Son Kale Aile

Son Kale Aile

Aile insanların birbirleriyle biyolojik ve/veya psikolojik bağlar neticesinde bir araya gelen, tarihsel anlamda birbirleriyle ekonomik bağları olan ve kendilerini ev halkının bir parçası olarak gören insanlardan oluşmaktadır. Ömür boyu hayatımızı paylaştığımız, bir arada

Son Kale Aile

 

Ömür boyu hayatımızı paylaştığımız, bir arada yaşadığımız yer aile yuvasıdır. Allah Teâlâ bizlere Kur’an-ı Kerim’de “Yanlarında rahatlayasınız huzur bulasınız diye size, kendi türünüzden eşler yaratması da Allah’ın ayetlerindendir. Aranıza sevgi ve merhamet de koymuştur. Bunda, düşünen bir topluluk için ayetler vardır.”(Rum/21) diye buyurmuştur.

Bu anlamda aile, insanlık tarihi kadar eskidir diyebiliriz. Fakat aile yapıları toplumdan topluma farklılık göstermiştir.

Bunlar:

Geniş aile, tek ebeveynli aile, (boşanmış veya ölmüş, bakımın tek ebeveyn tarafından yapıldığı ya da evlat edinilmiş çocuk veya çocuklardan oluşmaktadır). Tekrar evlenmiş aile, (karma/üvey) çift kariyerli aile, (her iki eşin çalıştığı aile) çocuksuz aile ve yaklaşık 20. yy. dan beri Amerika ve Avrupa’da normalin bir parçası olarak kabul edilen gay/lezbiyen aileler (eşcinsel evlilik) örnek olarak verilebilir.

Literatürde tanımlanan eşcinsellik hakkında “1974 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği ve daha sonra 1992 yılında Avrupalılar (ICD) eşcinselliğin sapıklık/sapkınlık olmadığı kararını almışlar ve bu kavramı hastalık sınıflandırmalarından çıkarmışlardır. Ancak anormal bir davranış olmadığını söylememişlerdir. Yani “eşcinsellik normal dışı bir davranıştır, sapkınlık değildir” demişlerdir. CİSED genel sekreteri Cinsel Terapist Psk. Gülüm Bacanak “ eşcinsellik; özgür bir tercihin değil, çocuklukta yaşanan travmaların bir sonucudur” demektedir.

Ayrıca, Eşcinselliğin çoğunlukla zor ve acı dolu bir sürecin sonunda oluşan bir durum olduğunu ifade eden Dr. Cem Keçe; “Eşcinselliğin nedenlerini anlamamız çok önemlidir. Çünkü önemli olan yaygınlaşmasının önlenmesidir. Eşcinselliğin nedenleri şunlardır: Rol modellerin yanlış alınması, hormonsal bozukluklar, çocukluk döneminde şiddete maruz kalmak, tacize ve tecavüze uğramak, çocuklukta karşı cinsle ilgili yaşanmış kötü bir deneyim, ciddi aile sorunları, aşırı otoriter bir babanın varlığı, baba veya figürlerinin çocuğun hayatında olmaması, aşırı duygusal veya içine kapalı bir yapıya sahip olunması, erken boşalma, iktidarsızlık, vajinismus veya disparoni gibi cinsel işlev bozuklukları nedeniyle yaşanan başarısız ve aşırı sorunlu cinsel deneyimler, genetik yatkınlık, yanlış yetiştirilme yani erkek çocukların kız gibi, kız çocuklarında erkek gibi yetiştirilmesi, ebeveynler başta olmak üzere yakın çevrede eşcinsel eğilimleri olan kişi veya kişilerin modellenmesi ve örnek alınması, kızların daha yumuşak tavırları olan erkekleri, erkeklerin ise daha erkeksi tavırları olan kızları aralarına alma eğilimleri, yazılı ve görsel medyanın eşcinselliği özendirici yayınları, vb. Eşcinsellik ailenin baskısına bir tepki sonucu da meydana gelebilir.

Yaptığımız çalışmalarda ve literatür bilgilerinde, sağlıklı ve mutlu bir aile ortamında yetişmiş ve herhangi bir travmaya maruz kalmamış ama eşcinsel bir yaşantı süren bir kişiye hiç rastlamadım. Çünkü eğer bir kişide eşcinsel bir yönelim varsa; mutlaka sağlıksız bir aile yapısı, sorunlu bir çocukluk ve cinsel travma mutlaka vardır” demektedir.

Evlilikteki rol paylaşımı çocuklar üzerindeki etkisi tartışılmazdır. Fakat unutmamalıdır ki eşlerdeki karı koca rolü, anne baba rollerinden önce gelir.

  • Bazı evliliklerde roller belirgindir.
  • Bazı evliliklerde ise çiftler rolleri eşit paylaşmayı seçerler (erkeğin ev işlerine yardım etmesi, çocuk bakımına yardımcı olması gibi)
  • İş birliği içerisinde davranabilmek ve gerekli durumlarda (hastalık, lohusalık gibi) rollerinde esneklik göstermeyi becerebilmek önemlidir!

Aile bireylerinin iletişim ve etkileşimindeki problemler, rollerdeki karmaşa, yetkilerin yersiz ve yanlış kullanılması, bu yapı içerisindeki mevcut olan dengeyi bozar. Nitekim yine Allah Teâla Nisa 34. Ayette erkeklerin kadınların koruyucusu olduğunu ve evi geçindirme konusunda sorumlu olduklarını bildirmektedir.

Dr. Cem Keçe’nin dikkat çektiği “sağlıklı ve mutlu bir aile ortamında yetişmiş ve herhangi bir travmaya maruz kalmamış ama eşcinsel bir yaşantı süren bir kişiye hiç rastlamadım” cümlesi bizim için çok büyük önem arz etmektedir. Her ne kadar Amerika ve Avrupa toplumlarında eşcinsellik bir aile tipi olarak tanımlanmaya başlamış olsa da ülkemizde eşcinsellik normal dışı bir davranıştır. İslam dini açısından bakıldığında ise eşcinsellik sapkınlıktır. Meşru sayılan karı koca ilişkisinden sapmadır. Kur’an-ı Kerim’de örnek olarak verilen Hz. Lut’un kavmi hakkında Şuara suresi 160-175, Hud Suresi 77-82 ve Hicr Suresi 61-77 arasındaki ayetlerde anlatıldığı gibi kavimde yaşanan cinsel (eşcinsel) sapmadan dolayı helak oldukları bildirilmektedir.

Meşru karı koca ilişkisi toplumda neslin devamı için olmazsa olmaz ön koşuldur. Aile, karı koca ilişkisinin yanında, sosyal ilişkilerin de içinde oluştuğu ilk birimdir. Eşcinselliğin toplumda yaygınlaşmaması için sağlıklı ailelerin zorunluluğuna dikkat çeken Sayın Keçe bir anlamda aileleri uyarmaktadır diyebiliriz.

Genel anlamda aralarında bulunan iletişim ve ilişkiden kaynaklı aileler; sağlıklı ve sağlıksız aileler diye iki ayrılırlar.

Sağlıklı bir ailenin temelinde sağlıklı bir çift ilişkisi yatmaktadır. Eşlerin sahip oldukları iletişim yetenekleri, birbirleriyle anlaşmaları, birbirlerine karşı sevgi ve muhabbet içeren tavırlar sergilemeleri, çocukların ruh sağlıklarını koruyabilmeleri için en güçlü anahtardır. Stres yüklü bir karı koca ilişkisi, ailenin tüm bireylerine doğrudan stres olarak yansır.

Sağlıklı bir evlilikte karı koca;

  • Birbirlerine sadıktırlar.
  • Birbirlerinin aynı zamanda arkadaşıdırlar.
  • Birbirlerine hem sevgi hem saygı duyarlar.
  • Birbirlerini oldukları gibi kabul etmeyi bilirler.
  • Geleceğe dair ortak ideallere sahiptirler.
  • Çatışmaları çözmeyi bilirler.
  • Birbirlerine duygu ve düşüncelerini net bir şekilde, korkmadan, kaygı duymadan ifade edebilirler.
  • Birbirlerine bağlılık ve güven duyarlar.
  • Birbirlerinin kişisel amaçlarını ve başarılarını desteklerler.
  • Düzenli ve sağlıklı bir cinsel hayat sürerler.
  • Birlikte yeterince zaman geçirirler.
  • Birlikte geçirdikleri zamandan zevk alırlar.
  • Maddi konulardan kaynaklanan problem yaşamazlar ya da problemlerini kolay çözerler.
  • Birbirlerinin ailelerinden kaynaklanan çok fazla çatışma yaşamazlar.
  • Çocukların yetiştirilmesinde ortak fikirlere sahiptirler.
  • Tartışma esnasında birbirlerini incitecek kelimeler sarf etmemeye özen gösterirler.
  • Birbirlerine karşı fiziksel şiddet uygulamazlar.
  • Dini ve politik görüşleri ortaktır veya en azından birbirlerinin görüşlerine saygı gösterirler.
  • Evliliklerine ait gerçekçi olmayan beklentiler yaşamazlar.
  • Evliliklerinde güç paylaşımı konusunda anlaşmaya varmışlardır.
  • Çocukların bakımı konusunda iş birliği içindedirler.
  • Birbirlerinin hataları karşısında affedici davranırlar.
  • Birbirlerine karşı destekleyici bir tavır içindedirler.

Sağlıklı ailelerde bulunan bu özelliklerden evliliğinizde hangileri var? Hepsi mi? Bir kısmı mı? Çok azı bile olsa bunlar sizin avantajlı yönlerinizdir… Bunları başarmış olmanız diğerlerini de gerçekleştirebileceğiniz anlamına gelmektedir! Unutmayalım Bakara 187. Ayette geçtiği gibi erkekler kadınların, kadınlar erkeklerin libasıdır. Eşler birbirlerinin eksikliklerini tamamlar, mahremiyetlerini muhafaza eder.

Sağlıksız ailelerde bulunan özellikler ise sağlıklı ailelerde bulunan özelliklerin tam tersidir.

Sağlıklı Bir Evliliğin Ne Gibi Kazançları ve Faydaları Bulunabilir? 

  • Sağlıklı bir evliliğe sahip bireylerin fiziksel ve ruhsal sağlıkları, evlenmeyenlere göre daha iyidir. Evli kişilerde kalp krizinden ölme, karaciğer sirozuna yakalanma ve intihar teşebbüs oranı, evli olmayanlara göre daha azdır.
  • Evlilerin ortalama yaşam süreleri evli olmayanlara göre daha uzundur.
  • Evli kişilerin gelir düzeyleri evli olmayanlara göre daha yüksektir.
  • Aynı faydalar, evli olmayan birlikteliklerde görülmemekte ve sağlıksız ailelerde bulunmamaktadır.
  • Ayrıca, sağlıksız evliliklerde aile bireylerinin bağışıklık sistemlerinin daha düşük olduğu, sık hastalandıkları, çocukların uyum güçlükleri çektiği görülmüştür.

Evliliğin Tuzu Biberi

Çiftin ilişkisine zarar veren, çatışmanın varlığı değil; çatışma sırasında asıl problemden uzaklaşmak, karşındakini incitici tavırlar içerisinde olmak, intikam, hırs, saldırı gibi negatif tavırlar sergilemek ve çatışmaların çözümsüzlükle sonuçlanması gibi durumlardır.

Her ilişkide çatışma vardır.

İletişim ve problem çözme becerilerini her çift öğrenmelidir.

Susma! Bir Şey Söyle!

Sürekli tartışan ve çatışmalı bir çift olmak ne kadar yorucu ve yıpratıcıysa eşlerden birinin var olan herhangi bir problemi tartışmaktan kaçınması, tartışma esnasında sürekli sessiz kalmayı tercih etmesi de aynı şekilde yıpratıcıdır.

Tek Taraflı da Olsa…

Eşlerden sadece birinin bile evlilik ilişkisini geliştirmek niyetiyle öğrendiklerini evde uygulamaya çalışması ve kendi sergilediği olumlu davranışlara örnek olması, diğer eş üzerinde mutlaka bir etki oluşturacaktır. Birinde meydana gelen bir değişiklik diğerlerini de etkiler. Şimdiye kadar yaptıklarınız bir işe yaramıyor ve çatışmanın artmasına sebebiyet veriyorsa tam tersi olumlu tavır sergilemeniz mutlaka dikkat çekecektir. Önemli olan olumlu davranışı sürekli yapmaktır.

Sağlıklı ailelerin sağlıksız aile yapılarından daha az problem yaşadıkları düşünülemez. Sağlıklı ailelerin, sağlıksız ailelerden bu konudaki tek farkı problemleriyle daha başarılı bir şekilde başa çıkabilmeleridir!

Sağlıklı aile yapısı, ailenin yaşam boyu geçireceği kriz durumlarına dayanmasını ve atlatmasını kolaylaştırır!

Altın Anahtar

  •  Her gün eşinizle birbirinize en azından ayıracağınız bir 10 dakikanız mutlaka olsun.
  •  Eşinizi psikolojik olarak desteklemek için her gün mutlaka herhangi bir şey yapmış olun.
  •  Aranızdaki sevgiye yatırım yapın.

Her Evlilik Kendine Özgü ve Özeldir!

Asla evliliğinizi başkalarının evlilikleriyle kıyaslamayın. Her aile parmak izi gibidir kendine özeldir. Kendi ilişkinize odaklanın. İlişkinizin neden farklı ve özel olduğunu düşünün. İlişkinizin olumlu yönlerine sahip çıkın.

Evlilik Bir Takım Oyunudur!

Her Konuda Aynı Düşünmek Zorunda mıyız?

İlişkinin yıllar içinde gelişmesiyle birlikte, çiftlerin arasında para, eğlence, ebeveynlik, ev hayatı gibi konularda ortak bir bakış açısı ve anlayışında gelişmesi beklenir. Fakat eşimiz bir konuda farklı düşündüğünde neden o konuda farklı düşündüğünü anlamaya çalışmalıyız. Anlamak için eşimizin kendisini ifade etmesine izin vermeliyiz. Cevap vermek için değil anlamak için dinlemeliyiz. İkisi farklı sonuçlar doğurmaktadır. Eşimizle ortak bir yargıya varabilmek ya da o konuda farklı düşünmesine saygı duymak iletişimi ve etkileşimi güçlendirir.

Can Kulağıyla Dinlemek

  • Eskilerin değişiyle can kulağıyla dinlemek bir beceridir. Üstelik dinlemek göründüğü kadar pasif bir fiil değildir.

Günümüzde aktif dinleme becerisi olarak adlandırılan süreç etkili iletişimin temel bir becerisi olarak kabul edilmektedir.

Aktif Dinlemek İçin

  • Öncelikle dinlerken yargılama, eleştirme gibi huyunuz varsa bundan vazgeçin.
  • Karşınızdakinin yaşadıklarını daha iyi anlamaya; ne hissettiğini ve ne tür duygular içinde olduğunu tıpkı onun gibi anlamaya çalışın.
  • Karşınızdaki kişiyi, anlatmak istediğini doya doya anlatabilmesi için cesaretlendirin.

Eşler Arasında Yakınlık ve Cinsellik

Bir Yastıkta Kırk Yıl

Sağlıklı işleyen bir cinsel hayat, eşleri birbirine bağlayıcı niteliğe sahiptir. Bu sayede eşler, aralarındaki yakınlık ve sevgiyi tazeleme şansı elde edebilirler.

Sağlıklı ve uzun süreli bir evlilik, doğru insanla evlenmiş olmaktan çok daha fazlasını gerektirir. Uzun yıllar sağlıklı bir evliliği yürüten çiftler;

  • Her evlilikte yaşanması muhtemel olan çatışmaları ve anlaşmazlıkları fazla uzatmadan başarıyla çözebilme becerisine sahiptirler.
  • Birbirlerine karşı, negatif davranışlardan daha çok pozitif davranışlar sergilerler.
  • Birbirlerine karşı affedicidirler.
  • Evliliklerine karşı fedakârdırlar.
  • Yaşamlarını birlikte geçirme amacına sahip olmanın yanı sıra birbirlerinin kişisel hayallerini ve çabalarını desteklerler.
  • Birbirlerine karşı bağlılık hissederler.
  • Birbirlerinin aileleriyle ilişkilerini geliştirmeye çaba gösterirler ve eşlerinin aileleriyle olan sorunları aralarında probleme dönüştürmemeye gayret gösterirler.
  • Sağlıklı aileler, ailenin yaşam boyu karşılaşabileceği değişim ve gelişmelere bağlı olarak kurallarını esnetebilirler. Katı kuralları olan aileler ise değişime kapalıdırlar ve işe yaramayan aynı cevapları tekrarlama, uygunsuz ve sert tepkiler verme, yozlaşma ve kaosa sürüklenme gibi eğilimlere yatkındırlar.

Beş Sağlıksız Aile Alışkanlığını Sağlıklı Yapıya Çevirmek için;

1- Kaba konuşmak: En yakın arkadaşınıza sarf etmeyeceğiniz hiçbir cümleyi aile üyelerinize de sarf etmeyin.

2- Kötü davranmak: Ailenize verdiğiniz kıymet aslında sizin kendi kıymetinizdir.

3- Sevgiyi esirgemek: Ailenize verdiğiniz sevgi katlanarak artmaktadır.

4- Takdir etmemek: Aile üyelerinize, onlarla gurur duyduğunuzu, başarılarını takdir ettiğinizi, hayallerini desteklediğinizi söyleyin.

5- Küskünlükleri uzatmak: Çatışma çözme konusundaki becerilerinizi geliştirmeye gayret gösterin.

Kısaca özetleyecek olursak sağlıklı aileler demek, refah düzeyi yüksek bir toplum demektir. Sağlıklı ailede yetişen çocuklar göz aydınlığımız, salih amelimiz olabilirler. Toplumda meydana gelebilecek her tür sapkın aile yapısına (birlikteliğine) set çekmek adına, sağlıklı aile becerilerini kazanmak için çaba sarf etmeliyiz.

Onlar şöyle dua ederler: “Sahibimiz! Bize göz bebeği eşler ve göz bebeği evlatlar ver. Bizi kendini koruyanların başında(önder, rehber) eyle”, (Furkan/74)

Gayret Bizden İkram ve Tevfik Allah’tandır.

 

Mürüvvet ÇALIŞKAN/Aile Danışmanı-Ceride i İlmiyye

Google+ WhatsApp