Süleyman Soylu’nun ‘soylu’ duruşu

Süleyman Soylu’nun ‘soylu’ duruşu


Dün gece Türkiye haftalar sonra ilk defa koronavirüs dışında bir şey konuştu. 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun istifası…

Elbette istifa, yine koronavirüs ile alakalıydı. Cuma akşamı açıklanan, 30 büyükşehir ve Zonguldak’ı kapsayan iki günlük sokağa çıkma yasağı sonrası yaşananlar ve ortaya çıkan görüntüler ile bunun yansımaları idi istifanın nedeni…

Çok sayıda insanların marketlere akın etmesi, kolasından birasına, çikolatasından pırasasına sepetlerini doldurmak için birbiriyle yarışması, adeta yağmalamaya dönüşen görüntüler ortaya koyması, hafta sonunun en çok konuşulan konusu oldu.

Tablo, hepimiz için utandırıcıydı.

Aynı zamanda, salgınla mücadelede, ilk günden itibaren ilgili her alanda verilen başarılı mücadele açısından da çok üzücüydü.

Sokağa çıkma yasağı duyurusu, gece yarısı, başladığı an itibarıyla yapılsaydı, bu tablo ortaya çıkmaz mıydı? Bilinmez. Bu tablo ortaya çıkmasa da başka komplikasyonlar yaşanmaz mıydı? Bilemeyiz. Duyuru daha farklı ne şekilde yapılabilirdi? Açıkçası, ne nasıl yapılırsa yapılsın bu veya farklı bir kaos ortamının ortaya çıkacağını, ama belki de farklı yollarla sokaklarda oluşan izdihamın rakamsal olarak düşürülebileceğini düşünüyorum. 

Zira dünyanın hemen her yerinde, koronavirüs nedeniyle, halkın yaşadığı panikle ilk iş marketlere akın ettiğini, tuvalet kağıdı ve benzeri dezenfektanlarla diğer ihtiyaçlarını karşılamak için koşuşturduğunu, birbiriyle ve zamanla yarıştığını gördük, izledik. Bizde de başından beri yapılan alışverişlerde çeşitli anormaliler görülüyordu ancak hiçbiri elbette Cuma akşamı olduğu gibi değildi. O gece, sosyal izolasyona dikkat edeceği yerde, insanların sokakta kavgaya tutuştuğunu dahi gördük.

Sokağa çıkma yasağının amacı, hafta sonu hava durumunun güzel olması nedeniyle “evde kal” çağrılarına kulak asmayacak insanları evde tutmaktı. Bir nevi, başından beri salgının ciddiyetini anlamayanlara karşı bir önlemdi. Sokağa çıkma yasağı nasıl ki toplumun evde kalma kuralına uymayanlara karşı yapılan doğru bir hamle idiyse, çağrının yapılış biçiminde de sosyal izolasyon meselesine başından beri dikkat etmeyenlerin ne yapacaklarının hesaba katılması gerekirdi. Matematik hatalıydı.

Nitekim olaylar zinciri, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun tüm sorumluluğu üzerine alarak görevden ayrılma kararı vermesine kadar vardı.

Malum, Türkiye, siyasette istifa mekanizmasının işlemediği, örneklerini pek de görmediğimiz bir tercih. Soylu’nun bu tercihi, bu açıdan bakıldığında gerçekten de soylu bir davranış, sağlam bir duruştu. Öte yandan da, Kovid-19’la mücadelenin tüm devlet kademesinde ne kadar ciddiye alındığının bir göstergesiydi.

Süleyman Soylu’nun istifası, özellikle sosyal medyada büyük bir şok etkisi yaptı. Ama daha ötesi, şokun hemen devamında gelen sevgi seli ve “istifa kabul edilmesin” çağrıları, kendisinin ne kadar çok sevilen bir bakan olduğunu ortaya koydu.

Onu en son Elazığ depreminde canla başla çalışırken görmüştük. Günlerce bölgeden ayrılmadan çalıştı, süreci çok başarılı şekilde yönetti.

Türkiye’nin terörle mücadelesinde yürüttüğü başarılı politika, terör örgütlerine karşı İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik mekanizmasının sergilediği başarı için İçişleri Bakanı’ın sarf ettiği şahsi gayret, ve alınan başarılı sonuçtu Soylu’yu Türk halkına bu kadar sevdiren.

En nihayetinde, sosyal medyayı sevince boğan haber Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından gelen açıklamayla geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Süleyman Soylu’nun istifasını kabul etmemişti. 

İçişleri Bakanı’nın bu kadar sevilmesinin nedeni, kendisinin sevilmek için çabalaması değil, görevini canla başla ifa etmesi idi. Bu sabah yaptığı ilk açıklamada söylediği gibi, “Allah hem milletimize hem de ondan umudu olanlara, onu mahcup etmesin. Aynı kararlılıkla devam etmesini sağlasın.”

Yolu açık olsun.

Google+ WhatsApp