Tabipler Birliği’nden pişkin söylem!

Tabipler Birliği’nden pişkin söylem!


Bir kişi hakkında, bir kurum hakkında iki gün ardı ardına yazı yazmak adetim değil..

Biraz; “Kafaya taktım mı, takarım” görüntüsünün hoş olmadığından. Doğru da olmadığından..

Biraz, “Belki de o kişiye, o kuruma o yazıda haksızlık etmişimdir. Bu haksızlığı ikinci gün devam ettirmek, daha büyük haksızlık, hatta kasti bir haksızlık olarak görülebilir. Bir ara verelim, bir nefeslenelim.. Hani Hz. Peygamber’in hadisinde tavsiye edilir ya: ‘Biriniz ayakta iken öfkelenmişse, otursun. Eğer oturmak fayda vermiyorsa yatsın, uzansın.’ İşte bu hadiste buyrulduğu gibi, biz de o kişiyi, o kurumu eleştirmeye bir ara verelim’ diye düşünerek..

Ardı ardına aynı kişi hakkında, aynı kurum hakkında yazmamaya gayret ediyorum.

Ama bugün, Hz. Peygamberin tavsiyesine uymama hadsizliği olarak görmeyin..

Kendi kuralımı çiğneme olarak yorumlayın..

Dün eleştirdiğim Türk Tabipler Birliği’nin..

Bugün de yine eleştirisini yapmama hoşgörü ile bakın..

Sağlık çalışanları ile ilgili, “Okullu çocukları olanlar için izinli sayılma” önerisini dün eleştirmiştim..

Yazımın çıktığı gün, Türk Tabipler Birliği Başkanı Sinan Adıyaman, bir açıklama daha yaptı..

“Nerede kalmıştık” türünden bir açıklama..

Siyasi iktidara karşı çıkmak..

Canla başla yapılan mücadeleleri itibarsızlaştırmak..

Tüm dünyada yapılamayan, eksik yapılan çalışmaları çok daha başarılı şekilde gerçekleştirilmesini önemsizleştirmek için, biraz basit tanımlama olacak ama, sırf kılçıklık olsun diye dile getirilmiş itirazlar..

Ne gibi?

 “Ankara’nın en eski üniversite hastanelerinden birinde bir haftalık, maske, eldiven stoğu kalmış durumda. Dezenfektan kalmayan yerler var. Dört bir yandan, farklı illerden arkadaşlarımız arıyor. Aile sağlık merkezleri, aciller ve polikliniklerde sıkıntı büyük.”

Bunu söyleyen, Türk Tabipler Birliği Başkanı..

Edebi, terbiyeyi, nezaketi bir kenara bırakıp..

Klavye ne yazarsa diye, başlayacağım ama..

Yine de kendimizi frenlemeye mecburuz..

Ama şu kadarını söyleyelim:

“Ne demek, Ankara’nın en eski üniversite hastanelerinden birisi”?

Bulmaca mı çözdüreceksiniz bize?

Yoksa..

Kaos peşinde misiniz?

Fitne peşinde misiniz?

Ayet-i kerimedir: “Fitne katilden beterdir”.

Yani toplum nezdinde, gerçekliği olmayan iddialarla kafa karıştırıcı iddialarda bulunmak.. 

Bir insanı öldürmek gibidir..

Çünkü o kafa karıştırıcı iddialar..

Toplum içinde, gerçekten ölümlere sebebiyet verebilir.

Yaşanan telaşla.. Yaşanan korku ile.. Yaşanan tedirginlik ile..

İnsanlar istemeyerek de olsa, birbirlerini öldürebilir..

İddianız doğru ise..

Geçtiğimiz yıllarda işkembeden salladığınız “Bir aylık ilâç stoku kaldı, bir ay sonra eczanelerden en klasik ilaçları bile bulamayacağız” türünden attığınız yalanların bir benzeri değil ise..

“Eczanelerde, en çok satılan 500 ilaç bulunamıyor” şeklinde uydurduğunuz yalanlar türünden bir yeni yalanınız değil ise..

İddianız, bir üniversite hastanesi için olduğuna göre..

Önce hastanenin bağlı olduğu üniversite rektörlüğüne..

Sonra YÖK’e..

Sonrasında sorumlu bakanlığa bildiklerinizi aktarırsınız..

İki gün içinde, o iddia ettiğiniz eksiklik giderilmemiş ise, olayın bu sürecini de belirterek, konuyu kamuoyuna mal edersiniz..

Ama eminim ki, siyasi amaçlarla.. Düne kadar yaptıkları “ilâç yok” palavraları gibi.

Şimdi de bu yalanlar üzerinden, siyaset yapılıyor..

 Söylenilen doğru ise, niye hastanenin ismi verilmiyor?

Maksat üzüm mü yemek, yoksa bağcıyı mı dövmek?

Türk Tabipler Birliği’nin açıklaması, bununla da bitmiyor..

Şu da açıklamanın devamındaki ifadeler:

“Dün yaptığım, corona virüs tespit edilen hasta sayısının belirtilenden yüksek olduğuna yönelik açıklamamdan sonra bazı kesimlerden tepkiler geldi. Ancak Sağlık Bakanlığı’nın akşamki açıklaması da bizim doğru söylediğimizi gösterdi.”

Nasıl bir utanmazlık bu..

Nasıl bir aymazlık..

Nasıl bir, sağlık üzerinden yapılan kısır tartışma..

Bakanlık açıklama yapıyor, “18 vaka tespit edildi” diyor..

Türk Tabipler Birliği olarak, kendini adeta vazifeli gibi görerek, hemen laf yetiştiriyorsun: “Çok daha fazla” diyorsun..

Bu açıklamayı yapmanın üzerinden 12 saat geçtikten sonra..

Bakanlık vaka sayısının 47 olduğunu belirtince..

“Bak ben demiştim” diye bir de hava atıyorsun..

Bakanlığın açıklamasının hemen ardından, “Çok daha yüksek” dediğin rakam, gerçekten bir veriye dayalı olarak 47 idiyse, niye bu sayıyı açıklamadın?

Kaldı ki..

18 olarak açıklanan gerçek sayı karşısında, “çok daha yüksek” ile kastedilen 50’ye bile ulaşmayan sayılar mıdır? Yoksa ‘yüzlerle ifade edilen” bir sayı mıdır?

Veya şöyle soralım:

“18 sayısı açıklandıktan 12 saat sonra, yine sayının 18 olarak kalmasını mı bekliyordunuz?”

Yapılmak istenilen çok net...

Şüphe uyandırmak. Kafa karıştırmak. Açıklanan resmi bilgilere güven duyulmamasını sağlamak. 

Sonuçta da, kamuoyunda bir tedirginliğe sebeb olmak..

Sanki bu tedirginliğin sonunda, Tabipler Birliği’nin yöneticilerinin başları göğe erecek!

Sanki yaşanılacak bir kaosta, kendi can güvenlikleri de tehlikeye girmeyecek!

Bugünler de gelir-geçer, beyler..

Ama yaptığınız ihanet dolu açıklamalar..

Not edilir.. Tarihe geçer..

Bir gün önünüze konulur!

Google+ WhatsApp