Sözcü savunma yaparken, mahkumiyet belgelerini yayınladı!

Sözcü savunma yaparken, mahkumiyet belgelerini yayınladı!


Sözcü savunma yaparken, mahkumiyet belgelerini yayınladı!

 

 

Sözcü gazetesinin dünkü 1. sayfasını hazırlayan arkadaşa teşekkür ile başlayayım..

Kafamdaki gazetecilik, görsel ile mutlaka desteklenmiş haberciliktir.

Ne deniliyor ise, belgesini koyacak, yorumunu okura bıracaksınız..

Olsun olsun..

Okurun kafasında bir kıvılcım çakabilirsiniz..

Kıvılcım yeterli..

Sonrasını, o yorumlasın..

Yanlış da anlaşılmasın..

Sözcü’nün 1. sayfasını, kendilerini çok güzel savunmuşlar diye tebrik etmiyorum..

Tam aksine, suçlarını; somut delilleri ile birinci sayfadan afişe etmişler..

Tebriğim de, buna yönelik..

Beni, Sözcü editörünü tebriğe götüren sebep ne?

İstanbul Savcılığı’nın, Sözcü yöneticileri ve yazarları hakkında hazırladığı iddianame sonrasında, kendilerini savunma bağlamında hazırladıkları sayfada, tam da iddianameyi doğrulayan belgeleri yayınlamaları.. 

“FETÖ’cü hainlerin ipliğini pazara çıkarmak mı suç” başlığı atıp, altına sıraladıkları Sözcü’nün manşetleri..

Ne var bu başlık altında, aktardıkları belgelerin içinde?

Ergenekon soruşturmaları başladığında, kamuoyunda yüksek yüksek itibarlı kişi diye bilinen isimler ifadeye çağrıldığında, “Fetullah düğmeye bastı”şeklinde attıkları manşet..

Bir diğeri..

Ergenekon yapılanması ile ilgili somut belgeler medyada yer almaya başladığında, Sözcü’nün attığı “Belgeleri Fetullahçı basına sızdırıyorlar”şeklindeki manşet..

Ergenekon tutuklamaları yavaş yavaş görevdeki generallere geldiğinde, Sözcü’nün attığı “Ergenekon soruşturmasının ardında Fetullah var” şeklindeki manşet..

Ergenekon gözaltıları yapıldığında, iddianameler açıklandığında, bu manşetleri atan Sözcü gazetesi..

Suçlananlar, Ergenekon sanıkları olunca, ölümüne savunmaya geçen Sözcü gazetesi..

Ergenekon derin devlet yapılanmasında, Balyoz darbe girişiminde, “belgelerin ne olduğunu” değil, “belgeleri kimin kime sızdırdığı”nı yazan Sözcü gazetesi..

Derin suikastlerle ilgili soruşturmalarda, polisin bulduğu “bombaları yazacağına, bombaların bulunması için başlayan soruşturmada düğmeye kimin bastığını”manşetten açıklayan Sözcü gazetesi..

17 Aralık 2013’ten sonra..

Gazetecilik anlayışında..

Ben diyeyim “Keskin bir U dönüşü yapıyor..”

Siz deyin, “FETÖ, Ergenekon’la mücadele ettiğinde Ergenekoncu.. FETÖ, siyasi iktidarı devirmek istediğinde, FETÖ’cü olmuş!”

Nasıl mı?

Buyrun görelim.. 

Sözcü dünkü birinci sayfasında, “17-25 Aralık haberleri suç sayıldı” başlığı altında sıralamış..

Ne imiş, 17 Aralık’tan sonra, Sözcü gazetesinin manşet haberleri?

Onlar kupürlerini de yayınlamışlar, çok da iyi etmişler, nasıl bir riyakarlık içinde olduklarını belgelemişler..

Kupürü de verilen manşetlerin birisi şu:

“Rüşvet dolu ayakkabı kutusu!..”

Dikkat buyrun, “kimin düğmeye bastığı” ile ilgilenmiyor, Sözcü.. 

Kimin düğmeye bastığı, derin devlet örgütü Ergenekon suçlanırken lazım. Sözcü ekibi, Ergenekon’u savundukları için, o soruşturmada “kimin düğmeye bastığı”ile ilgileniyorlar..

Ama..

Tayyip Erdoğan’ın hiç ilgisi olmadığı bazı iddiaları kullanarak, siyasi iktidarı devirme girişimi söz konusu olunca... Düğmeye kimin bastığı Sözcü’yü hiç ilgilendirmiyor..

Bodoslamadan, “iddialar doğru imiş” gibi..

Direkt, “iddialar gerçek imiş” gibi..

“Rüşvet dolu ayakkabı kutuları” diyor..

Başka ne diyor?

Kupürünü kendileri yayınlamış: 

“Bakanların oğulları, Zarrab ve kutucu müdür hapse atıldı” diyorlar..

Oysa Ergenekon davasındaki tutuklamalarda ne diyorlardı: “Soruşturmanın arkasında Fetullah var..”

Sözcü kafasına göre.. 

Bir soruşturmada somut delillere karşı bir şey diyemiyorsanız.. “Arkasında Fetullah var” der, kurtulursunuz..

Soruşturmanın arkasında, Fetullah var ise, bombaların, patlayıcıların hiçbir anlamı yok.. 

Ergenekon söz konusu ise..

Sözcü, bombaları değil, soruşturmanın arkasında kimin olduğunu yazar..

Amaaa.. 

Tayyip Erdoğan ile yan yana gösterebilecekleri biri cezaevine girdi ise, bu soruşturmanın arkasında çok daha net şekilde ve tartışmasız olarak, herkesin ittifakla kabul ettiği üzere Fetullah’ın olduğu gözler önünde olsa bile..

Manşet, “Arkasında Fetullah var” olmaz.. 

Ya ne olur? 

Ergenekon’da atamadıkları “Darbeci general hapiste” başlığı, aktüelleştirilerek, “Bakanların oğulları hapiste” olur..

18 bin faili meçhul cinayetin sorumluları sorgulanırken, “Amerika’dan ahkam keseceğine Türkiye’ye dön” manşeti atarak, Gülen’i Türkiye’ye davet eden Sözcü..

17 Aralık’tan sonra, aynı daveti Gülen’e yapmaz, FETÖ’nün iftiralarını manşete taşır, “100 milyar dolarlık yolsuzluk” der..

Hani olaylarda bir takdim-tehir olsa idi..

Yani önce Tayyip Erdoğan’ın suçlandığı manşetler atılmış..

Arkasında FETÖ’nün olduğu görmezden gelinerek, Tayyip Erdoğan aleyhinehaberler yapılıp..

Sonrasında, Ergenekon ile ilgili soruşturmalar açılmış ve Sözcü’nün FETÖ leyhtarı manşetleri de, Tayyip Erdoğan’ı devirmek istedikleri FETÖ yönlendirmeli manşetlerden sonra atılmış olsa idi..

“Adamlar Fetullah Gülen’in ne numaralar çevirdiğini bilmedikleri için, FETÖ lehine, Tayyip Erdoğan aleyhine manşetler atmışlar.. Ama, Sonra FETÖ’nün ne haltlar çevirdiğini öğrenince, Ergenekon soruşturmasında delillere mesafeli yaklaşmışlar” diyeceğim..

Ama olayların sıralaması tam aksi..

Yani Sözcü, 2008’de FETÖ’nün ne hain bir örgüt olduğunu bildiğini iddia ediyor..

Ergenekon’u savunurken, FETÖ’nün dış bağlantılı bir örgüt olduğunu manşetten haykırıyor..

Ama 2013’e geldiğinde..

O hain FETÖ’nün servis ettiği çarpıtılmış belgelerle, Tayyip Erdoğan’ı devirmeye kalkışıyor..

Buyursunlar, kendi yayınladıkları kupürler eşliğinde savumasını yapsınlar..

Bakalım, kimi inandırabilecekler?

 

yeni akit

Google+ WhatsApp