Şovunuz Erdoğan’a mı, Fetih Suresi’ne mi?

Şovunuz Erdoğan’a mı, Fetih Suresi’ne mi?


2018 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Tayyip Erdoğan’ın karşısına çıktığında, “Ben küçük iken, bir haftada Ayetel Kürsi’yi ezberlemiştim” diye kendisini takdim eden Muharrem İnce, umduğu neticeyi alamamıştı..

“Umduğu netice” derken, kıl payı falan seçimi kaybettiğini sanmayın..

Tayyip Erdoğan’ın aldığı oy oranı % 52,6..

Muharrem İnce’nin aldığı oy oranı ise % 30,6..

Arada % 22’lik bir fark var..

Seçmen sayısı olarak farkı söyleyelim..

16 yıldır iktidarda olmanın dezavantajını taşıyan Erdoğan’ı tercih eden seçmen sayısı 26 milyon 325 bin..

İktidara gelemedikleri için, muhalefet olmanın tüm avantajını kullanan Muharrem İnce’nin aldığı oy ise 15 milyon 338 bin..

Seçmen sayısı olarak da, arada 10 milyon 987 bin fark var..

Yuvarlak hesap 11 milyon fark..

Şimdi bu Muharrem..

Kendisini nerede ise ikiye katlayan Tayyip Erdoğan’a afra tafra yaparak, prim toplamaya çalışıyor..

% 1 farkla seçimi kaybetmiş olur..

300, 500 bin farkla seçimi kaybetmiş olur..

“Dişe diş mücadele etti, belki de bir dahaki seçimde o seçilir” dersiniz..

Sergilediği tavra birazcık hak verirsiniz..

Ama nerde?

Aldığı oy, Erdoğan’ın aldığı oyun yanından bile geçmiyor..

Buna rağmen.. 

Tayyip Erdoğan’ın konuşma yapacağını bildiği halde..

29 Mayıs İstanbul’un fethi yıldönümü olduğunu bildiği halde..

4-5 aydır hiçbir kanalda canlı yayına çıkmadığı ve acil bir durum da olmadığı halde..

Erdoğan’ın 29 Mayıs yıldönümündeki konuşmasının olduğu saatte, bir televizyon kanalında laklak etmeye çıkıyor..

Konuştuğu konular, kıldan tüyden konular..

O günle ilgili, aktüel bir mevzuları yok..

Bir gün öncesinde de o kanala çıksa..

Bir gün sonra da çıksa..

Ne kanal açısından.. Ne Muharrem İnce açısından, ne de konuştukları konular açısından..

Hiçbir sorun olmayacak bir program yapıyorlar..

Hatta öncesinde, kanalın yaptığı açıklamaya göre, “Tayyip Erdoğan’ın konuşmasına bağlanacağız” hatırlatması yapıldığı ve Muharrem İnce’nin de, bunu bile bile canlı yayına çıktığı halde..

“Yok, benim canlı yayındaki konuşmam sırasında başka yerlere bağlanacaksanız, ben gideyim” demiyor..

“Yarın geliriz, öbürsü gün geliriz, canlı yayını bölmeyeceğiniz bir gün geleyim” demiyor..

Yayına çıkıyor..

Sonra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın konuşmasına bağlanılınca..

Kendisine % 22 fark atan Tayyip Erdoğan ile, aynı konumda olduğunu sanıyor ki..

“Ben konuşuyorum burada, 35 televizyon onu veriyor zaten” diyerek, afra tafra yapıyor..

Sanırsınız ki..

“Seçimlerde başa baş netice çıkmış.. Yarışı eşit götürmüş iki kişiden birisini niye tercih ediyorsunuz” itirazında bulunuyor sanki..

Karşısındaki “Cumhurbaşkanı” değil de..

Kendisi gibi “cumhurbaşkanı adayı” sanki..

“Ben bir daha sizin kanalınıza gelmeyeceğim. Türkiye bu faşist düzenden kurtulacak. 35 televizyonda Erdoğan konuşuyor. Onun karşısında 2 sene önce rakip olmuş birisiyim ben. Ben gururumla kimseyi oynatmam. Kendi kendinize devam edin arkadaşlar. Bu saygısızlıktır. Türkiye bunu hak etmiyor” deyip, kalkıp gidiyor..

Yani şunu demek istiyor:

“Ben seçimi kazanamasam da.. Ben seçimde Erdoğan’dan % 22 daha az oy alsam da.. Siz beni vereceksiniz. Erdoğan’ı vermeyeceksiniz!”

Yani şunu demek isityor..

“Biz seçimi kazanamasak da.. Bu ülkenin cumhurbaşkanı biziz.. Seçimi önde götüren, devleti temsil eden kim olursa olsun.. Siz CHP’lileri tercih edeceksiniz..”

Şu cümlelerle stüdyoyu terkediyor, şovu bitiriyor: “16 milyon insan oy vermiş bana. O insanlara saygısızlık yapıyorsunuz. İyi yayınlar diliyorum.”

Affedersiniz Muharrem Bey..

Sizi kesip, konuşması verilen Erdoğan’a kaç kişi oy vermiş?

Bir de onu söyleseniz ya..

Sizi konuşturup, Erdoğan’ın vermemek, 26 milyon seçmene saygısızlık olmaz mı?

Aslında sorun ne biliyor musunuz?

Sorun, Tayyip Erdoğan’a karşı ciddi bir muhalefet geliştirememek..

Eleştirebilecekleri bir yan bulamamaları..

29 Mayıs için de, başka günler için de..

Muharrem İnce ciddi bir rakip olsaydı..

Tayyip Erdoğan da, sabahtan akşama kadar eleştirilecek icraatları ile karşımıza çıkan bir cumhurbaşkanı olsaydı..

Muharrem İnce için, Erdoğan’ın konuşmasının canlı verilmesi, bulunmaz bir fırsat olurdu..

Zaten 21.00’de programınız başlamış..

Stüdyoyu terketme saatiniz, 22.00!

O ana kadar, siz hiç konuşmamış olsanız bile..

O saatten sonra, siz konuşacaksınız, Türkiye sizi dinleyecek.

Hem de nasıl?

Erdoğan size cevap veremeyecek..

Stüdyoda olan sizsiniz..

Siz, Erdoğan’ı izlediniz.. 

29 Mayıs sebebi ile yaptığı konuşmayı, kritik edeceksiniz..

Varsa yanlışları tek tek sayacaksınız..

Gerçekten muhalefet yapabiliyorsanız.. Gerçekten Erdoğan’ın yaptığı konuşmada yanlışlar var ise..

Tek yanlı atışla.. Erdoğan’ı vuracaksınız..

Böyle bir fırsat geçmiş elinize..

Niye bu fırsatı değerlendirmiyorsunuz da..

Stüdyoyu terkediyorsunuz?

29 Mayıs kutlamalarını eleştirin..

Eleştirecekseniz.. Ayasofya’da Fetih Suresi’nin okunmasını eleştirin..

“Mustafa Kemal Ayasofya’yı müze yaptı.. Bunlar geldi, Ayasofya’da Fetih Suresi okutuyorlar” deyin..

“Hoca Fetih Suresi’ni okuyor, Cumhurbaşkanı da surenin anlamını okuyor” deyin..

  Buna yönelik ne eleştiriniz varsa söyleyin..

Yoksa.. 

Yoksa, sizin derdiniz zaten, Ayasofya’da Fetih Suresinin okunması mı?

Bunu yüksek sesle dillendiremediğiniz için mi, konuşma sırası size geçtiği halde..

Stüdyoyu terketttiniz?

Öyle ya.. Siz konuşur iken..

Tayyip Erdoğan’a bağlanılması sebebi ile gururunuz incindi ise..

Erdoğan’ın konuşmasını, o stüdyoda niye izlediniz?

Erdoğan’a bağlanıldığı an, çıkıp gitseydiniz..

Tavrınızı anında, net olarak gösterseydiniz.. 

Yarım saat sonra da, bir basın açıklaması ile, tavrınızın sebebini kamuoyuna açıklardınız.. 

10 dakika Erdoğan’ı stüdyoda izleyip.. 

Sonra da..

Stüdyoyu terketmek de ne oluyor?

Aynı durum, cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde de yaşanmıştı.. Belki o tarihte stüdyoyu terketseydiniz, daha haklı olurdunuz.. Çünkü o tarihte yarışan iki adaydınız..

Şimdi siz, kendinizi Cumhurbaşkanı ile aynı mı görüyorsunuz? 

Yoksa dillendiremediğiniz esas derdiniz, Ayasofya’da Fetih Suresi’nin okunması mı?

Google+ WhatsApp