Suriye’de unutulan tutsak kadınlar için vicdan hareketi

Suriye’de unutulan tutsak kadınlar için vicdan hareketi


Suriye’de unutulan tutsak kadınlar için vicdan hareketi

 

 

Vicdanımız, biz onu öldürmedikçe, yanılmaz bir yargıçtır. (Balzac)

İnsanoğlu, savaşmamak ve eğer savaş söz konusu ise de insani, ahlaki ve hukuki kurallara uymak konusunda tüm dinî ve ahlaki metinlerde sürekli ikaz ediliyor.

Son 7 bin yıllık dünya tarihinin her yüzyılına bakıldığında sadece 13 yıl barış içinde yaşamış insanlık.

Mart 2011’de başlayan ve 8 yıldır süren Suriye savaşı sırasında, çok sayıda savaş suçunun ve insanlığa karşı suçun işlenişine şahit olduk, olmaya da devam ediyoruz.

Kullanılması yasak kimyasal ve biyolojik silahlar, varil bombaları ile katledilen, çırpınarak can veren çocukları canlı yayınlarda izledik.

İşkence, tecavüz, infazlar, toplu katliamlar, toplu mezarlar, milyonlarca insanın sınır dışı edilişi ve daha nice zulüm.

Suriye savaşı sırasında resmi rakamlara göre 450 binden fazla insan hayatını kaybetti. Kayıt altına alınmayan ölüm ve kayıpların sayısı ise bilinmemektedir. 

SURİYE’DE UNUTULAN 

TUTSAK KADINLAR

Bugüne kadar savaşın hep küresel, bölgesel aktörlerinin ulusal çıkarcı boyutlarını tartışan kamuoyu, tutsakları, işkenceleri ve insan hakları ihlallerini yeterince dillendirmedi.

104 ülkenin desteklediği Vicdan Hareketi adlı oluşum 55 ülkeden 80 katılımcı ile 20 Şubat Çarşamba günü (yarın) İstanbul’da Suriye’de unutulan tutsak kadınlar için bir araya gelecekler.

Bu vicdan hareketinin tek amacı Suriye’deki kadınların sessiz çığlığını, Doğu Türkistan, Afganistan Yemen ve Irak’ta mağdur kadınların sesini Astana’ya Cenevre’ye ve insan hakları mahkemelerine taşımaktır.

Suriye’de bugüne kadar 13 bin 500’ün üzerinde kadın hapsedildi ve 7 binin üzerinde kadın hâlâ bu hapishanelerde her gün işkence görüyor, tecavüze uğruyor, türlü insanlık dışı eziyete maruz kalıyor.

Suriye savaşında 22 bin kadın öldürülürken, 300 bin kadın yaralandı ve 7,5 milyon kadın mülteci durumuna düştü.

Suriye rejimi kadınlara tecavüzü bir silah olarak kullandı, kullanmaya devam ediyor. Hapishane gibi kullanılan boş fabrika, hangar ve benzeri binalarda tutulanların sayısı ise bilinmiyor.

Bazı kadınlar hamileyken alındı ve tutuldukları yerlerde doğum yaptı; bazı kadınlar evlerinden çocuklarıyla birlikte alınarak hapsedildi.

Bazı kadınlar ise tutuldukları yerlerde sayısız tecavüze uğradı ve bu tecavüzler sonucu olan çocukları oralarda doğurmak zorunda bırakıldı.

BM Bağımsız Uluslararası Suriye Araştırma Komisyonu, damgalanma endişesi ve travma gibi nedenlerle cinsel şiddet vakalarının gerçekleşenden çok daha azının bildirildiğini kaydediyor.

Cenevre Sözleşmeleri başta olmak üzere, ilgili uluslararası sözleşmeler, savaş koşullarında sivil halkın zarar görmemesi ve insan hakları ihlallerinin önlenmesi için düzenlemeler getirmiştir.

Cenevre Sözleşmelerinin 4’üncüsü, umumiyetle sivil halkın haklarına özgü olarak düzenlenmiştir. Bu çerçevede temel olarak, “Herkese temel hukuki garantilerden yararlanma hakkı tanınacaktır. Hiç kimse işlemediği bir suçtan dolayı sorumlu tutulamaz. Hiç kimse fiziksel ve psikolojik işkenceye, bedeni cezaya, onur kırıcı veya küçük düşürücü davranışa tabi tutulamaz. Çatışma tarafları ve silahlı güçleri, savaş yöntemleri ve araçları konusunda sınırsız seçeneğe sahip değildirler. Sınırsız, aşırı acıya ve gereksiz kayıplara yol açacak savaş araç ve yöntemlerini kullanmak yasaktır. Çatışma tarafları, sivil halkı korumak amacıyla her zaman sivil halk ve savaşçılar arasında ayrım gözetecektir… Ne sivil nüfus ne de sivil kişiler saldırı hedefi olacaktır.”

Ayrıca Cenevre Sözleşmeleri kadınların korunması için spesifik olarak şu hususları da düzenlemiştir:

“Kadınlar özel saygıya konu olacak ve özellikle ırza tecavüz, zorla fuhuş ve diğer her tür ahlak dışı saldırıya karşı korunacaktır.

Silahlı çatışmaya ilişkin olarak tutuklanan, gözaltına alınan ya da alıkonulan hamile kadınların veya kendisine bağımlı çocukları bulunan annelerin durumları azami öncelikle değerlendirilecektir.

Taraflar, azami ölçüde, çatışmaya ilişkin bir suç sebebiyle hamile kadınlar veya kendisine bağımlı çocukları olan kadınlar hakkında ölüm cezasına hükmetmekten çekinmeye gayret edeceklerdir. Bu niteliğe haiz kadınlar hakkında bu tür suçlara yönelik ölüm cezası icra edilmeyecektir.”

Vicdan Hareketi oluşumu, dini, dili, ırkı, rengi ne olursa olsun insanların işkence görmeden, zulme uğramadan onurlu ve insanca yaşaması gerektiğine inanıyor.

İnsan haklarının korunduğu adil bir dünyanın ancak Suriyeli kadınların ve çocukların özgürlüğünden geçtiğine inanıyor.

Vicdan Hareketi, tüm dünyada mağdur ve mahkûm edilen şiddet gören unutulan kadın ve çocukların özgürlüğü için bir umut olabilir. 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp