“Soykırım” mı dediniz?

“Soykırım” mı dediniz?


“Soykırım” mı dediniz?

 

 

Bir “Gerçek Batılılar” var, bir de Batı’ya sonradan eklemlenmiş, kuyruklar!

Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu’dan sözde “Ermeni soykırımı”nın hesabını sormaya kalkışan Sonia Krimi“kuyruk”lardan biri: Kendisi Tunus kökenli Fransız milletvekili olur…

Fransızlar herhangi bir Tunus’luyu getirip partilerine almayacak ve hele milletvekili yapmayacak kadar geleneklerine bağlıdırlar.

Geriye tek ihtimal kalıyor: Vaktiyle yerle bir ettikleri topraklardan birini kendilerine eklemleyip, kendi söyleyemedikleri yalanları ona söyletmek… 

Sonia Krimi’nin böyle bir görevi var ve geçenlerde Antalya’da gerçekleşen NATO Parlamenter Assamblesi toplantısında, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na sözde “Ermeni soykırımı”nın hesabını sormaya kalkışması, bu görevin yerine getirilmesiyle ilgilidir.

Bunu yaparken de, eminim, Çavuşoğlu’nun, eski bakanlarımızda görmeye alıştıkları süklüm-püklüm bir “itaat” beklemiş, “Fransa önce kendi karanlık tarihine baksın, Ruanda’da, Cezayir’de olanları unutmadık” demesi üzerine de şaşırıp toplantıyı terk etmek zorunda kalmıştır.

Türkiye eski Türkiye değil çok şükür. Her daim tepeden bakan Avrupalılara tepeden giydirecek bir kalite ve kapasiteye ulaşmıştır. Bunu onlar da öğrenecek!

Cezayir ve Ruanda: Evet ama bundan ibaret değil. Tüm Avrupa ve Amerika tarih boyunca ellerine geçen her fırsatta, başka milletlere “soykırım” uygulamışlardır.

Karanlık tarihlerine üstünkörü bakmak bile insanın tüylerini diken diken etmeye yeter. Meselâ, 1492 yılında Kristof Kolomb ayak basmadan önce Dominik Cumhuriyeti’nin ikinci büyük adası olan Hispaniola’da8 milyon Arawaks yerlisi mutlu-mesut yaşıyorduÖyle bir katliam uygulandı ki, 22 yıl içerisinde nüfusları 28 bine düştü.  

Norveç: 1920-30’larda çıkardıklarıakla ziyan bir kanunla, “Nordik ırkını koruma”amaçlı olarak, azınlıktaki Tater (göçerler) ırkının kızlarını zorla kısırlaştırdılar. Hatta Taterler üzerinde insülin ve elektroşok yöntemleri uygulandı. 

İngiltere: Büyük Britanya Krallığı 1788-1938 tarihleri arasında sömürme amacıyla gittiği Avustralya’da, yerli halk Aborjinleri sistematik olarak yok etti. Bazı Aborjinlere mikrop aşıladı, bazılarının yemeğine zehir attı.750.000 siyah derili Aborjinden geriye sadece 31 bin kişi kaldı.

Amerika ve İngiltere: Almanların II. Dünya Savaşı’nı kaybetmelerinin ardından, Dresden kentine sığınan Alman göçmenlerin üzerine üç gün üç gece havadan bomba yağdırdılar. 

Savunmasız insanların sığındığı Dresden’de intikam amacıyla uygulanan bombardıman sırasında 3 bin 900 ton tahrip gücü yüksek bomba ve 200 bin napalm bombası atıldı. Çoğunluğu çocuk ve kadınların oluşturduğu 200 bin kişi öldürüldü. 

Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine Amerika’nın attığı iki atom bombası sonucu 135 bin kişinin öldüğü hatırlanırsa, “Dresden Katliamı”nın büyüklüğü anlaşılabilir. 

Almanya: 1891 yılında hammadde ve işgücü ihtiyaçlarını karşılamak için Güney Batı Afrika’ya (bugünkü Namibya) çıktılar. 

Bölgedeki çok zengin altın ve zümrüt madenlerini ele geçirmenin yolunun yerel Herero ve Nama halklarını yok etmek olduğuna karar vererek sistematik katliama yöneldiler.Kadın, çocuk, yaşlı ayırımı yapmadan önlerine çıkan herkesi öldürdüler. 132 bin yerliden 15 bini sağ kalabildi. 

1933-45 yılları arasında “Büyük Alman İmparatorluğu”nu kurmak hayaliyle çeşitli milletlerden 21 milyon kişi daha öldürdüler. Kimini kurşuna dizdiler, kimini toplama kamplarında fırınlarda yaktılar, kimini gaz odalarında zehirleyerek yok ettiler. 

Hitler yönetimi önce kendilerinden olmadığına inandığı bütün ırkları tespit edip numaraladı. Ardından envai çeşit yöntemlerle katletti. Çingenelerin yüzde 94›ü kısırlaştırıldı. Almanya’da yahut Alman askerlerinin işgal ettiği ülkelerde yaşayan milyonlarca Yahudi sistematik biçimde kâh vurularak, kâh asılarak, kâh yakılarak ve zehirlenerek öldürüldü. 

Listeyi uzatmaya gerek yok. Dışişleri Bakanımıza hesap sormaya kalkan Fransız milletvekilinin memleketi Fransa’nın daha dün denebilecek kadar yakın bir tarihte (1994) Ruanda yerlilerine uyguladığı soykırımın kanı bile kurumadı: Tutsi ve Hutukabilesinden yüz gün içinde 800.000 kişi öldürdüler. Daha doğrusu bir birlerine öldürttüler. Batı’nın oyunu da katliamı da bitmez!

 

yeni akit

Google+ WhatsApp