Suriye’den kaç Srebrenitsa çıkacak

Suriye’den kaç Srebrenitsa çıkacak


Suriye’den kaç Srebrenitsa çıkacak

 

 

“İnsan beklemeyi, umumiyetle artık bekleyecek bir şeyi kalmadığı zaman öğrenir.” Voltaire

Suriyeli sığınmacıların hayatta kalma savaşı çok ağır şartlarda geçti. Yoksulluk, hastalık, iklim şartları, barınma, gıda ve güvenlik sorunlarıyla mücadele ederken, dünya tarafından da tamamen unutuldu ve dışlandılar.

Ülke içinde varil bombaları, kimyasal silahlar, uçaklardan atılan ağır bombalar ve tanklarla adeta soykırıma tabi tutulan Suriye halkının cezaevlerinde neler yaşadığı ise henüz açıklığa kavuşturulamadı.

Asıl sorun “Suriye’den kaç Srebrenitsa çıkacak?” 

Uluslararası Af Örgütü; “Dünyanın uzun süredir tanık olduğu en kötü mülteci krizine uluslararası toplumun verdiği cevap tam anlamıyla utanç verici” diyor.

BM ise Suriye’de yaşanan çatışmaların son 20 yılın en büyük mülteci krizini yaşattığını ve 1994 Ruanda’da yaşanan 1 milyon insanın hayatına mal olan soykırımdan bu yana böyle bir göç görülmediğini vurguluyor.

22 milyon nüfusun nerede ise yarısı evlerini terk etmiş vaziyette.

Suriye’de insanlık ve savaş suçu kapsamına giren, eşi ve benzerine 2. Dünya Savaşı’nda dahi görülmemiş katliam metotları ve araç gereçleri kullanılarak insanların katledilmesine dünya seyirci kaldı.

Dün Bosna’da Avrupa’nın göbeğinde yaşanan Müslüman katliamı, bugün maalesef Mekke’ye 950 km mesafede İslam dünyasının gözleri önünde, Suud, Mısır, Ürdün, Irak Lübnan ve İran’ın şahitliğinde yaşanmaktadır.

Batı ve doğunun çıkarcı siyaseti Suriye’de Postmodern Kerbela’nın belgeselini çekiyor adeta.

Bakalım Suriye’den savaş bittiğinde kaç Srebrenitsa çıkacak! 

1992-1995 yılları arasında Bosna’da gerçekleşen savaşta 200 bin Müslüman Boşnak hayatını kaybetmişti.

1995 Temmuz ayında 8 bin 372 Boşnak, Bosna Hersek’in Srebrenitsa şehrinde  Sırp ordusu tarafından soykırıma uğradığında bu şehir BM tarafından güvenli bölge ilan edilmişti.

Buna rağmen 400 silahlı Hollanda Barış Gücü askerinin gözleri önünde bu katliam gerçekleşti.

Savaştan önce 20 bin nüfuslu olan şehir güvenlikli bölge ilan edilince Bosna’nın birçok şehrinden insanlar canlarını kurtarmak için çocuk, kadın, genç, yaşlı demeden Srebrenitsa’ya sığınmışlardı ve şehrin nüfusu 60 bini bulmuştu.

Hollandalı askerler bir gece yarısı BM’nin Bosna’daki Barış Gücü Komutanı olan Hollandalı General Thom Karremans’dan aldıkları emirle şehri ve kendilerine sığınan 25 bin insanı Sırplara teslim etti.

Bir hafta süren katliam 2. Dünya Savaşı’ndan sonra insanlığa karşı işlenen en büyük suç olarak arşivlere geçti.

Lahey Adalet Divanı, Srebrenitsa’da yaşananları bir “soykırım” olarak kabul etti.

20 yıldır toplu mezarlar aranmaya devam ediyor. Şu ana kadar 6 bin insanın kemikleri bulunarak kimlikleri tespit edildi ve hâlâ geri kalan kayıplar aranmaya devam ediyor.

Her yıl 11 Temmuz’da Srebrenitsa’da gerçekleşen katliamın yıldönümünde Avrupa ülkelerinden devlet yetkilileri ve BM temsilcileri törenlere katılarak özür beyanında bulunmaktalar.

2015’de  BM Güvenlik Konseyi’ne sunulan Srebrenitsa’da yaşananları “soykırım” olarak niteleyen karar tasarısı Rusya’nın vetosu nedeniyle maalesef kabul edilmemişti.

Olayın üst düzeydeki failleri geç de olsa adaletin önüne çıkmış bir şekilde cezalarını bulmuştu.

Dün Avrupa’nın göbeğinde Bosna’da yaşanan insanlık dışı katliamın bir benzeri 9 yıldır Suriye’de tekrar ediyor.

23 yıl önce Bosna’da yaşanan katliama seyirci kalan Batı dünyası, bugün Suriye’de 1 milyon insanın varil bombalarıyla, füzelerle katledilişini çaresizce izlemeye devam ediyor.

Bugün Suriye’de tanıklık ettiğimiz insanlık dramı, tıpkı Bosna’da olduğu gibi yıllar sonra tarihin en büyük utanç vesilesine sebep olacaktır.

Srebrenitsa katliamı yıl dönümlerinde yoğun anma programları ve üzüntü paylaşımında bulunan bazı çevreler bugün İdlib, Halep, Guta ve Hama’da yaşanan katliamlara seyirci kalarak insanlık onurunu hiçe saymaktadırlar.

12 Aralık 2013 yılında Birleşmiş Milletler Uluslararası Araştırma Komisyonu, Suriye’de kimyasal silah kullanımına dair hazırladıkları raporu BM Genel Sekreteri Ban Ki Mun’a teslim etmişlerdi.

BM Araştırma grubu Guta’da elde edilen “açık ve inandırıcı deliller ışığında” Sarakeb, Han El Assal, Eşrefiye bölgelerinde çocuklar ve sivillere karşı “yüksek miktarda kimyasal silah” kullanıldığını tespit etti. 

Bu bölgedeki saldırı Suriye’deki tarafların tümü tarafından kabul edilirken Rusya, İngiltere ve Fransa tarafından sunulan bulgularda saldırıyı teyit etmesine rağmen hiçbir şey değişmedi.

Dün Bosna’da bugün Suriye’de yaşanan ve yaşanmaya devam eden katliamlar karşısında Batı sessizliğini korumaya devam ediyor.

Zaman zaman Srebrenitsa anma törenlerinde sadece timsah gözyaşlarını akıtıyorlar.

Suriye bugün Bosna’nın kaderini yaşarken en acı olan tarafı yaşananların Avrupa’nın göbeğinde değil Arap-İslam topraklarında yaşanıyor olmasıdır. 

Srebrenitsa katliamından Halep İdlib katliamına değişen ne ki?

İslam dünyasının bugünkü ve gelecek kuşakları Bosna’da yaşanan katliamları çok kolay muhakeme edecektir lakin, Suriye’de yaşanan katliamları akıl ve vicdan muhakemesinde pek de kolay çözemeyecektir.

Bosna’yı anarken aynı kaderi yaşayan Suriye’yi siyasi ideolojik yaklaşımlardan dolayı unutmak hangi vicdana sığar. 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp