Sorun da çözüm de Müslümanlarda

Sorun da çözüm de Müslümanlarda


İnsanlığı zorlayan sorunlar var. Küresel güçlerin kuşatması insanlara soluk aldırmıyor. Egemenliğini sürdürme çabaları onların doğal anlayışı. Ancak Müslümanların veya mazlum toplulukların da yaşama, haklarını korumaları da hakkı.

Genelde insanlığın çok parçalı oluşu. Bunun elbette ki çok nedenleri var. Parçalanmışlıklarını giderme yolları tıkalı. Irklar, mezhepler, kültürler, dinler arası bir bütünlük yok. Batı’nın metafizikten kaçışı, daha çok materyalist anlayışın egemenliğini hemen bütün insanlığın önündeki başlıca engel.

Müslümanlar ise inanç ve düşüncede özlerini kısmen koruyor olsalar da insanlık için tek kurtuluş ve çıkış yoludur. İçlerindeki dalgalanmaları genel anlamda geçici buluyoruz. Fakat dalgalanmaların ya da ayrışmaların giderilmesi çok zor değil. Ancak toplumları yönetenlerin sorunlu olması, entelektüellerin özgür olmayışları, bağımlılıkları sorunların başlıcası.

Hayat hızlı akıyor. Dünya yüzünde nesnelerin hızlı değişimi insanları etkiliyor. Gençlik bu yeni durum ile yüz yüze. Birçok şeyin farkında oluşları sorunların üstesinden gelmelerine yetmiyor. Onlara düşen bu yeni ve hızlı hayatı anlamlandırmaları. Hem kendileri için hem insanlık için tek çıkış yolu.

Eski kuşaklar kısmen de olsa tutucudurlar. Alışkanlarından doğru ya da yanlış vazgeçmiyorlar. Yeni zamana ayak uyduramayışları, gençlerin önünde koşacak yetkinlikte olmayışları onlar için sorun. Denge sorunu var. Uyum sağlama birbirine anlama sorunu gibi.

Müslümanlar yeni hayatlar karşısında nasıl bir tutum içinde olacaklarını kestiremiyorlar. Kendi içlerindeki dağılmışlıkları da başlıca engelleri. Bunu giderek derinleştiriyorlar. Bu tutumları yüzünden gençlerin birbirlerine yaklaşımları da sorunlu oluyor. Gücü ellerine geçirenler diğer kesimlere ya kayıtsız kalıyorlar ya da acımasızlaşıyorlar.

Kültür coğrafyamızda dinin algılanışı da çevrelerin çıkarlarına ve anlayışlarına dönük oluyor. Özden uzaklaşma, medeniyet, tarih, kültür bilincinden uzaklaşmaları uçurumları büyütüyor güvensizliğe neden oluyor. Geçmişin acıları ya da sıkıntılarını bir kenara bırakma yerine bunları temel sorun olarak almaya devam ediyorlar. Yaklaşım sağlayacak adımların atılmayışı soğuklukların sürmesine neden oluyor.

Çevreler, Batı düşüncesinin etkisindedirler. Öyle ya da böyle hiç fark etmiyor. Zaman birçok şeyi unutturuyor. Geçmişin ideolojik keskinlikleri çoktan ortadan kalktı. Geçmişte kavgalı ve çatışmalı olanlar bugün bir aradadırlar.

Bugün yaşananlar da yarın unutulacak. Onlar da gerilimlerini çoktan unutacaklar. O zaman da yeni kuşaklar kendi yenilikleriyle gelecekler. Dün farklıydı, önceki gün de. Bunu on yıllara, yüz yıllara da ayırabiliriz.

İnsan her dönemde insandır. Her dönemin kendine özgü sorunları ve anlayışları var.

Bugün Müslümanların kayıtsızlıkları, ilgisizlikleri, daha çok bencillikleri ağır basıyor. Her insan onun sorumluluğunda. Her insanla olma, dil bağı kurma, sorunlarına ve sevinçlerine ortak olma inancının gereği.

Müslümanlar kendilerinden habersiz. Dil ve üslupları kendilerini temsil etmiyor ya da inançlarının çok uzağında. Sevgi dilleri, yaklaşımları yetersiz. Böyle olunca da insanların güvenleri, inançları azalıyor.

Kendinden küçük, aşağı görme sorumsuzluğu, gurur ve kibri asıl ayak bağı. Kendisinin de bir insan olduğunu unutuyor. Kişi güçlü olduğu zamanlar da bile zayıftır. Her şey bir an ve duruma bakıyor. Küçük bir sürçme, bir ayak kayması hayatını değiştiriyor.

Müslümanlar şiir dilini, nüktedanlığını, hikmetli deyişlerini unuttu. İnsanı tebessüm ettirecek bir söz bir davranış, bir yaklaşım çok şeyi değiştirir. Müslümanlar kendileri ve insanlık için hem bir çözüm hem de bir sorun. Çözüm olma yolunu tutturmadıkça asıl işlevinden uzaklaşıyor.

Google+ WhatsApp