Şule Yüksel Şenler bir öncü

Şule Yüksel Şenler bir öncü


Şule Yüksel Şenler bir öncü

 

 

Dönemlerin de birer ruhu var.

Gelişmeler bir bütündür. Hiç biri diğerinden soyutlanamaz. İslâmî düşüncenin sınırlandığı, insanın hareket alanının bırakılmadığı boğucu dönemler oldu. İnsan hayatın bir gerçeğiyse veya hayat insan ise o zaman o kendi özgürlük alanına doğru yol alır.

Bir Müslümanın özgürlük alanı inancı ve düşüncesiyle yaşama hakkına sahip. Öz yurdunda ve topraklarında bu daha önemli. Bir medeniyet bütünün bulunduğu bir coğrafyada yabancılaşmalar hem medeniyete hem de insanına ihanet.

Müslüman coğrafya ve Müslüman insan. Asıl gerçeğimiz bu.

Mehmet Âkif’ten Bediüzzaman’a, Necip Fazıl’dan Sezai Karakoç’a, ondan sonraki genç entelektüel oluşa, saf ve temiz tasavvufî bilince, siyasal anlamda Milli Görüş hareketinin oluşumuna kadar önemli bir süreç.

Kuşağımızdaki bizler bu dönemlerin bir kısmını yoğun yaşadık. 1960’tan sonra Menderes’in idamı, insanımız üzerine abanan yoğun karanlık baskı, ırkçı, ulusalcı, jakoben dayatma din dışı bir hayat öngörüyordu. Güç ve dayanaklardan yoksun bu oluşlar asıl gücünü korkulsa da çekinilse ve sindirilmiş olunsa da insanından alıyordu. İnsanımız adeta kabuğundan çıkıyordu artık.

1970’li yıllar tam bir çıkış dönemi. Çok yönlü. Edebiyatta, sanatta, düşüncede, siyasette hayatın hemen bütün alanlarında.

Hatice Babacan 1968 yılında başörtüsü ile Ankara İlahiyat Fakültesi’nde derslere girmeye başladı. Hatice Babacan ile bir erkek öğrenci okul senatosu kararıyla okuldan atıldı. Büyük olaylar oldu. Büyük bir baskı oluştu ona karşı direniş ve tepkiler oluştu. Bu, Anadolu’da ciddî karşılık buldu.

Bu dönemin hemen başlangıcında Şule Yüksel Şenler meydanlara çıktı. Anadolu’nun çıkışına bir destekti bu aynı zamanda. Genç bir bayanın alışılmışın dışında yeni bir görünümle meydana çıkması hem sürpriz hem de ilginçti. O yıllarda Elâzığ’da öğrenciydik. Köyden gelmiş şehir kültürüne ve yaşamına ayak uydurmaya çalışıyorduk. Çekingen, içe kapanık ve şaşkın.

O yıllarda şehrin insanı iki görünümlüydü. Orta yaş üzerine kadınlar sıkı örtülü, alt katmandaki gençler daha esnek. Başlarına siyah bir örtü alır, uçları ya iğneyle tutturulur ya da bir eliyle tutulur. Hatta kimi kesimler böyle olsalar da mini etekli dolaşırlardı. Otuz yaş altı grupta bu çok yaygındı. Kentin iki ana caddesi var. Cumhuriyet Caddesi kenti bir baştan bir başa ikiye bölerdi. İstasyon Caddesi daha kısa ama çok da gezinti için tercih edilmezdi.

1971 yılında Askeri müdahale ile Süleyman Demirel istifa ettirilmiş yerine Nihat Erim Başbakan yapıldı. Nihat Erim’in gelmesiyle İmam hatip okullarının ortaokul kısmı kapatıldı. 1971-1973 yılları arasında okuldan kopuşlar, uzaklaşmalar oldu. 1973 yılında CHP ile MSP koalisyonu kuruldu. Lise kısmına kız öğrenciler alınmıştı. Bu kızlar bugünkü anlamda bildiğimiz bir örtünme içinde değildiler. Örtülü olan kızların saç perçemleri önden çıkıyor, arkadan saç örgüleri görülüyordu.

Şule Yüksel Elâzığ’da, yanılmıyorsan Gölcük sinemasında bir konferans verdi. O gün gözlerimizin önünde hâlâ. İzleyiciler sadece kadınlardı. Salon dolmuş taşmış, ana caddeye taşmıştı. Yoğun bir izdiham vardı. Bu dalga bütün Türkiye’yi sardı. Seher Vakti dergisini çıkardı. Dergide örtünme modellerinin çizimleri yer alıyordu. Buna “sıkma baş” yakıştırılmasında bulunuldu. “Türban” yakıştırması 1980 darbesi sonrasıdır.

Dergi kapışılıyordu. Huzur Sokağı romanı ise genç kızların elinde elden ele dolaşıyordu. Bizler de bu kitapları alıyor yakınlarımıza hediye ediyorduk. Küçük ebatlı kitapları örneğin Yılan İle Tilki gibi eserler bir soluk oldu halk arasında. Bize Ne Oldu eseri de hızlı değişime bir yakınmadır.

Yücel Çakmaklı’nın Huzur Sokağı’nı sinemaya uyarlamasıyla bu etki alanı çok daha genişledi. Genel anlamda bir değişim yaşandı.

Şule Hanım takibe alındı, yargılandı ve mahkûm oldu. Gene yanılmıyorsam bir yılı aşkın bir dönem hapiste kaldı. CHP-MSP koalisyonu sırasında 141, 142, 163. Maddelerde mahkûm olanlar için af yasası çıkarıldı. MSP’de bu affa karşı çıkanlar sadece 163. Maddeye oy verdiler, diğerlerine oy vermediler. 163. Maddeden mahkûm olanlar hapisten çıktı. Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuruda onlar daha sonra çıktı. Şule Hanım ve birçok mağdur hapisten çıktı. MSP içinde Hoca’nın bu girişimine karşı çıkanlar, partiden ayrıldılar. İlk çatlak o zaman oldu.

Örtünme bilinci bu çıkıştan sonra gelişti. Bizim okuldaki kızlarda, sokaklarda gözle görülür değişimler oldu. Türkiye genelini saran bir dalgaya dönüştü.

Türkiye çok badirelerden geçerek bugünlere geldi.

Merhumeye rahmet olsun, mekânı cennet olsun. Çabası, ecri yol arkadaşı olsun.

 

MILLI GAZETE

Google+ WhatsApp