Sur’dan başladılar, İdlib’e geldiler: “Ne işimiz var?!”

Sur’dan başladılar, İdlib’e geldiler: “Ne işimiz var?!”


Nasıl bir kin bürümüş gözlerini..

Sadece son 10 yıl için düşünsek..

Tayyip Erdoğan 2011’de, 2014’te iki defa, 2015’te iki defa, 2018’de, 2019’da seçimlere girmiş, rakiplerini eze eze geçmiş..

Aradaki referandumları da saymıyorum..

Buna rağmen, “Tayyip Erdoğan gitsin” diye tamtam dansı yapanlar..

Suriye’de bir tane seçime girmemiş..

Babadan geçmiş krallığını sürdüren oğul Esed için..

“Suriye’de Esed sonrası meçhul.. Esed’e yönelik talebimiz olmamalı.. Esed ile görüşülmeli” güzellemesi yapmıyorlar mı..

“Hayret.. Hayret ki ne hayret” diyor, başka bir şey diyemiyorum..

Seçimlerde Tayyip Erdoğan’a oy vermemiş de olsa..

Türkiye’nin ekmeğini yiyip..

Türkiye’nin suyunu içen..

Ama gözü sosyal medyada..

Gözü Erdoğan karşıtı internet sitelerinde..

İdlib’den bir fazla şehit haberi gelmesi için yırtınan, eğer bir fazla şehit haberi gelecek olursa sevinecek olanlara hayret ediyorum..

Sormadan edemiyorum: 

“Ne kazanacaksınız?”

Tüm bu kin, tüm bu nefret, kendi devletinin askerine düşmanlık, sadece ve sadece Tayyip Erdoğan’a düşmanlığınızdan mı kaynaklanıyor?

Bu kadar mı gözleriniz karardı?

Bu kadar mı gözünüzü hırs bürüdü?

Şehit sayımızın bir fazla olması, PYD’ye söz geçiremeyen Esed’i sevindirmez mi? 

Kırım’ı işgal eden, ordaki Türkiye tutumunu hazmedemeyen Rus’u sevindirmez mi? 

“Oh oh... Bize gelecekler” diyerek ellerini ovuşturan ABD’yi sevindirmez mi? 

ABD Başkanlığı koltuğunda Obama oturduğu dönemde, nükleer silah tartışmasında kendilerine destek veren tek ülke olduğumuz gerçeğini unutup, şimdilerde Türkiye’ye düşmanca tavırlar içine giren İran’ı sevindirmez mi?

Dahası..

“Bize PYD devletini kurdurmadılar” diyen PYD’lileri, PKK’lıları sevindirmez mi?

Nihayetinde..

Bu çıbanların hepsinin başındaki İsrail’i sevindirmez mi?

Onları sevindirir de..

Bu ülkede siyaset yaptığını, bu ülkede yaşadığını, bu ülkenin vatandaşı olduğunu söyleyenleri nasıl sevindirebiliyor, anlamıyorum, anlayamıyorum.

Sağ görüşe sahip olabilirsiniz..

Sol görüşe sahip olabilirsiniz..

Hiçbir görüşünüz olmayabilir..

Ama..

30 yıla yakın bir süredir, gazetecilik mesleği içinde olan beni bile yanıltacak şekilde..

“İdlib’te şehitler var” ana manşetini, 18 saat hiç dokunmadan, sitelerinde birinci sıraya sabitleyen OdaTV, acaba şehitlerden duyduğumuz acımızın büyüklüğünden etkilenerek, askerimize kurşun sıkanlara karşı tepkimizin dinmemesini mi arzuluyor?

Yoksa bir gün önce yaşadığımız o acı olaydan sonra, tekrar bir saldırı yaşanmış, tekrar şehit vermişiz gibi bir haber algısı oluşturarak, halkı siyasi iktidara karşı galeyana mı getirmek istiyor?

t24’e soruyorum..

OdaTV ile aynı merkezden mi emir aldınız?

Yoksa Türkiye düşmanlığında, yediğiniz ekmek aynı, içtiğiniz su aynı olduğu için mi, aynı hainliğe imza attınız?

Siz de nerede ise 24 saat “Canlı Blog/33 askerin şehit olduğu İdlib saldırısı sonrası yaşananlar” başlıklı manşetinizi, gazetecilik amacıyla mı, yoksa Türkiye düşmanlığı için mi birinci sıraya sabitlediniz?

**

Ah.. Ah..

Ne kadar çok hainimiz var..

Sadece gazetecilikte olsa..

Sadece sosyal medyada olsa..

Sadece meslek kuruluşlarında olsa..

Sadece siyasette olsa..

Gam yemeyeceğim..

Ama..

Her yerdeler..

Sokakta, özel kuruluşlarda, kamu kurumlarında.. Hatta TBMM’de..

Daha bir hafta önce soruyorlardı:

“İdlib’de ne işimiz vardı” diyorlardı..

Bu soruyu, samimi şekilde sorsalar..

Gerçekten konuyu anlamaya çalışsalar..

Eyvallah, bin defa eyvallah..

Ama “İdlib’de ne işimiz var” diye soranlar..

Daha önce de, “Afrin’de ne işimiz var” diye sorduysa..

Aynı kişiler, ondan önce de “PYD bizim için tehlike değil ki?” demiş ise..

Adı ile, soyadı ile, partisi ile, anı kişiler, daha daha önce de.. “Esed Türkiye’nin düşmanı değil.. Esed ile görüşmemiz gerekir” demiş ise..

Bire bir aynı kişiler, daha daha öncesinde, “Emniyet güçlerimiz, Sur ilçesindeki hendekleri kaldırmak için operasyon yapmasın” dememiş olsa..

“Polislerimiz Nusaybin’deki hendeklere müdahalede bulunmamalı” dememiş olsa..

Evet, Türkiye Cumhuriyeti toprakları içinde yer alan Mardin Nusaybin’inden başlayıp, Diyarbakır’ın Sur ilçesinden devam edip..

“Niye ordayız” şeklindeki itirazları bugün İdlib’e kadar gelmemiş olsa..

“Bu soru üzerinde biraz düşünmemiz gerekir” diyeceğim..

Ama üzerinden onlarca yıl geçmedi.. Son 4-5 yılda yaşadık, tüm bu gerçekleri.. 

Sur’da da itiraz ettiler.. Afrin’de de itiraz ettiler..

İdlib’de de itiraz ettiler..

Oysa, Sur’da hendekleri bitirdikten sonra..

Bir daha hendek kazılmaması için, Afrin’e girmek zorunda idik..

Afrin’de PYD varlığını söküp atmamızın işe yaraması için, İdlip’te olmamız gerekiyordu..

Anlamadıkları için mi..

Hainlikten mi soruyorlardı, “İdlib’de ne işimiz var” diye...

Anlama sorunu olsa..

Çözülür..

Ama sorun hainlik ise.

Mümkün değil, iflah olmazlar..

“İdlib’de ne işimiz var” diyenler, “Orası bizim sınırımızın ötesinde bir yer.. Biz sınırımızın ötesine nasıl geçeriz” diye bize akıl vermeye kalkışanlar..

Türkiye Cumhuriyeti toprakları içinde, tüm egemenlik haklarımızı kullanmamızda, itirazcı olmasalar..

“Hainlikten yapmıyorlar” derim..

Ama..

En basitinden..

Şimdi, “Montrö Sözleşmesi’ne göre, Türkiye savaş tehlikesi halinde, İstanbul Boğazı’nı askeri gemilere kapatabilir. Bu çerçevede, Rus askeri gemilerine, İstanbul Boğazı kapatılmalı” dediğimizde..

Hemen ciyaklayıp, Rusçuluk oynayacaklar ise..

Ki oynayacaklarından eminim..

Aynen..

“Artık göçmenleri engellemeyeceğiz. Sınır kapılarını açtık” dediğimiz an..

“Sınır kapılarını açmak, Avrupa Birliği’ne şantaj yapmaktır” diye cevap yetiştirdikleri gibi..

Türkiye menfaatine ne varsa..

Hepsine karşı çıkıp.. Solculuklarına rağmen AB’ci.. Kapitalistliklerine rağmen Rusçu olabiliyorlarsa..

“Sınır kapılarını açmış iken.. Siz de aşık olduklarınıza bir gidiverseniz” desek, haksızlık mı etmiş oluruz?

Google+ WhatsApp