Soykırımı unutmayın

Soykırımı unutmayın


Zaman, çağın kirlerini alıp götürür. Zulmün tortusu ise tarihin çöplüğündeki yerini alır ve acının değdiği yürekleri harekete geçirir. Az vakit değil, SrebrenitsaKatliamı’nın ardından 25 yıl geçti fakat yasımız hiç bitmedi. 25 yılda bir çocuk doğup büyüyor ve erişkinler dünyasına katılıp yuva kuruyor. 25 yıl insan ömrünün bir dönemini kapsıyor… Ve Srebrenitsa’da yaşanan tarifsiz acının ardından 25 yıl geçti.

Katliamın yüreklerimizde açtığı yara kanadıkça Aliya’nın, “Ne yaparsanız yapın fakat soykırımı unutmayın, unutulan soykırım tekrarlanır” ifadesini düşünür ve güçlü bir enerji ile yeniden doğrulup, elimizi havaya kaldırırız. Bizi öldürmeyen darbeler daha da güçlendirir derler ya, hakikaten katliamın ardından 25 yıl geçse de ne yüreklerimiz soğudu ne de yaslarımız bitti. Ve her seferinde zulme karşı yeniden bilendik… Anladık ki, faşistin vicdanı olmaz, faşistin şefkati olmaz, faşistin adaleti olmaz, faşistin inancı olmaz.

Srebrenitsa’da topluca gömülen cesetlerin üzerindeki mavi kelebekleri hatırlar mısınız? O kelebekler insanın içinde taşıdığı şiddet ve nefrete bir ihtar, bir işarettir adeta. Mavi kelebekler masumların ah seslerini işiten, umutlarına kanat olan ve onları teskin eden tanıklardır. Ve topluca gömülen o masumlar için dualarını yapıp tarihe bir not düşmekteler; “Zalimler için Yaşasın Cehennem.”

Hatırlayacağınız üzere Yugoslavya’nın çöküşü ile birlikte Balkanlar’da yoğun bir çatışma ortaya çıkmış, Sırplar, Bosna’da binlerce sivil Müslüman’ı katledip, buradan ilerleyerek Srebrenitsa’yı ele geçirmişlerdi. Fakat Boşnak halk bütün imkanlarını kuşanarak direnç gösterdiler ve topraklarını geri aldılar. Bu olayın ardından yenilgiyi hazmedemeyen faşistler intikam yemini etmeye başladılar, Srebrenitsa ve Zepa’yı hedef aldılar. Etnik çatışmaların odağı haline gelen bölge halkı yalnızlığa ve çaresizliğe terk edildi. Düşman birliklerinin hedefinde yer alan Srebrenitsa, sözde BM tarafından güvenli bölge ilan edilmişti. Fakat arka tarafta ırkçı zihniyetin yolunu açacak kirli senaryolar yazılmaktaydı ve halk tuzağa düşürülerek bu senaryo aktive edilecekti. Öyle de oldu, Srebrenitsa kuşatıldı… BM Barış Gücü, bölgeye asker sevkiyatı yapmıştı fakat ne ilginçtir ki, buna rağmen çeteler hiçbir engelle karşılaşmadılar ve Sırp kuşatması hızla ilerlemeye başladı. BM deyince masum halklar için akan sular duruyor ve bu zihniyetin kendilerini koruyacağına inanıyorlar. Fakat bilinmelidir ki, BM hiçbir zaman masumların haklarını korumamış ve onların yanında yer almamıştır. Boşnak halk da bu yanılgıya düşmüş ve BM Barış Gücü’nün kendilerini koruyacağına inanmışlardı. Ancak 11 Temmuz 1995 tarihinde BM’ye bağlı Hollandalı askerler yön değiştirip şehri boşalttılar ve halkı tek başına bıraktılar. İhanete uğrayan Boşnaklar, Sırpların saldırısına maruz kaldı, beş gün süren saldırıda 8372 kişi katledildi, üç bin kişinin cesedine ulaşılamadı.

Lahey Adalet Divanı bu vahşeti bir soykırım olarak kabul etti ve olayın faili RatkoMladiç müebbet hapse mahkum edildi. Fakat masum halkların artık bu zümrelerden gelecek hiçbir karara, yapılan hiçbir anlaşma ya da sözleşmeye itimatları yoktu. Birkaç caninin cezalandırılması ise gidenleri hiçbir şekilde geri getirmeyecekti.

Serebrenitsa’da Boşnaklara yaşadıkları bölgenin güvenli bölge olduğu söylenmiş ve bu ifadelere itibar eden halk tuzağa düşürülüp katledilmişti. Birleşmiş Milletler’e bağlı Hollandalı askerler gelen talimatlar üzerine yön değiştirmiş ve Bosnalı Müslümanların silahlarını ellerinden almış ve onları katil Sırplara teslim etmişlerdi. Zulmün değdiği yürekler artık BM Barış Gücü ve güvenli bölge gibi ifadelere itibar etmiyor, bu kuruluşların masumların değil zorbaların yanında yer aldıklarına inanıyorlar. Zira Srebrenitsa’da yaşanan soykırım kulaklarımıza hoş gelen BM Barış Gücü ve güvenli bölge kararlarının geçtiği bir ortamda vuku bulmuştur.

 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da yaşanan en büyük toplu katliam olarak tarihe geçen Srebrenitsa Katliamı ile bölgede yaşayan Müslümanlara gözdağı verilmek istenmiştir. Ancak ilahi adaletin bir sonucu olarak tarih onları kötüler listesine almış ve yenilgilerini yüzlerine vurmuştur. Aliye’nin dediği gibi soykırım hiçbir şekilde unutulmamış, mavi kelebeklerin uçuştuğu o topraklarda hayat, özlem ve koparılmış umutlar yeşerdikçe yeşermiştir.

Google+ WhatsApp