Süper devletin karizması çizildi bir defa!

Süper devletin karizması çizildi bir defa!


“Dünya 5’ten büyüktür” haykırışı, sonraki süreçte yaşanacakları bize müjdeliyordu.

 

Ama birileri, “Konuşur konuşur, susarsın” modunda, ABD’nin süper devlet olmasını, Ortadoğu coğrafyasını yıllardır dizayn edişini, istediği yerde darbecilere destek verip, istediği ülkelerde kralların yardımına koştuğu, istediği ülkelerde ise demokrasi kahramanlığına soyunmasını önümüze koyup, bu ilkesizliği de bir maharetmiş gibi gösterip ahkam kesiyorlardı:

 

“Azizim, adamların bir şirketinin cirosu, senin devletinin bütçesinden bile fazla..”

 

Bugüne kadar kimse onlara, “Dünya beş’ten büyüktür” dememişti.

 

Onların birlikte yol yürüdüğü İsrail’e, o güne kadar hiç kimse, “One minute” dememişti..

 

Herkes, “Sen ne büyüksün. Sen ne kadar güçlüsün. Sen ne kadar yücesin” diyorlardı..

 

BM Genel Kurulu’ndan haykırılan bir söz..

 

Gün geldi, Suriye’deki ABD oyununu bozmada hayata geçirildi.

 

PYD’ye verilen binlerce tır silah ile, güneyimizde kurulmak istenilen terör devletine, evet bütçemiz ABD’deki bir şirketin cirosu büyüklüğünde bile olmamasına rağmen..

 

Karşı çıktık.

 

“Olmaz, kurdurmayız” dedik.

 

ABD önce afalladı..

 

“Bu da kim ya?” dercesine bir-iki yoklama çekti.

 

Türkiye’deki uşaklarını devreye soktu..

 

ABD’nin gücünden, intikamından bahsetti.

 

Tasfiye sürecine giren İŞİD militanlarının, PYD’nin kontrolündeki cezaevlerinden tahliyelerinin sağlanıp, Türkiye aleyhine saldırılarda kullanılabilineceği tehditlerinde bulunuldu. 

 

Türkiye’ye turist gidişinin engelleneceğinden bahsedildi..

 

Şehirlerde bombaların patlayabileceği dillendirildi..

 

Ama ok, yaydan çıkmıştı bir defa..

 

ABD, PYD’nin güneyimizden kovulması için süre istedi..

 

Ve o sürenin sonunda, “Ben alandaki kavgadan, pazarlıklardan çekiliyorum” diyerek, ikiz kardeşi Rusya’yı devreye soktu..

 

ABD, bir defa daha karizmayı çizdirmişti.

 

İstediği, hem de çok istediği bir hedefi, gerçekleştiremeden, sahadan ayrılmak zorunda kalmayı hazmetmeye çalışıyordu.

 

S-400’deki baskılara rağmen Türkiye’nin dik duruşunu, Akdeniz’de yaşanılanları.. 

 

Ermenistan’ın işgal ettiği topraklardan geri çekilmek zorunda kalmasına müdahale edememesini..

 

Satır başları ile hatırlatıp, gelelim son vukuata..

 

Tüm dünyaya demokrasi ihraç ettiği tanıtımı yapılan ABD..

 

Kendi ülkesindeki demokrasi putunu, 2020’nin ilk günlerinde, bir çırpıda yedi, bitirdi..

 

Olay neydi?

 

ABD’nin kongre binası, göstericiler tarafından işgal edildi..

 

Şaka değil..

 

Ona, buna, bize, size demokrasi dağıtan ABD, şimdi kendi ülkesinde, demokrasiyi koruma derdine düştü..

 

Demokrasiyi koruma derdine düşerken de, bir çırpıda geliştirdiği refleksle, başka ülkelerde “Sivil gösteri” diye tanımladığı olayların bir benzerini..

 

Terörist eylemler olarak tanımladı ve 4 kişinin ölümü ile sonuçlanan bir katliama imza attı..

 

Düşünsenize..

 

PKK’yı resmen terör örgütü olarak tanımlasalar da..

 

PKK’nın birçok faaliyetinin engellenmesi için, dünya genelinde ciddi bir adım atmayan ABD.

 

PKK’nın uzantısı olan PYD’yi terör örgütü olarak da kabul etmeyen ABD.

 

Şimdi kendi kongre binasını basan ABD’li sivil göstericileri, bir çırpıda terörist ilan etti.

 

Demek ki ne imiş?

 

Kendinize doğrultulan bir protesto var ise..

 

Tüm tanımlamalarınız değişebiliyormuş..

 

En temel “Hak”lardan birisi olarak göstermeye çalıştığınız “Toplantı ve gösteri yürüyüşü”, bir anda terörist eyleme dönüşebiliyormuş..

 

“Toplantı hakkını kullanan göstericilere, polis daha toleranslı davranmalı” dediğiniz dünya coğrafyalarından çağrılarınızın tam aksine..

 

O gösteri, kendi ülkenizde hayata geçirildiğinde, bir çırpıda “Terörist faaliyet” olarak gösterilip, soruşturmaya muhatap edilebiliniyormuş..

 

ABD’nin tamamında değil.. Sadece kongre binasının önünde yapılan bir gösteriyi, anayasal düzenin hedef alındığı bir başkaldırı olarak tanımlama hakkını, kendinizde görebiliyormuşsunuz..

 

Oysa..

 

O göstericiler.

 

Olsun olsun..

 

Kongreyi bastıktan sonra. Ellerinde silah olmadığına göre..

 

Bir gün o kongre binasında kalacaklar. En fazlası iki gün kalacaklar. 

 

Üçüncü gün, çıkıp gidecekler. Veya üçüncü gün gözaltına alınacaklar. İllegal eylemlerini sonlandıracaklar..

 

Anayasal düzeni değiştirmeyi sağlayacak ne güçleri var.

 

Ne de bu yönde bir söylemleri..

 

Ve göstericiler tek bir kişinin kanına girmiş değiller..

 

Tam aksine, göstericilerden ölenler var.

 

Buna rağmen, “Demokrasiye darbe” diye söze girip.

 

“250 yıllık sistemde ilk defa” diye devam ediyorlar..

 

Ve silahsız bir eylemi, terörist saldırı olarak göstermeye kalkışabiliyorlar..

 

Bu olayla birlikte, ABD karizmayı çizdirmiştir..

 

Bizler, onların demokrasi söylemlerini de, temel hak ve özgürlükler söylemlerini de, samimiyetsiz buluyorduk ama..

 

Dünyaya da, bu gösterilmiş oldu..

 

Kaporta delinmiştir bir defa..

 

Bu vesile ile.. 

 

Türkiye içindeki sözde demokrasi sözcülerine de hatırlatma yapalım..

 

Bakın, demokrat iddiasında bulunulan ABD, küçücük bir olayda, nasıl acımasız yüzünü gösterdi.. Kimsenin elinde silah olmayan bir gösteriyi, orantısız güç kullanarak nasıl bastırdı.

 

Anında gösteriyi nasıl önledi. 

 

Sokağa çıkma yasağı ilan etti. Yasağı 15 güne uzattı.. 

 

4 kişiyi gözünü kırpmadan vurdu, öldürdü.

 

Bu ABD, Türkiye’de silaha başvurmuş olan örgütlere bile tolerans gösterilmesini istiyorsa..

 

Teröristlerin bile, “şu şu hakları vardır” diye bize hukuk öğretmeye kalkıyorsa..

 

Erbakan Hoca’nın sözü ile cevap vermeliyiz: “Haydi oradan. Haydi oradan.”

Google+ WhatsApp