Sözümüz kalıcı olunca

Sözümüz kalıcı olunca


Seslenişlerim önce kendime. Söylediklerim kendime uyuyorsa ve tatmin olmuşsam sözümün bir değeri ve anlamı var. Önce kendimi kendime inandırmalıyım. Güven insanın kendisinden başlar, sonra yakınlarımda. Sözlerim yerini bulmuyorsa zaten boşa söylenmiş, yitip gitmiş oluyor.

Bellek insanın iç dünyasının birikimi. Fakat bu nasıl bir şeydir bilinmez. Arının çiçeklerden bal toplamasına benzer. Onun işi çiçekleri dolaşmak ve bal yapmak. İnsan konuşur, yürür, eylemde bulunur bütün bunlar öyle ya da böyle birikir. Derin bir havza. Hayatımıza girenler önü sonu belli olmayan bu sonsuzluğa dâhil olur. Biz eğer iyi ve güzel olandan besleniyorsak yeni şeyler durmadan akın eder. Sıradan bir hayatı tercih etmişsek dünyamız kadar olanları orada yer eder veya yer alır.

Varlığımız güzellikler içindir, bize sunulan bu. Farkında olmadan böyle bir yükümlülüğün altındayız. Hayat doğası gereği doğaçlama yürüyor. Güzellikler biriktirmek. Sözü, yazıya dönüştürmek ya da dönüştürmeden olanları bilincimizin olduğu yere göndermek. Bir eylem içindeysek eğer zaten olan bitenler, var olanlar orada yerlerini alırlar.

Her insan bir dünya ya da bir âlem. Bir insanda çok şeyler olup biter. Gözlerini bilince açanlar sözlerinin tartısını bilirler. Ümmi olan bilge insanlar var. Hayat deneyimleri onları olgunlaştırır. Onların bir davranışı bir sözü çok şeyi anlatmaya ve gösteremeye yeter.

Savrulanlardan olmayalım. Kendi işimize bakalım. Bizim yolculuğumuz önce kendimize. Bize eşlik edenler olursa güç kazanırız ve seviniriz. Birbirimize yaslanarak çoğalalım. Omuz omuza verelim. Yürüyüşteki saflarımız sıklaştıralım. Aramıza yenilerini alalım.

Biz, biz olalım. Biz kendimiz olalım. Başkalarının sularına, rüzgârlarına, yollarına kapılmayalım.

Dilimiz güzelliklere alışık olsun. Kaba söz bize yakışmaz. İnsanı azarlamak bizim işimiz değil. Güzellikler saçalım. Gönül toprağımız verimli. Gül peygamberimizin simgesi. Birbirimize gül sunalım. Her sözümüz gül güzelliğinde, yumuşaklığında, naifliğinde olsun. Gönül kapılarını aralı tutalım.

Dar günün insanıyız biz. Zor zamanlarda belli oluyor bu. Her zamanı kendimize zor bilelim, zorlukları kolaylaştıralım.

Kendi kendime konuşuyorum ve bunları anlatıyorum bu öğütler önce kendime. Sonra bana güvenen, inanan ve sevenlere. Birbirimize dayanak olalım. Bir kişi bile safımıza katılırsa güçleniriz.

Yolculuğumuz süreklidir. Yolumuz uzun, ömrümüz kısa. Yıllar çok çabuk akıp gidiyor. Yürüyüşümüzde dönüp ardımıza baktığımızda izlerimiz, eserlerimiz var mı? Var ise ne âlâ, değilse vay hâlimize. Yürüyüşümüzün bize bile bir yararı olmuyor demek ki.

Sözün uçup gideceği sanılmasın. Uzamda yerini alıyor. Hiçbir şey boşa gitmez. Yeter ki hayırda, iyilikte, güzellikte yarışmış olalım.

Sadaka-i cariye diye bir geleneğimiz ve niyazımız var. Kendimiz için değil dışımızdakiler için de bu sadaka. Güzel sadaka. Her canlının insana ihtiyacı var. Bitkiler, hayvanlar ve tabiî ki insan. Güzellik tohumlarımızı saçalım nasılsa karşılık bulur.

İslâm milletinin güzel geleneğidir bu. Bunu yaşatalım bir Müslüman olarak.

Zoru seçersek zorlukları kolaylaştırırız. Kolay olanı herkes yapar. Zorluklara gönüllü olalım.

Sözlerimiz, yazılarımız eylemlerimiz kıymetlidir. Boş olanı bırakalım. Güzellikleri zayi etmeyelim. Her eylem yerini bulsun. Yolumuzu yürürken ardımız sıra gelenler güzelliklerden beslensin. Kimsenin ayağı bir sete, bir taşa değmesin, sendelemesin, düşmesin. Gözü kapalı ardımız sıra yol yürüsün. Güzelliklerimizden nasiplensinler.

Öfkeyi, nefreti, şiddeti kendimizden uzak tutalım. İşimiz iyilik ve güzelliklerle olsun.

Mırıldanan içli bir şarkının, dilden dile düşen güzel bir şiirin güzelliğinde, içliliğinde olalım.

Google+ WhatsApp