Sudan’da ihtilaflar derinleşiyor

Sudan’da ihtilaflar derinleşiyor


Sudan’da ihtilaflar derinleşiyor

 

 

Sudan’da yaşanan son olaylar, askerlerin gerçekleştirdiği darbeyi sivil isyanın bir devrimi olarak nitelendirmenin ne kadar yanlış olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Sivil isyanı yönetenler olayların başlangıcında, askerlerin kendi hesaplarına darbe gerçekleştirdiklerini ve yönetimi Ömer El-Beşir’den alıp kendilerine vereceklerini sanıyorlardı. Çünkü kendileri orduyu El-Beşir yönetimine karşı ve kendilerinin yanında yer almaya zorlamış ve bu amaçla ordu genel komutanlığının önünde gösteriler düzenlemişlerdi. 

Ama bugüne kadar gelinen süreçte beklenen gerçekleşmedi. Sivil isyanı yöneten Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri ile Askeri Geçiş Konseyi arasında tam uzlaşmanın kenarına gelindiğine dair açıklamalar yapılmasından sonra bazı ilginç gelişmeler gerçekleşti. Bunların en önemlileri Askeri Geçiş Konseyi başkanı Abdülfettah El-Burhan’ın Mısır’ı ziyaret ederek buradaki cunta yönetiminin lideri Abdülfettah Sisi ile görüşme yapması; Askeri Geçiş Konseyi Başkan Yardımcısı Muhammed Hamdan Daklu’nun da Suudi Arabistan’ı ziyaret ederek başta veliaht prens testereci Muhammed bin Selman olmak üzere ülkenin bazı önemli ileri gelenleriyle bir araya gelmesi ve görüşmeler yapması oldu. Onların bu ziyaretlerinden önce de Suudi Arabistan ve BAE ortak heyetinin Sudan’a ziyarette bulunduğu ve Askeri Geçiş Konseyi üyeleriyle görüşmelerde bulunduğu haberlerde dile getirilmişti. 

Bu ziyaretlerden sonra Sudan’daki Askeri Konsey üyelerinin ve özellikle de Konsey’in Başkan Yardımcısı Muhammed Hamdan Daklu’nun sivil isyanı yöneten Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’ne yönelik tavrı sertleşmeye başladı. Sergilenen tavır bu konseyin artık söz konusu hareketle anlaşmaya ve sivil yönetime geçilmesi için yolları açmaya niyeti olmadığını ortaya koymaya başladı. Bu konudaki tavırları söz konusu ülkelerin desteklerine fazla güvendiklerini ve telkinlerinden etkilendiklerini gösteriyordu. 

Yapılan yorumlara göre darbecilere açıktan destek veren ve onlarla irtibata geçen Suudi Arabistan, Mısır ve BAE, Sudan’da sivil yönetime geçilmesine pek taraftar değildi. Sisi cuntasına benzer bir cunta yönetiminin hakim olmasını ve kendilerinin de bu yönetim vasıtasıyla Sudan’ın siyasi ve diplomatik çizgisini belirlemelerine imkan tanınmasını istiyorlardı. Bazı tespitlere göre bunun için en uygun isim olarak da daha önce Darfur’da Cancevid gerillaları ile işbirliği yaparak bölgenin Çad kökenli zenci ahalisine karşı son derece insafsız tavırlar sergilemesiyle tanınan Daklu görülüyordu. Onun insafsız tavrı Sudan’ın Sisi’si olmak için elverişli olduğunu gösteriyordu. 

Askerlerin tavırlarını sertleştirmesi üzerine Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri de yeniden tutumunu sertleştirdi ve genel greve gitti. Genel grev ülkede birçok alanda hizmetlerin aksamasına neden oldu. Şimdi bu hareket sivil isyanı yeniden etkinleştirmek ve ülke genelinde yaygınlaştırmak için çalışıyor. 

Cunta ile pazarlıkların sürdüğü günlerde meydanlara çıkanlar  “Ya Nasr Ya Mısr” diye slogan atıyorlardı. Yani “ya tam zafer elde ederiz ya da Mısır’daki gibi Sisi cuntasına benzer bir cunta yönetimine kendimizi teslim etmek zorunda kalırız” demek istiyorlardı. Böyle bir slogan atmaları kalabalıkların, darbecileri tamamen aradan çekilmeye mecbur etmemeleri durumunda Mısır’dakine benzer bir cunta yönetiminin iktidarı ele almasından, halkın kazanımlarının çalınacağından endişe ettiğini gösteriyordu. Gelinen durum bu endişenin arttığını ve sivil isyanın yeniden kızışmasının muhtemel olduğunu gösteriyor. 

Suudi Arabistan, BAE ve Mısır’a fazla güvenen darbeciler ise bunun içeride kendilerine bir şey kazandırmayacağını belki biraz geç fark edecekler gibi görünüyor. 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp