Süper lig...

Süper lig...


Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi geçtiğimiz Salı günü Rus ve Hindistan dışişleri bakanlarıyla bir video konferans görüşmesi yaptı...

Salgınla mücadele sahnesi üzerinden yapılan bu görüşmenin temel amacı, küresel ekonomi ve uluslararası düzen başlıklarında dünyanın geri kalanına mesajlar göndermekti...

Bakan Wang meslektaşlarına, dünya ekonomisinin eşi görülmemiş bir durgunluk içinde olduğunu, uluslararası istikrarsızlığın benzersiz zorluk ürettiğini, üzerine de salgının getirdiği tehditleri anlattı.

Genel değerlendirmelerin ardından da ağzındaki baklayı çıkardı...

Çin, Rusya ve Hindistan’ı “küresel çok taraflılığı” desteklemek, uluslararası sistemin özü/dayanağı olan uluslararası hukuku korumak ve yerkürenin yönetimini güçlendirmek-geliştirmek için kararlı olmaya davet etti...

“Üç ülke açıklık, birlik, güven ve işbirliği ruhunu sürdürmeli. Daha da uzlaşma sağlamalı, işbirliklerini planlamalı ve dünyaya olumlu sinyaller göndermelidir. Çin, Rusya ve Hindistan, stratejik bağımsızlığa önem veren ülkelerdir. İş birliğinin önemini tam kavramalı ve dünya barışını koruma perspektifinden hareket etmelidirler. İkili ilişkilerindeki hassas faktörleri doğru şekilde tedavi etmeli ve ilişkilerini korumalıdırlar”... (‘Chinese Foreign Minister calls on China, Russia, India to work together’, 24/06, Xinhua.)

Çin, uluslararası siyasetin bu yöndeki somut adımları için, muhtemelen Moskova ve Yeni Delhi’nin de aynı fikirde olduğundan hareketle pratiğe yönelik örnek de verdi...

“Bu yıl II. Dünya Savaşı zaferinin ve BM’nin kuruluşunun 75. yıldönümü. Üç ülkeyi, II. Dünya Savaşı zaferinin meyvelerini sıkıca savunmaya çağırıyoruz. Tarihin çarkını tersine çevirme girişimlerine kararlı şekilde karşı çıkmalı, hegomonizme ve güç politikalarına direnmeli, uluslararası adaleti desteklemeliyiz”...

Rusya-Çin-Hindistan her yıl uluslararası platformlarda bir araya gelirler. Üçlü resimler de verirler. Ancak bu görüşme, ekonomik-sosyal istikrarsızlar ile salgın gündeminin üzerine hem II. Dünya Savaşı’nın mirası/sorumlulukları hem Çin-Hindistan sınırındaki tehlikeli çatışmalarının zamanlamasına ayarlıydı...

Ve son cümlelerinden de anlaşılacağı üzere ABD’ye yönelik içerik taşıyordu...

Üç süper gücün, küresel adaletsizliğin sorumlusuna karşı davetiye çıkarması, aralarındaki sorunların da halledilebileceği vurgusu sık rastlanan bir durum değil...

Ancak “çok ideal” dursa da kolay da değil...

***

Gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkeler, gelişmesini tamamlayıp lig atlamaya aday hatta G20 üyesi bir kaç ülke bu arayışların olgunlanmasını dört gözle izliyor.

Amerika’nın yerinin olmadığı, Şanghay İşbirliği Örgütü, BRICS, RHÇ gibi oluşumlar da aslında bu yöndeki yöntem ve beklenti yoklamalarının parçaları...

Gelgelelim üçlünün doğasını pek az biliyoruz. Örneğin, Rus-Çin ilişkileri gibi küresel eğilimleri etkileyecek konu hakkında dahi Türk entelektüel hayatının bir kaç basma-kalıp kabul dışında fikri yok.

***

Hindistan mesela; çünkü Çin’den Doğu Akdeniz’e kadar uzanan hattın etkin oyuncusu, karar vericisi olabilecek kartlara sahip...

Ama üç süper güç içinde eli en yavaş olanı. Çin-Rusya-ABD çizgilerinden herhangi birine aitmiş görünmekten ödü kopuyor. RHÇ görüntüsünün Amerika tarafından tehdit olarak görüldüğünün elbette farkında. Öte yandan Çin-Rusya arasında sıkışmış/sınırlandırılmış da hissediyor.

Son görüşme şeklen güçlü bir mesaj olsa da, örneğin Hindistan-Çin ilişkileri özelinde kusursuz iyileşmeye kapı açmayacak. Sadece jeo-politik ve stratejik nedenlerle değil; Hindistan’ın iç politik dengeleri stratejik iletişimi tıkıyor. Son sınır çatışmaları ülkede ağırlığını hissettiren milliyetçi kesimlerin eline kalsaydı savaşı pek az güç önleyebilirdi.

Hâlâ çatışmada öldürülen Çin subayları için kutlamalar yapılıyor ve bunu halkın milliyetçi coşkularının ifadesi saysak dahi yönetim içinde Çin’e ekonomik boykot uygulanmasının yollarını arayanlar var.

Öte yandan Hint yönetimi son sınır krizinin aşılmasında akîl bir yol izledi ve Çin’le birlikte mayınlı araziden sıyrılmayı bildi. Bu yüzden son üçlü toplantının gerçek önemi toplantının gerçekleşmiş olması! Pekin’le siyasi bir koridor açılmış oldu. Hele ikili bir toplantıya da evrilebilirse meyvalar da toplanabilir...

Rusya’nın üçlüdeki yerine gelince; Kremlin’in kriz süreçlerinin tarafları üzerindeki etkisi sıklıkla abartılıyor. Burada da Pekin-Delhi ilişkilerine vaziyet ettiği söyleniyor. Putin, bu tür yangınları söndürme gücüne her zaman sahip değil. Diğer taraftan, ülkelere “gerçekleri hatırlatma” konusunda ehil. Vitrinin nasıl dizayn edilmesi gerektiğini biliyor ve sonuç da ortada...

***

Rusya-Çin!..

İki ülke arasında mutabakat var mı, var. Ama genel/kabaca bir uzlaşı bu. Her iki taraf “temel çıkarlara” dokunmamayı biliyor. Birbirlerinin alanına girmiyor zaman zaman o çıkarlara alan da açabiliyorlar.

Fakat “bölgesel egemenlikleri” de temel çıkarlardan ve birbirini sıklıkla kesiyor. Şimdi etrafından dolanılsa da zamanla üzerlerine basılacağı açık. Dahası, genelden özele girildikçe sorunların sayısı katlanarak artıyor.

Bunun için buldukları yöntem, yukarıda adları zikredilen politik, askeri, ekonomik platformları kurmak, sıkça buralarda buluşmak, sorunları mümkün olduğunca hijyen ortamlarda çözmek...

Nihayetinde küresel düzenin ana aktörü ABD’ye itirazları, şikayetleri var. Bu organizasyonlar zamanla küresel çok kutupluluğun bir parçasını oluşturduğu/tahkim ettiği gibi, Hindistan gibi temkinli oyuncuları “Avrasya Birliği” takı altında gönüllü üyelere döndürmeye yarıyor.

İşte son buluşma, Hindistan’ın dünyanın yaşamaya başladığı bu tarihsel geçiş döneminde üçlü formatın cazibeleri hakkındaki farkındalığına katkı yapmış olabilir...

Türkiye’nin, “Yeniden Asya” ve/veya isimlerini de alenen zikretmeye başladığı ülkelerle “Asya Birliği” projeksiyonlarının bir sebebi de bu olsa gerek...

Google+ WhatsApp