora siyaset karıştırılmamalıdır' lafını gerçek sanan safdillere bir ders olsun...

 

*

 

Ancak tekrar edelim, bu psikolojik savaş taktiklerinin, kuşatılmışlık psikolojisi içindeki Rusya halklarını, Putin ve barbarlık siyasetine daha da yaklaştıracağı unutulmamalıdır.

 

*

 

**

 

İki NOT:

 

1- Muhalefet liderlerinden Kılıçdaroğlu'nun, Elmalılı Hamdi Efendi ile ilgili bir konferans'a İBB Başkanı İmamoğlu ile İstanbul CHP İl Başkanı Canân Kaftancıoğlu'yla birlikte katılması ilginçti.

 

Kılıçdaroğlu ve çalışma arkadaşları -hele de Canân Hanım-, halkımızın aslî inanç değerlerine ilgi ve ihtiram göstermek eğilimine girdilerse, bundan bir de memnun olunur. Elmalılı'dan da alacakları çok şeyler vardır. Kalbleri ve niyetleri okumak bizim işimiz olamaz. Samimiyetlerine inanmayanlar olursa, onlar da gereğince hareket ederler, o kadar...

 

Kanûnî zorlama gereği bir tören havasında katılmak zorunda kalsalardı, o uygulamayı eleştirirdik.

 

Her ne kadar Kılıçdaroğlu, daha önceleri, -parasını kendi cebinden vererek- Elmalılı'ya Kur'an tercümesi yaptıranın kim olduğunu beyan ederken, Karabekir Paşa'nın sözünü belirtmekten kaçınıyordu. Evet, o zaman, Karabekir Paşa, 'Bu da nereden çıktı, paşam...' deyince, -yine Karabekir'in beyânına göre-, 'Tercüme ettireyim ki, araboğlu'nun yâvelerini millet de öğrensin...' demiştir.

 

Bu da unutulmamalı...

 

2- Cuma günkü yazımda, Bursa- Osmangazi'deki bir ortaokul müdürünün Kemalist -laik çevrelerin gürültü koparmaları üzerine, vazifeden alınışının yersizliğine değinirken, Osmangazi yerine Orhangazi yazmışım. Düzeltiyorum.

Google+ WhatsApp