Son Nefes İmanı

Son Nefes İmanı

Bizim toplumda böyle bir iman türü var. Sahip olduğumuz ondört asırlık müktesebatta yer tutmayan, bir iman türü bu. Tabii uzun yıllar kürsülerden serdedilen din anlatıları, böyle bir kabule-kanaate yol açmış, zihinlere silinmezcesine, sökülmezcesine kazınmış ve yer tutmuş. Elbette bu türlü imanı Kur’an onaylamaz-onaylamıyor. Bir kere iman, son nefese

Son Nefes İmanı

 

 

Bizim toplumda böyle bir iman türü var. Sahip olduğumuz ondört asırlık müktesebatta yer tutmayan, bir iman türü bu. Tabii uzun yıllar kürsülerden serdedilen din anlatıları, böyle bir kabule-kanaate yol açmış, zihinlere silinmezcesine, sökülmezcesine kazınmış ve yer tutmuş. Elbette bu türlü imanı Kur’an onaylamaz-onaylamıyor. Bir kere iman, son nefese sığacak-sığdırılacak kadar basit bir olgu değildir. Bu algıda dehşet bir hata var. Son nefes imanı firavun imanıdır. Ayeti okuyalım, “Ve İsrailoğullarını denizden geçirdik. Hemen ardından Firavun ve ordusu kin ve nefretle onların peşini takip etti. Nihayet boğulacağını anladığında şöyle yakardı: "Ben de, İsrailoğullarının inandığından başka ilah olmadığına inandım; artık ben de O'na kayıtsız şartsız teslim olanlardanım!" (Yunus 90) Bu mevzuda bir çok ayet zikredilebilir.

“Nihayet, ölüm gelip seni buluncaya dek Rabbine kulluğu (sürdür)!(Hicr 99) Bu ayette daimi yolda olmaya işaret var.

“Ey iman edenler! Allah'tan, sakınılması gerektiği gibi sakının ve sizler ancak Müslüman olarak can verin.” (Al-i İmran 102) Bu ayette de takva ile yaşamanın, Müslüman olarak ölme imkanına ulaştıracağına vurgu yapılıyor.

“O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır.”(Mülk 2) Bu ayette de ölüme kadar tüm hayatın sınav amaçlı olduğu beyan buyuruluyor.

Bir kere son nefes imanı, zor nefes imanıdır.

Bol nefes imanıdır aslolan.

Nefesin sonu, bolu mu olur diye sormayın, olur tabii.

Bol bol nefes alma zamanlarında fırsatı değerlendirmeyen kişi, işini zor zamana-sona bırakmışsa yaş işe imza atmış demektir.

Son nefeste iman hususu nedense kabul görmüş, insanımızın çoğu da buna bel bağlamışlar. Neden? Çünkü son anda işi kotaracak-bitirecek.

Bu tavrı besleyen yanlış algıyı tahlil sadedinde, şöyle bir teşbih yapsak yanlış olmaz sanırım.

Bir işçi düşünelim mukavele imzalamış ve şartlara uyacağına söz vermiş ve işe başlamış, fakat ayın yirmi dokuz günü araziye uymuş, firar etmiş, kaytarmış, uyanıklık yapmış, kurnazlık etmiş, aklı sıra bunun çok da anormal bir durum olmadığına kani olmuş, ancak otuzuncu gün işe gelmiş ve maaş kuyruğunda hazır ve nazır olmuş. Az sonra alacağı maaş ile gelecek bir ayın ihtiyaçlarını karşılayacak.

İnsanı tebessüme sevk eden bir durum bu. Sanırım siz de tebessüm etmekten kendinizi alamamışsınızdır.

Genel bir kaidedir.

Bir işin başı neyse sonu da odur. Başlangıç ve bitiş arası yolda-yolculukta sağlam durmak, yere sağlam basmak, konsantre olmak, sorumluluk sahibi olmak, işe sarılmak, ciddi olmak, disiplinli hareket etmek, prensip ehli olmak, ilkeli durmak, görevi ifa-icra edip bitirinceye dek uyanık bulunmayı iktiza eder.

Bu genel bir kaidedir.

Dualarımızda ilhad var. Hatip son nefeste aşk ile meclise şehadet ettirirken duada ilhada sapıyor ve dinleyenlerin ilhadına yol açıyor.

Son nefes imanı gibi nevzuhur bir algının zihinlerde yer tutmasına meydan veriyor.

İşini sona-zora bırakan bir toplum oluşmasına yol açılıyor.

Hayat içinde her işini tehir etmeyi, ertelemeyi ahlak edinen bir topluma evriliyoruz.

Son nefes imanına bel bağlamak silik, pasif, sönük, risk taşıyan, her dolmuşa binmeye aday, bilgisiz, mukavemetsiz, bilinçsiz fertler ortaya çıkarıyor.

Bu nevzuhur yanlış algı, anlayışın hikmetli izahı da hepimize düşüyor.

 

 
Yasin Aydoğan
hilal haber

Google+ WhatsApp